Ama benim dayanıp hala kira için çalışıp kazanmam gerekiyor, ha?Ale na nájem mám vydělávat, co?
Ama benim dayanıp hala kira için çalışıp kazanmam gerekiyor, ha?-Men jag skulle skaffa hyrespengar! Gråt
Ama benim dayanıp hala kira için çalışıp kazanmam gerekiyor, ha?Sono io che devo guadagnare i soldi per l'affitto, no?
Ama benim dayanıp hala kira için çalışıp kazanmam gerekiyor, ha?¿Y yo tengo que soportarlo? ¡Me dejaste preñada!
Ama benim dayanıp hala kira için çalışıp kazanmam gerekiyor, ha?Ενώ εγώ αντέχω για να πληρώνω το νοίκι, έτσι νομίζεις;
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Ale pro jistotu raději plánuji pracovat extra tvrdě na tom, abych jen tak brzy nevyhrála Oscara.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Dar, pentru orice eventualitate plănuiesc să mă străduiesc din greu să nu câştig un Oscar prea curând.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.De a biztonság kedvéért, azt tervezem, hogy nagyon keményen fogok dolgozni, hogy ne nyerjek sose Oszkár díjat.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.그래도 혹시 모르니까, 저는 오스카상을 타지 않기 위해 노력하고 있어요.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Maar voor alle zekerheid, ben ik van plan om extra hard te werken om binnenkort geen Oscar te winnen.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Mais au cas où, je prévois de travailler très dur pour ne pas gagner d'Oscar.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Mas, mesmo assim, tenciono trabalhar muito para não ganhar um Óscar.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Namun untuk berjaga-jaga saya harus bekerja keras untuk tidak memenangi piala Oscar.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Nhưng chỉ khi, tôi lên kế hoạch làm việc chăm chỉ hơn để không đạt giải Oscar bất cứ khi nào.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Nur zur Sicherheit werde ich mir extra viel Mühe geben, in nächster Zeit keinen Oscar zu gewinnen.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Però per ogni eventualità mi sforzerò di più per non vincere un Oscar prossimamente.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Pero, por si acaso, pienso trabajar muy duro para no ganar un Óscar en un futuro cercano.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Αλλά για να έχω το κεφάλι μου ήσυχο σκοπεύω να δουλέψω πολύ σκληρά για να μην κερδίσω το Όσκαρ σύντομα.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Але про всяк випадок, я збираюся працювати ще більше, щоб, не дай Боже, не виграти Оскара.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Но за всеки случай планирам да работя извънредно по въпроса, да не печеля Оскар в скоро време.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.Но просто на всякий случай, я планирую сделать всё, чтобы не выиграть Оскар в ближайшее время.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.אבל לכל מקרה, אני מתכננת לעבוד קשה במיוחד כדי לא לזכות באוסקר בעתיד הקרוב.
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.لكن في حالة انني خططت لان اعمل بجهد اضافي لكي لا احصل على جائزة الاوكار قريباً
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.オスカーだけは受賞しないように 私は一層の努力をすることを誓いました 良好な関係を築くために
Ama her ihtimale karşı, yakın zamanda bir Oscar kazanmamak için fazladan çalışmayı planlıyorum.但系以防萬一, 我會更加努力 儘量唔喺不久攞奧斯卡
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Kita tak perlu percaya Tuhan untuk jadi baik atau menemukan makna diri kita.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.선해지거나 의미를 가지기 위해 신을 믿을 필요는 없습니다.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Meidän ei tarvitse uskoa Jumalaan ollaksemme hyviä tai merkityksellisiä.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Não precisamos de ter fé em Deus para sermos bons ou termos significado.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Nemusíme věřit v Boha, abychom byli dobří nebo v sobě měli smysl.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Nie trzeba wierzyć w Boga, żeby postępować dobrze, czy żeby widzieć sens istnienia.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Nincs szükségünk Istenre ahhoz, hogy jók legyünk, vagy legyen célunk.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Non c'è bisogno di credere in Dio per essere buoni o per sentire uno scopo in noi.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.No necesitamos creer en Dios para ser buenos o tener significado en nuestras vidas.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Nous n'avons pas besoin de croire en Dieu pour être bons et pour faire sens.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Nu avem nevoie de o credință în Dumnezeu ca să fim buni sau să avem o semnificație anume.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.We hebben geen geloof in God nodig om goed of zinvol te zijn.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Wir brauchen keinen Glauben an Gott gut zu sein oder Bedeutung in uns zu finden.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Δεν χρειαάζεται να πιστεύουμε στον θεό για να είμαστε καλοί ή να έχουμε σκοπό.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Мы не нуждаемся в вере в Бога, чтобы быть хорошими или чтобы иметь значении в нас.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.Не ни е нужна вяра в Бог, за да сме добри или да имаме смисъл в себе си.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.איננו זקוקים לאמונה באל כדי להיות טובים או למצוא משמעות,
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.لا نحتاج الى الايمان بالله لنكون خيرون وليكون لحياتنا معنى.
Anlam kazanmamız ve iyi olmamız için Tanrı'ya inanmamız gerekmiyor.でもこれはただの意見の相違です
- Benim para kazanmam lazým genç.Άκου τον ομιλητή.
- Benim para kazanmam lazým genç.До дъното на ада.
Berabere kalmamız değil kazanmamız.Não empatar, de vencer.
Berabere kalmamız değil kazanmamız.Nie zremisuje, ale wygra.
Berabere kalmamız değil kazanmamız.Не сыграет вничью, а выиграет.
Berabere kalmamız değil kazanmamız.勝利するためには、実際には
Bizim geleceği kazanmamız gerekiyor.Und wir müssen diese Zukunft zu gewinnen.
Bu da yılda 962,000 $ kazanmam demek, yatırımım üzerinden %88 kazanacağım.A vydělám 962 000 dolarů ročně a mám vysokou návratnost aktiva 88%.
Bu da yılda 962,000 $ kazanmam demek, yatırımım üzerinden %88 kazanacağım.E eu faço $ 962.000 por ano e tenho um enorme retorno de capital, 88%.
Bu da yılda 962,000 $ kazanmam demek, yatırımım üzerinden %88 kazanacağım.年間に、88%ものリターンが得られる投資やビジネスを想像してみてください。
"Çenemi tekrar yaratmak ve konuşma yetimi geri kazanmam için yapılan üç denemede yanımda olan kişi Chaz'di."Byla to Chaz, která při mě stála během tří pokusů o rekonstrukci mé čelisti a navrácení schopnosti mluvit.
"Çenemi tekrar yaratmak ve konuşma yetimi geri kazanmam için yapılan üç denemede yanımda olan kişi Chaz'di."Chaz là người đã đứng bên tôi trong suốt 3 lần phẫu thuật làm lại hàm cho tôi và khôi phục khả năng nói.
"Çenemi tekrar yaratmak ve konuşma yetimi geri kazanmam için yapılan üç denemede yanımda olan kişi Chaz'di.체즈 에버트 : 말하는 기능을 회복하기 위해 세번의 턱뼈 재건 수술을 받는 동안 제 아내 체즈는 제 곁을 늘 지켜주었습니다.
"Çenemi tekrar yaratmak ve konuşma yetimi geri kazanmam için yapılan üç denemede yanımda olan kişi Chaz'di.צ'אז אברט: "זו הייתה צ'אז שעמדה לצידי במהלך שלושת הנסיונות לשחזור הלסת שלי והחזרת היכולת שלי לדבר.
"Çenemi tekrar yaratmak ve konuşma yetimi geri kazanmam için yapılan üç denemede yanımda olan kişi Chaz'di.تشاز إلبرت : " لقد كانت جاز من وقفت بجانبي .. في محاولاتي الثلاث لاعادة تقويم فكي لإستعادة قدرتي على التحدث
En iyi şey ise iddiayı kazanmamdı.Also - oh, das Beste daran ist, dass sie zahlten und die Schecks nicht platzten.