kazanması ile cümle
kazanması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ancak bütün bu tartışmalar Warhol'un para kazanmasına da yetmemiştir.אין פלא שבכל המסיבות האלה הוא קיבל בלי הסוס את מתנתו של קרומיי.
1936'da Halk Cephesi'nin seçim zaferini kazanmasıyla iktidar tarafından dışlandı ve aşırı sağa geçti.בבחירות הכלליות של 1936, החזית העממית זכתה במירב הקולות, והביסה את הימין.
Netenyahu’nun ön seçimlerin favorisi Shimon Peres’e karşı kazanması birçok kişiyi şaşırttı.Победата на Нетаняху над Шимон Перес изненадва мнозина.
Bulgaristan'ın bağımsızlığını kazanmasının ardından yerel halk, Türk sembolünü indirip yaktı.След Освобождението местните хора свалят и изгарят турския символ.
Spurs ile bir şampiyonluk kazanmasına rağmen Parker'ın geleceği üzerine şüphe bulutları dolaşıyordu.Въпреки спечелената титла има съмнения за бъдещето на Паркър.
Londra'nın kazanmasına tepkisi: "Daha başka ne yapabilirdik bilmiyorum.След като домакинството бе дадено на Лондон, той горчиво казва "Не знам какво още можехме да направим.
İlk yılında MVP ödülünü kazanmasına rağmen takımının kötü gidişine dur diyemedi.Въпреки, че печели купата на ФА през своята първа година, неговото управление не е успешно.
X-Factor Ukraine yarışması'nın altıncı sezonunu kazanmasından sonra ünlenmiştir.Proslavio se pobjedom u šestoj sezoni emisije X-Factor Ukrajina.
Olumsuzluk eki, bir cümlenin olumsuz anlam kazanmasını sağlayan ek; yapım eki.Predrasude trga - pogrešno razumijevanje riječi.
Öğrencinin kontrol kazanmasını sağlar.Od učenika zahtijeva poštovanje.
Surinam'ın 1975'te bağımsızlığını kazanmasıyla Surinam'dan bir göç dalgası yaşandı.Konačno je Surinam dobio samostalnost 1975. godine.
Bulgaristan'ın bağımsızlığını kazanmasının ardından yerel halk, Türk sembolünü indirip yaktı.Nakon oslobođenja od Turaka, lokalni ljudi su uništili taj turski simbol.
Demonolojinin en önemli özelliği insanların cinler yardımıyla güç kazanmasını sağlamasıdır.Glavni cilj ovog reality formata je pomoći ljudi s prekomjernom težinom.
Ödülün veriliş amacı matematiğin, özellikle gençler arasında, yaygınlaşması ve prestij kazanmasıdır.Cieľom ceny je propagácia a zvyšovanie prestíže matematiky, najmä medzi mládežou.
Savaştan sonra, Olimpiyat Oyunları'nın yeniden önem kazanmasında önemli rol oynadı.Zohral významnú úlohu pri obnove olympijského hnutia po vojne.
En büyük başarısı da British Touring Car Championship’i kazanmasıydı.Najpopulárnejší bol v pretekoch série Japanese Touring Car Championship.
Bu da arbitratörün bankalarla bankalar aleyhinde işlem yaparak para kazanmasına olanak verir.Konkrétny štát únie teda môže zakázať financovanie potratov z peňazí daňových poplatníkov.
Abraham Lincoln'ün seçimleri kazanmasıyla başkan yardımcısı oldu.Prezident Abraham Lincoln však musel za svoje presvedčenie zaplatiť životom.
Bu görevinde Namibya'nın 1990'da bağımsızlığını kazanmasında önemli rol oynadı.Rozhodujúcu úlohu pre získanie nezávislosti však zohrala Veľká Británia.
Bunu Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) güvenini kazanması izledi.Država je tako poplačala svoj dolg Mednarodnemu denarnemu skladu (IMF).
Set point (set sayısı); Herhangi bir oyuncunun bir seti kazanması için gerekli olan son sayıdır.Pri načinu »last man standing« ima vsak igralec omejeno število življenj; zmaga zadnji preživeli.
YouTube'un popülerliği birçok YouTube kullanıcısının İnternet'te ün kazanmasına neden olmuştur.Obstaja več različnih vrst oglasov, s katerimi lahko Youtube ustvarjalci služijo denar.
Profesyonel müzik hayatı ise on beş yaşında Rönesans Yolu isimli yarışmayı kazanmasıyla başladı.Profesionaliai dainuoti pradėjo nuo 15 metų, kai laimėjo muzikos konkursą Road to Renaissance.
Beşinci maçta Rockets kazanmasına rağmen altıncı maçı kaybetti.Nors pralaimėjo 5-ąją partiją – laimėjo 6-ąją.
Amerikan Bağımsızlık Savaşı 1783 yılında ABD'nin bağımsızlığını kazanmasıyla sonuçlandı.1783 m. JAV galutinai pasiekė pergalę Nepriklausomybės kare.
Hekatonkheir'ler kendisinin Titanlar üzerinde zafer kazanmasına yardım ettiler.Išlaisvino hekantonheirus, kad padėtų kovoja su titanais.
Kazanmasının ardından, Universal Music Group ile imzalandı.Jis pasirašęs sutartį su „Universal Music Baltics“.
YouTube'un popülerliği birçok YouTube kullanıcısının İnternet'te ün kazanmasına neden olmuştur.Žaismas YouTube evoliucionuoja, nes kai kurie YouTube vartotojai gauna pinigus už jų įkeltą turinį.
Bu her tarzdan yazarın kazanması için mükemmel bir şanstı.Seda teeb iga väärikas kirjanik.
Savaşı faşistlerin kazanması sonrasında 1939 yılında Fransa üzerinden Meksika'ya göç etmek zorunda kaldı.Pärast Franco võitu emigreerus ta 1939. aastal Mehhikosse.
Mark Allen, son Dünya Şampiyonu Ronnie O'Sullivan karşısında 13-11 kazanmasını bildi.Maailmameistritiitlit pidi kaitsma Ronnie O'Sullivan.
Böylece takımının 2-1 kazanmasına katkısı oldu.Pärast seda õnnestus meeskonnal kaotusseis 2:1 eduseisuks viia.
Kendisi öylesine bu kabiliyet yarışmasına katıldıysa'da bu onun kazanmasına sebep oldu.Kui ta jõuab säärase täiuslikkuse piirini, teeb see talle rõõmu.
Montoya ise 10 puan kazanmasına rağmen 50 puanla Schumacher'in arkasında 5. sırada yer almıştır.Kuid ometi oli ta veel enne viimast etappi punktiga taga 5 etappi võitnud Schumacherist.
Amerikan Bağımsızlık Savaşı 1783 yılında ABD'nin bağımsızlığını kazanmasıyla sonuçlandı.Ameeriklaste kaotused olid väiksemad ja nad võitsid Ameerika Iseseisvussõja 1781.a.
En önemli başarısı 2004 Fransa Açık'nı kazanmasıdır.2004. aasta EM-valikgrupi võitis Prantsusmaa täiseduga.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.1000人に予防接種したのと同じになります たとえ1人か2人の免疫のない人が感染しても
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.그들 가운데 960명의 사람들만 면역시키면 이것은 우리가 100%를 면역시킨 것과 같게 됩니다.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Als we er 960 vaccineren is dat net zo goed als wanneer we iedereen vaccineerden.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Dacă imunizăm 960 dintre ei, e ca și cum i-am fi imunizat în proporție de 100%.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Ha immúnissá teszünk közülük 960-at, egyenlő azzal, mintha mindenkit imúnnissá tettünk volna.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Jeśli zaszczepimy 960 osób, to prawie tak jakbyśmy zaszczepili sto procent.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Kalau kita mengimunisasi 960 orang, itu seperti kita sudah mengimunisasi seratus persen.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Nếu ta miễn nhiễm cho 960 người trong số họ, cũng giống như đã miễn nhiễm 100%.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Om vi immunisera 960 av dem, så är det som om vi hade immuniserat hundra [procent] av dem.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Oočkujeme-li 960 z nich, je to, jako bychom oočkovali sto [procent].
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Se imunizarmos 960, é como se tivéssemos imunizado cem [porcento].
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Se ne immunizziamo 960 è come se ne avessimo immunizzati il 100%.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Si inmunizamos a 960 de ellos es como si hubiéramos inmunizado al 100% de ellos.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Si nous immunisons 960 d'entre eux, c'est comme si nous avions vacciné la population tout entière.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Wenn wir 960 von ihnen immunisieren ist es als ob wir hundert [Prozent ]von ihnen immunisiert hätten.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Αν ανοσοποιήσουμε 960 απ' αυτούς, είναι σα να είχαμε ανοσοποιήσει το 100% αυτών.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Ако имунизираме 960 от тях, ще бъде същото, както ако имунизираме сто [процента] от тях.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.Если мы иммунизируем 960 из них, получится, что мы сделали невосприимчивыми к инфекции 100% населения.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.אם נחסן 960 מהם כאילו חיסנו מאה [אחוזים] מהם.
960 kişinin bağışıklık kazanması; topluğun hepsinin bağışıklık kazanması ile eşdeğerdir.إذا حصنا ٩٦٠ منهم كأنه إذا قمنا بتحصين مئة منهم
ABD dolarına karşı değer kazanmasını istemeyebilir.A vypadá, že to je to, co se opravdu děje.
Alınması gereken riskler ve mücadeleyi kazanması gereken gerçek yaşayan kişiler var.Có những rủi ro được đưa ra và những người thực đang chiến thắng cuộc đấu tranh.
Alınması gereken riskler ve mücadeleyi kazanması gereken gerçek yaşayan kişiler var.Há riscos que temos que correr há pessoas que estão a ganhar essa luta.
Alınması gereken riskler ve mücadeleyi kazanması gereken gerçek yaşayan kişiler var.Il faut une prise de risques et des gens actifs pour gagner la lutte.