kazanması ile cümle

kazanması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Bir objenin ivme kazanması, ya da hızlanması için, bir kuvvet uygulanması gerekir.Чтобы тело увеличило скорость движения, должна быть приложена сила.
Bir objenin ivme kazanması, ya da hızlanması için, bir kuvvet uygulanması gerekir.Щоб об'єкт прискорився чи розігнався, повинна застосуватися сила.
Bir objenin ivme kazanması, ya da hızlanması için, bir kuvvet uygulanması gerekir.כדי לגרום לחפץ להאיץ, או להגביר מהירות, כוח צריך להיות מופעל.
Bir objenin ivme kazanması, ya da hızlanması için, bir kuvvet uygulanması gerekir.أي لدفع أي جسم للتسارع أو لزيادة سرعته يجب تطبيق قوة عليه
Bir objenin ivme kazanması, ya da hızlanması için, bir kuvvet uygulanması gerekir.力を加える必要があります 大きな力を加えるほど
Brezilya portakalı suyu kazanması.브라질산 오렌지 주스를 한 방울씩 먹을 수 있었기 때문이죠.
Brezilya portakalı suyu kazanması.Nó được thưởng một giọt nước cam Brazil,
Brezilya portakalı suyu kazanması.היא מקבלת טיפה של מיץ תפוזים ברזילאי.
Brezilya portakalı suyu kazanması.تتحصّل على قطرة عصير برتقال برازيليّ.
Brezilya portakalı suyu kazanması.オレンジジュースさえあれば
Bunu çözmek istedik, çünkü eğer bunu çözebilirsek hücrelerin direnç kazanmasının önüne geçebilecektik.Als we dit konden uitknobbelen, waren we misschien in staat om dat resistent worden te voorkomen.
Bunu çözmek istedik, çünkü eğer bunu çözebilirsek hücrelerin direnç kazanmasının önüne geçebilecektik.Chcieliśmy się tego dowiedzieć, ponieważ rozumiejąc ten proces moglibyśmy zapobiegać temu uodparnianiu.
Bunu çözmek istedik, çünkü eğer bunu çözebilirsek hücrelerin direnç kazanmasının önüne geçebilecektik.Et nous avons voulu le découvrir parce qu'en comprenant cela, nous pourrions empêcher la résistance.
Bunu çözmek istedik, çünkü eğer bunu çözebilirsek hücrelerin direnç kazanmasının önüne geçebilecektik.만일 우리가 이런 내성이 왜 생기는지를 알게 된다면 그 저항이 생기지 않도록도 막을 수 있을 것이기 때문에 연구를 하고 싶었습니다.
Bunu çözmek istedik, çünkü eğer bunu çözebilirsek hücrelerin direnç kazanmasının önüne geçebilecektik.Queríamos averiguar esto porque de hacerlo tal vez podríamos evitar esa resistencia.
Bunu çözmek istedik, çünkü eğer bunu çözebilirsek hücrelerin direnç kazanmasının önüne geçebilecektik.Мы хотели это понять, потому что тогда мы могли бы предотвратить устойчивость раковых клеток.
Bunu çözmek istedik, çünkü eğer bunu çözebilirsek hücrelerin direnç kazanmasının önüne geçebilecektik.ורצינו להבין את זה, כי אם נצליח אז אולי נהיה מסוגלים למנוע מהעמידות הזאת בכלל להתרחש.
Bunu çözmek istedik, çünkü eğer bunu çözebilirsek hücrelerin direnç kazanmasının önüne geçebilecektik.وأردنا أن نكتشف ذلك لأننا إن اكتشفناه .قد نتمكن من منع حدوث هذه المقاومة في أي وقت
Bunu çözmek istedik, çünkü eğer bunu çözebilirsek hücrelerin direnç kazanmasının önüne geçebilecektik.そのような耐性ができるのを 防ぐことだって できるかもしれません それが私たちの取り組んだ課題でした
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Az ok: rengeteg bizalom kell hozzá, hogy játszunk valakivel.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.De reden is dat je vertrouwen nodig hebt om met iemand een spel te spelen.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Der Grund dafür ist, dass es eine Menge Vertrauen erfordert, mit jemandem ein Spiel zu spielen.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Dôvodom je, že nato, aby sme si s niekým zahrali hru, musíme mu dôverovať.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Důvodem je, že vyžaduje hodně důvěry, abychom si s někým zahráli hru.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Iar motivul este că e necesară foarte multă încredere ca să joci un joc cu cineva.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.그 이유는, 누군가와 함께 놀려면 많은 신뢰가 필요하기 때문입니다.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Och anledningen är att det krävs mycket tillit för att spela ett spel med någon.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Og grunden er, at det kræver en hel del tillid at spille et spil med nogen.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Parce qu'il faut une grande confiance pour jouer avec quelqu'un.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Porque é preciso muita confiança para jogar com alguém.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Powodem jest to, że trzeba dużo zaufania, żeby z kimś zagrać.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Và lý do là, cần rất nhiều sự tin tưởng để chơi game với một người.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Y la razón es que demanda mucha confianza jugar un juego con alguien.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Και ο λόγος είναι ότι χρειάζεται να εμπιστευόμαστε ιδιαίτερα κάποιον για να παίξουμε ένα παιχνίδι μαζί του.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.А все тому, що гра вимагає великої довіри до свого супротивника.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.А причината е, че е нужно много доверие, за да играеш игра с някого.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.Причина в том, что источник доверия кроется в совместной игре.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.והסיבה לכך היא שצריך הרבה אמון לשחק משחק עם מישהו.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.والسبب، أننا نحتاج إلى ثقة كبيرة لللعب مع شخص.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.多くの信頼が必要だからです 相手が自分といっしょに時間を過ごすことを
Bunu yapmasının sebebi de, imleci hedeften her geçirişinde bir damla Brezilya portakalı suyu kazanması.In, če to počne, zato ker vsakič, ko zadane tarčo s kurzorjem, dobi kapljico brazilskega pomarančnega soka.
Bunu yapmasının sebebi de, imleci hedeften her geçirişinde bir damla Brezilya portakalı suyu kazanması.Каждый раз перечёркивая мишень маленьким курсором, она получает каплю бразильского апельсинового сока.
Buradaki asıl risk, borç aldığınız para biriminin, yerel paranız karşısında ciddi oranda değer kazanmasıdır.Prawdziwym ryzykiem jest aprecjacja zagranicznej waluty w stosunku do twojej.
Buradaki asıl risk, borç aldığınız para biriminin, yerel paranız karşısında ciddi oranda değer kazanmasıdır.Reálné riziko je když cizí měna dramaticky zhodnotí oproti místní měně.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Čo je dôležitejšie, vedel, že to nepredstavuje žiadne nebezpečenstvo pre jeho zvolenie, práve naopak.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Concreter, hij wist dat het zijn verkiezing niet in gevaar bracht, wel integendeel.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Co víc, věděl, že to nijak neohrožuje jeho zvolení, přímo naopak.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Dobrze wiedział, że nie zaszkodzi mu to w wyborach. Przeciwnie.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Es más, él sabía que esta postura no amenazaba su elección, todo lo contrario.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.For at sige det klart: Han vidste, det ikke udgjorde nogen trussel mod valget af ham, tværtimod.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Genauer genommen wusste er, dass es seine Wahl nicht gefährden würde, ganz im Gegenteil.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.좀 더 정확히는 본인의 선거에 위협이 되지 않는다는 걸 알고 있었죠. 오히려 그 반대였습니다.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Komolyan gondolta.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Lebih dari itu, dia yakin bahwa hal itu tidak akan mencederai hasil pemilu, padahal sebaliknya.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Mai precis, el știa că acest lucru nu reprezenta un pericol pentru alegerea sa, chiar dimpotrivă.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Mais ainda, ele sabia que não constituía nenhuma ameaça à sua eleição, muito pelo contrário.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Per essere più precisi, sapeva che dirlo non lo avrebbe punito elettoralmente. Semmai il contrario.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Plus précisément, il savait que cela ne présentait aucune menace pour son élection, bien au contraire.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Selkeämmin sanottuna hän tiesi, ettei siitä ollut mitään vaaraa hänen valinnalleen, aivan päinvastoin.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Še pomembneje, vedel je, da ne ogroža njegove izvolitve, prav nasprotno.

İlgili Sayfalar