kazanması ile cümle
kazanması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Till yttermera visso, han visste att det på intet sätt hotade hans valbarhet, snarare det rakt motsatta.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Το σημαντικότερο, ήξερε ότι δεν απειλούσε την εκλογή του, μάλλον το αντίθετο.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Более того, он знал, что это не угрожает его успехам на выборах, как раз наоборот.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.Навіть більше, він знав, що це не загрожує його шансам на виборах, навіть навпаки.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.По точно, той знае, че това не представлява заплаха за изборите му, напротив.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.הוא באמת התכוון לכך. ומעניין יותר: הוא ידע שזה לא מאיים על בחירתו; להיפך.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.ומה ששייך יותר לענייננו:
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.فضلا عن انه كان يعرف بأن رأيه لن يكون سبب خسارته في الترشيحات بل على العكس.
Daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu.共和党だけでなく民主党までもが 彼らの信仰心をアピールします
Hem Çin'in ABD'ye ihracatı ithalatından fazla olsun, hem de Yuan değer kazanmasın?¿Cómo obtienes más bienes enviados a los Estados Unidos que de vuelta a China sin el Yuan subiendo?
Hem Çin'in ABD'ye ihracatı ithalatından fazla olsun, hem de Yuan değer kazanmasın?Jak sprawić, by wysyłać więcej towarów do USA niż do Chin bez aprecjacji juana?
Hem Çin'in ABD'ye ihracatı ithalatından fazla olsun, hem de Yuan değer kazanmasın?Как нам больше товара экспортировать в США, чем обратно в Китай, без увеличения стоимости доллара?
Hem Çin'in ABD'ye ihracatı ithalatından fazla olsun, hem de Yuan değer kazanmasın?Як доставити більше товарів в США, ніж в Китай і, щоб юань, при цьому, не подорожчав?
Hem işveren hem de çalışanın para kazanmasını sağlayarak tüketime devam etmelerini sağlar.Därmed kan arbetsgivare och anställda fortsätta att tjäna pengar och därmed fortsätter konsumtionen.
Hem işveren hem de çalışanın para kazanmasını sağlayarak tüketime devam etmelerini sağlar.Таким образом позволяя рабочему и работодателю зарабатывать деньги и следовательно продолжать потребление.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Chúng được tạo ra từ cùng vật chất, nhưng chúng muốn hình dạng của mình chiến thắng.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Dan molekul itu tersusun dari bahan itu sendiri namun molekul itu ingin menang.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Ele sunt făcute din același material, dar vor să câștige forma lor.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Ils sont tous fait de la même matière, mais ils veulent que leur forme gagne.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Jsou všechny ze stejné hmoty, ale chtějí, aby vyhrál jejich tvar.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.그것들은 같은 물질로 만들어져 있지만 그들은 승리하기 위해 그들의 형태를 원하지요
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Mindegyik ugyanazon építőelemekből áll, de a saját alakjukat akarják, hogy győzzön.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Są zrobione z tego samego budulca, ale chcą, żeby ich kształt zwyciężył.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Sie sind alle aus dem gleichen Stoff gemacht, aber sie wollen, dass ihre Form gewinnt.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Sono tutte fatte della stessa roba, ma vogliono che la loro forma vinca.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Todas elas são feitas das mesmas coisas, mas querem que a sua forma ganhe.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Todas están hechas de la misma materia pero cada una quiere que gane su forma.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Ze zijn allemaal gemaakt van hetzelfde spul, maar ze willen dat hun vorm wint.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Όλα είναι φτιαγμένα από το ίδιο υλικό, αλλά θέλουν το σχήμα τους να νικήσει.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Они все сделаны из одного и того же вещества, но они хотят, чтобы их форма выиграла.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.Те всички са направени от едно и също нещо, но те искат тяхната форма да спечели.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.הן כולן עשויות מאותם החומרים, אבל כל אחת רוצה שהצורה שלה תנצח.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.إنهم جميعا مصنوعون من نفس المادة، لكن كلا منها تريد لشكلها هى أن يفوز.
Hepsi aynı maddeden meydana geldi, ama kendi formlarının kazanmasını istiyorlar.自分たちの形態が勝ち 生き残ろうとしているのです
İlk bakışta suyun kazanması imkansız gibi görünür.A primera vista parece que no hay forma de que el agua pueda vencer.
İlk bakışta suyun kazanması imkansız gibi görünür.Awalnya, seolah air tak mungkin menang.
İlk bakışta suyun kazanması imkansız gibi görünür. Kayayı nasıl yenebilir?A una prima occhiata, sembra che l'acqua non abbia possibilità di vincere: come può vincere la roccia?
İlk bakışta suyun kazanması imkansız gibi görünür.במבט ראשון נראה כי אין מצב שהמים ינצחו.
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Den första saken som händer är vad jag kallar -- en person börjar få vad jag kallar "speciell innebörd".
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Het eerste dat gebeurt is wat ik noem -- een persoon krijgt wat ik noem, "speciale betekenis."
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.La première chose est ce que j'appelle... une personne commence à prendre "une dimension particulière".
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.La primero que sucede es lo que llamo cuando una persona empieza a tomar "un significado especial."
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Per prima cosa una persona inizia ad assumere quello che chiamo un "significato speciale"
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Po pierwsze, obiekt uczucia nabiera, jak to nazywam, "specjalnego znaczenia".
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Prva stvar, ki se zgodi, oseba začne prevzemati nekaj, čemur jaz pravim "poseben pomen".
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Prvá vec, ktorá sa stane, je to, čo nazývam -- že osoba nadobudne to, čomu hovorím "špeciálny význam."
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.První věc, co se stane, je, čemu já říkám, že osoba nabyde "zvláštního významu".
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Việc đầu tiên diễn ra -- một người bắt đầu chấp nhận cái tôi gọi là, "ý nghĩa đặc biệt."
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Первое, что случается, как я это называю, человек обретает так называемое "особое значение".
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Перше, що трапляється, як я це називаю - людина набуває "особливого значення".
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması. Buna "özel bir anlam" adını veriyorum.Първата промяна е, че човекът, обект на чувствата ни, придобива "специално значение".
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması.Das erste, was passiert, ist, dass eine Person
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması.첫번째로 발생하는 현상은
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması.הדבר הראשון שקורה הוא מה שאני מכנה --
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması.وأول شئ يحدث هو ما نسميه--
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması.ある人が「特別な意味」を呈しているように見え出すのです
İlk olan şey, aşık olunan kişinin "özel bir anlam" kazanması.首先發生嘅就是,我所講嘅
Jeff Koons adlı bir ressamın hiç kimse iken çuvalla para kazanmasını ve yarattığı etkiyi,어떻게 Jeff Koons란 예술가가 그 누구도 상상하지 못했던 곳에서 사회적 임팩트와 함께 상당한 '돈'을 벌 수 있었는지,
Jeff Koons adlı bir ressamın hiç kimse iken çuvalla para kazanmasını ve yarattığı etkiyi,Làm thế nào là một nghệ sĩ vô danh tên là Jeff Koons
Jeff Koons adlı bir ressamın hiç kimse iken çuvalla para kazanmasını ve yarattığı etkiyi,אמן בשם ג'ף קונס - שהפך מאנונימי למישהו שעושה הרבה כסף ושהוא בעל השפעה,