O halde biz tasarımcılar, kendimizi yeniden keşfetmek zorundayız.Und, seien wir ehrlich, Designer, wir müssen uns selbst neu erfinden.
O halde biz tasarımcılar, kendimizi yeniden keşfetmek zorundayız.Và hãy đối mặt với nó, những người thiết kế, chúng ta cần làm mới mình.
O halde biz tasarımcılar, kendimizi yeniden keşfetmek zorundayız.Και, ας μην κρυβόμαστε, οι designers πρέπει να επαναπροσδιορίσουμε το ρόλο μας.
O halde biz tasarımcılar, kendimizi yeniden keşfetmek zorundayız.И давайте признаем, дизайнеры, мы должны изобретать себя заново.
O halde biz tasarımcılar, kendimizi yeniden keşfetmek zorundayız.И нека си признаем, дизайнери, ние трябва да се преобразим.
O halde biz tasarımcılar, kendimizi yeniden keşfetmek zorundayız.ובוא נודה בזה, מעצבים, אנחנו צרכים להמציא עצמנו מחדש.
O halde biz tasarımcılar, kendimizi yeniden keşfetmek zorundayız.لنكن واقعيين, المصممين, نحتاج لاعادة اختراع أنفسنا.
O halde biz tasarımcılar, kendimizi yeniden keşfetmek zorundayız.重要な物事を自ら学び直し
Ölümle ilgili. Ve tüm bu yıkıntı arasında idealizmi yeniden keşfetmekle ilgili.E é sobre redescobrir o idealismo em todos esses destroços.
Ölümle ilgili. Ve tüm bu yıkıntı arasında idealizmi yeniden keşfetmekle ilgili.Έχει να κάνει με το θάνατο και με την εκ νέου ανακάλυψη του ιδεαλισμού μέσα από τα συντρίμμια.
Onlara Madam Bovary'nin olay örgüsünü verdim. Yine, keşfetmekten büyülendikleri bir kitap."Kärlekstokig immigrant dödar senatorsdotter"
Onlara Madam Bovary'nin olay örgüsünü verdim. Yine, keşfetmekten büyülendikleri bir kitap.Les di el argumento de Madame Bovary otro libro que les encantó descubrir y escribieron:
Onların ne olduğunu bulun. Böylece keşfetmek, öğrenmek ve öğretmek için kendi yolunuzu tayin etmiş olursunuz.Βρείτε ποια είναι, και θα βρείτε τον δικό σας τρόπο να ανακαλύπτετε, να μαθαίνετε, να διδάσκετε.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Amikor aznap délután felébredtem, sokkolt a felfedezés, hogy még mindig élek.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Când m-am trezit ceva mai târziu în aceeași după-masă, am fost mirată să descopăr că încă sunt în viață.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Cuando luego me desperté, esa tarde, me sorprendí al descubrir que seguía viva.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Da jeg vågnede senere den eftermiddag, var jeg chokeret over at opdage, at jeg stadig var i live.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Když jsem se probudila později toho odpoledne, šokovalo mě, že jsem stále naživu.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Keď som sa neskôr poobede prebrala, so šokom som zistila, že stále žijem.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Khi tôi tỉnh dậy vào buổi chiều, tôi bị sốc khi thấy rằng mình vẫn còn sống.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.제가 아직도 살아있는 것을 발견하고 충격을 받았어요.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Ko sem se prebudila kasneje tistega popoldneva, sem šokirana ugotovila, da sem še vedno živa.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.När jag vaknade senare den eftermiddagen var jag chockad över att upptäcka att jag fortfarande var vid liv.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Obudziłam się wieczorem tego samego dnia. Byłam zaskoczona, że ciągle żyję.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Quando acordei nessa tarde, fiquei chocada ao descobrir que ainda estava viva.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Quando mi sono svegliata più tardi quel pomeriggio, ero sconvolta scoprendo di essere ancora viva.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Toen ik later die middag bijkwam, ontdekte ik tot mijn schrik dat ik nog leefde.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Waktu saya bangun pada siang harinya, saya kaget waktu menemukan bahwa saya masih hidup.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Όταν ξύπνησα αργότερα το ίδιο απόγευμα, σοκαρίστηκα που ανακάλυψα ότι ήμουν ακόμα ζωντανή.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Когато се събудих по-късно същия следобед, шокирана установих, че все още съм жива.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Коли я прокинулася пізніше того дня, то була шокована від того, що все ще жива.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.Позднее, придя в себя, я была в шоке от того, что всё ещё жива.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.כשהתעוררתי מאוחר יותר, בערב, הזדעזעתי לגלות שאני עדיין בחיים.
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.عندما استيقظت بعد الظهر، كنت مصدومة
O öğleden sonra geç vakit kendime geldiğimde, hâlâ hayatta olduğumu keşfetmek beni şoke etti.驚きました 私は自分の魂が諦めるのを感じたとき
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Daí em diante, já que estava nesse enorme mundo empolgante, queria explorá-lo todo.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Dès lors que je faisais partie de cet immense et excitant environnement, j'ai voulu tout explorer.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.E da allora in poi, visto che ero in questo enorme ed eccitante mondo, ho voluto esplorarlo tutto.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.그 때부터 대단히 흥미로운 세계가 펼쳐지기 시작했어요. 단번에 전부 탐험하고 싶었죠. 물론 불가능하다는 것도 알지만요.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Și de atunci, deoarece eram în această nouă lume captivantă, am vrut să explorez tot.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Sindsdien bevond ik me in die grote, spannende wereld, die ik helemaal wilde verkennen.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Từ lúc đó, và vì bây giờ tôi đã ở trong thế giới thú vị ấy, tôi muốn khám phá tất cả.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Und von da an, da ich jetzt in dieser großen aufregenden Welt war, wollte ich alles erforschen.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Y a partir de entonces, puesto que ya estaba en este mundo enorme y emocionante, quería explorarlo todo.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Z chwilą, gdy znalazłam się w tym fascynującym świecie, chciałam badać wszystko na raz.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.Από τότε, καθώς βρισκόμουν πλέον σε αυτό τον τεράστιο, συναρπαστικό κόσμο, ήθελα να εξερευνήσω τα πάντα.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.И оттам нататък, тъй като вече бях в този огромен и вълнуващ свят, исках да го изследвам целия.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.ומאותו רגע רציתי לחקור את כולו, רציתי הכל בבת אחת, אבל ידעתי שזה לא אפשרי.
O zamandan beri, bu büyük ve heyecanlı dünyanın içine girdiğim için hepsini keşfetmek istedim.全てを学びたいと思いました 実際は無理と知りつつも一度に全部知りたいと思っていました そしてたまたまガン幹細胞というものに遭遇しました
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?A gdybyśmy tak wyruszyli poszukać jakichś przygód?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?Alors que diriez-vous de quelque chose comme ça pour redécouvrir notre sens de l'aventure ?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?Ce-ați zice de o husă ca asta ca să redescoperim gustul aventurii?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?Che ne dite allora di qualcosa del genere per riscoprire il nostro senso dell'avventura?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?Entonces, ¿qué tal algo así para redescubrir nuestro sentido de la aventura?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?Jadi bagaimana dengan menemukan kembali indra petualangan kita?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?Kaj pa nekaj takega, da bi zopet odkrili naš smisel za dogodivščino?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?우리의 모험심을 재발견하는 그런 여행은 어떨까요?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?Of zoiets om ons gevoel van avontuur te herontdekken?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?Que tal, então, uma coisa como esta para redescobrir o nosso sentido de aventura?
O zaman macera duygumuzu yeniden keşfetmek için şuna benzer bir şeye ne dersiniz?Så hvad med noget ligesom dette til at genopdage vores sans for eventyr?