keşfedilmemiş ile cümle
keşfedilmemiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Galaksinin Yay ve Perse takım yıldızı bölümleri binlerce yıl keşfedilmemiş olarak kaldı.The Sagittarius and Perseus Arms of the galaxy remained unexplored for thousands of years.
Galaksinin Yay ve Kahraman kolları binlerce yıl keşfedilmemiş olarak kaldı.The Sagittarius and Perseus Arms of the galaxy remained unexplored for thousands of years.
Deniz dibi hala keşfedilmemiş.The sea bottom is still unexplored.
Biz burada keşfedilmemiş bölgedeyiz.We're in uncharted territory here.
Okyanusun derin katmanları hâlâ neredeyse keşfedilmemiş.The deep layers of the ocean is still almost unexplored.
Virüsler hala yeryüzünde keşfedilmemiş genetik çeşitliliğin en büyük rezervuarlarından biridir.Viruses are still one of the largest reservoirs of unexplored genetic diversity on Earth.
Çünkü sonar daha keşfedilmemişti.Sonar's remains were not found.
Buradan tarihi eserler çıkmaktadır daha henüz keşfedilmemiştir.If he comes from the same planet, it has not yet been revealed.
2012 yılında Lonely Planet, Utrecht'i "Henüz keşfedilmemiş 10 yer" listesine dahil etmiştir.In 2012, Lonely Planet included Utrecht in the top 10 of the world’s unsung places.
Bu macerada onları bir sürü macera ve keşfedilmemiş yeni yerler bekliyor.All this has made her open to new environments and unexpected encounters.
Diğer keşfedilmemiş yanardağlar potansiyel olarak aktif olabilir.Other dormant volcanoes may potentially be active.
Yazarların keşfedilmemiş ve yayımlanmış çalışmalarını içermektedir.The League is composed of published and unpublished writers.
Bu kısımdaki yeni elementlerin hiçbiri henüz sentezlenmemiş ya da doğada keşfedilmemiştir.Despite many searches, no elements in this region have been synthesized or discovered in nature.
Formüle göre, Mars ile Jüpiter arasında keşfedilmemiş bir gezegen olmalıdır.It was inspired in part by theories about a possible disintegrated planet between Mars and Jupiter.
Keşfedilmemiş İngiltere topraklarına baskın yapmıştır.She arrived in England on an unrecorded date.
18. yüzyılda Ekvator'un güneyinde keşfedilmemiş topraklar olduğuna inanılıyordu.At a later date, it is not known in which century, the south aisle was demolished.
Sağ tarafta ise keşfedilmemiş durumlar var.And then off to the rigtht, we have the unexplored.
Sınırımız var, keşfedilmemiş bölgemiz var, ve keşfedilmiş bölgemiz var.We have the frontier. We have the unexplored region, and we have the explored region.
Korunabilir olan daha önce keşfedilmemiş buluşlardır.Finally patents. So what's protectable are non-obvious inventions.
Bizim devam etmemize izin veren, derinlere doğru yeni ve keşfedilmemiş bir yol.Ways that might allow us to go on, down a new and uncharted road.
Kesip parçalara ayırmak ve keşfedilmemiş katlarına bakmak istedim.I wanted to dissect it and look into its unseen layers.
Ve madenlerin keşfedilmemiş bir dünya olduğunu farkettimAnd I realized that this was a world unseen.
Aslında tanımıyorsunuz, çünkü büyük bölümü keşfedilmemiş durumda.Actually, you don't know it, because most of it's unexplored.
Bu demektir ki, büyük ölçüde keşfedilmemiş bir gezegende yaşıyoruz.That means, we're living on a planet that's mostly unexplored.
Aslında, biz çoğu keşfedilmemiş bir gezegende yaşıyoruz.In fact, we live on a mostly unexplored planet.
Esrar: Bilinmeyen, anlaşılmayan veya keşfedilmemiş şeyler.Mystery: anything that is still unknown, not understood or discovered.
Unutma, esrar şu an bilinmeyen, anlaşılmayan veya keşfedilmemiş şeylere verdiğimiz ad.Remember: Mystery is anything that is still unknown, not understood or discovered.
Son derece basit ama keşfedilmemiş bir fikirdir.That's a strangely simple, and yet unexplored idea, right?
Bunun keşfedilmemiş antik bir metni okumak gibi olacağını düşünüyor.She thinks it will be just like reading an undiscovered antique text.
Keşfedilmemiş sahiller ve güzel yemekler başlıca cezbedici özellikler arasında yer alıyor.Unexplored beaches and good food are the main attractions.
Bölge çoğunlukla keşfedilmemiştir.The area is mostly unexplored.
Alan şu anda nispeten keşfedilmemiştir ve yaklaşık 4600 metreden oluşmaktadır.The area currently consists of approximately 4600 meters on relatively unexplored mountains.
Şimdiye kadar hiçbir vulkanoid keşfedilmemiştir, var olup olmadıkları henüz belli değildir.So far, no vulcanoids have been discovered, and it is not yet clear whether any exist.
Keşfedilmemiş bir bilimsel bağlantıya benzeyen varsayımsal hiçbir şey varsayılamayabilir.It may assume nothing conjectural that would be analogous to an undiscovered scientific link.
Adamlarını keşfedilmemiş bir bölgenin kalbine götüren izsiz bataklıklarda yürüdüler.They hiked through the trackless swamps leading their men into the heart of an unexplored territory.
Formüle göre, Mars ile Jüpiter arasında keşfedilmemiş bir gezegen olmalıdır.Heute geht man deshalb davon aus, dass es nie einen Planeten zwischen Mars und Jupiter gab.
Daha çok yeni ticaret yolları bulmak, keşfedilmemiş bölgelerdeki kaynaklara ulaşmak temel hedefti.Diese haben die Aufgabe, in unbekannten Gebieten nach neuen Nahrungsquellen zu suchen.
Doğanın keşfedilmemiş yönlerini ve insanın bilinmeyen yönlerini araştırmak.Noch ungeklärte Naturgesetze und die im Menschen verborgenen Kräfte zu erforschen.
Halley adını taşıyan kuyruklu yıldız, sanılanın aksine Edmund Halley tarafından keşfedilmemiştir.Der Halleysche Komet wurde nicht von Edmund Halley entdeckt, sondern war schon früher bekannt.
Keşfedilmemiş İngiltere topraklarına baskın yapmıştır.Wegweister durch ein unvergessenes Land.
Virüsler hala yeryüzünde keşfedilmemiş genetik çeşitliliğin en büyük rezervuarlarından biridir.Ils restent l'un des plus grands réservoirs de diversité génétique inexplorés sur la planète.
Diğer keşfedilmemiş yanardağlar potansiyel olarak aktif olabilir.D'autres volcans endormis peuvent être potentiellement actifs.
Gebiz henüz keşfedilmemiş turizm potansiyeline sahip önemli bir yerleşim yeridir.La municipalité possède un certain potentiel touristique encore peu exploité.
Neptün'ün ötesindeki alan ya da "Neptün ötesi bölge", hâlâ büyük oranda keşfedilmemiş durumdadır.La zone au-delà de Neptune, souvent appelée région transneptunienne, est toujours largement inexplorée.
Graviton henüz keşfedilmemiştir.La pochette n'a pas encore été dévoilée.
Toprağın %70'i hâlâ keşfedilmemiş ormanlardan oluşur.Environ 40 % des stocks sont constitués de ressources non découvertes.
Bazı türleri son yirmi yılda tanımlanmıştır ve başka türlerin henüz keşfedilmemiş olması mümkündür.Cerca de 38 especies han sido descritas y se creen que existen varias que aún no han sido descubiertas.
Yazarların keşfedilmemiş ve yayımlanmış çalışmalarını içermektedir.El contenido incluye obras tanto de autores desconocidos como conocidos.
Virüsler hala yeryüzünde keşfedilmemiş genetik çeşitliliğin en büyük rezervuarlarından biridir.I virus sono ancora una delle più grandi riserve di diversità genetica inesplorate sulla Terra.
Adada aynı zamanda hiç keşfedilmemiş flora ve fauna mevcuttur.Nella riserva ci sono flora e fauna ancora incontaminate.
Neptün'ün ötesindeki alan ya da "Neptün ötesi bölge", hâlâ büyük oranda keşfedilmemiş durumdadır.La zona al di là di Nettuno, detta "regione trans-nettuniana", è ancora in gran parte inesplorata.
Bu kısımdaki yeni elementlerin hiçbiri henüz sentezlenmemiş ya da doğada keşfedilmemiştir.Ancora non è stato scoperto o sintetizzato nessun elemento di questa regione.
Doğanın keşfedilmemiş yönlerini ve insanın bilinmeyen yönlerini araştırmak.Исследование неизвестных законов природы и скрытых способностей человека.
Formüle göre, Mars ile Jüpiter arasında keşfedilmemiş bir gezegen olmalıdır.После этого Боде призвал начать поиски недостающей планеты между Марсом и Юпитером.
2012 yılında Lonely Planet, Utrecht'i "Henüz keşfedilmemiş 10 yer" listesine dahil etmiştir.В 2011 году Икитос занял на 6 место в рейтинге «10 выдающихся городов», составленном Lonely Planet.
İsim en sonunda Uzay Yolu VI: Keşfedilmemiş Ülke ile resmiyet kazandı.Последний фильм, снятый при его жизни — «Звёздный путь VI: Неоткрытая страна».
Ay yüzeyinin önemli bir bölümü keşfedilmemiş olup bir dizi jeolojik soru cevapsız kalmaktadır.وحتى الآن لم يُستكشف بعد جزءٌ ضخمٌ من السطح القمري وما زال هناك عددٌ من الأسئلة الجيولوجية بلا إجابات.
Gebiz henüz keşfedilmemiş turizm potansiyeline sahip önemli bir yerleşim yeridir.O município tem um grande potencial turístico, ainda inexplorado.
Yazarların keşfedilmemiş ve yayımlanmış çalışmalarını içermektedir.O conteúdo inclui obras tanto de autores desconhecidos como conhecidos.
Yeraltı kaynakları uzun ömürlü ve daha keşfedilmemiştir.O deserto é quase inabitado e pouco explorado.