Ana içeriğe geç
Sözlük

kazanma ile cümle

kazanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.受け取る際には、獲得するのではなく、体験するという事が大切である。
1987 yılında Goa'nın eyalet statüsü kazanmasıyla eyaletin başkenti oldu.1987年にパナジを首府とするゴア州が設置された。
Roma diktatörü Aulus Postumius Albinus savaşı kazanmaları durumunda bir tapınak yaptırmayı adadı.この戦いの前に、ローマの独裁官アウルス・ポストゥミウス・アルブスは、戦いに勝ったらディオスクーロイの神殿を建立することを誓った。
1958 Avrupa Şampiyonası'nda 100 metreyi kazanmayı başardı.1958年には全米大学選手権の100ヤードで優勝。
Çünkü bahis oynayıp daha çok para kazanmanın peşindedir.色々な人と賭博をし、その勝ち金で生活している。
Kendinize bir meslek bulup para kazanmanız gerekecektir.依頼 資金を稼ぐために依頼を受けて仕事をこなす必要がある。
Fakat para kazanması lazımdı.どうしたってお金は必要だった。
Sloganın bir diğer anlamı da şudur: "En önemlisi kazanmak değil, katılmaktır".居合の理合いには「鞘の中の勝」というものがあり、「刀を抜かずして勝つ」という意味である。
Hayatta kalabilmek için kazanmak zorundadırlar.長生きすることが勝ちなんだと思わないと。
Hatta eniştesinin sempatisini kazanmak için kendini bile zehirledi.病を患いながらも姉の仇討ちに心血を注ぐ。
Kupalar kazanmaya devam etmek istiyorum.カーズ獲得を目論んでいる。
Yılın sonunda Stanley Kupası'nı kazanmaya çalışırlar.新チームは初年度にスタンレー・カップ優勝を果した。
Her kazanmada 1 puan kazanılır.勝った方が1点獲得。
Bu işçiler günde 1 ila 3 dolar gibi ücret kazanmaktaydılar.当時の標準的賃金は労働者や御者で1日1ドルから2ドルだった。
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.それぞれ、チームパワーを0にさせることが勝利条件となる。
Robert Silverberg ise ödül kazanmadan en çok aday gösterilen (dokuz kere) yazardır.受賞未経験者では、ロバート・シルヴァーバーグがノミネート9回で最多。
İletişim hızlanınca savaşta başarı kazanma ihtimali yükselir.闘争心が高揚したら戦闘能力が高まる。
Bu yenilgiyle beraber 15 maçlık üst üste kazanma serisi de sonlandı.この年チームは創設以来最悪の1勝15敗に終わる。
Turizm giderek önem kazanmaktadır.一方、観光は重要性が高まっている。
Çünkü Fransa'nın 1871'de kaybettiği toprakları yeniden kazanmayı hedeflediğinden endişeleniyordu.しかしプロイセンは、1807年に失った領土をすべて回復することは諦めなければならなかった。
Artık edebi dünyada para kazanmak zorundaydı.課金制になったアニメ本編にも金を払っていた。
Bugüne kadar, altı kişi ya da kuruluş birden fazla kez Nobel kazanmayı başarmıştır.これまでに26人と1団体が受賞している。
Yani hayatı hafife alan, para kazanmayan ama harcayan insanları betimler.その目的は、お金への依存度を下げ、お金のない人やお金を稼ぐのが苦手な人でも生きやすい社会にすることだという。
Kaçak sigara satarak para kazanmaktadırlar.タバコを買いにくる未成年に厳しい。
Kazanmayı gerçekten istiyor.僕は本当にここで勝ちたかった。
Güneşin yeniden gücünü kazanmaya başladığı 22 Aralık'ta (Noel) Tammuz yeniden doğar.再び大篳篥が日の目を浴びるのは明治時代であった。
Fakat bir uyarı alır, bu hapın sadece yarısı ölümsüzlüğü yeniden kazanmak yeterlidir.さらに、そのプログラムは損失の半分しか返ってこない。
O güne dek hiç çalışmamış bu insanlar hayatlarını kazanmak için çalışmak zorunda kalacaktır.このごろの人、おほくはそれまで思ひわけて心がけたる人すくなく侍るべき也。
"Herhangi bir seçime kazanmak veya bir şey elde etmek için gidilmez.」 「自己とすべての事物は、存在するかしないか、それを選ばねばならぬ。
Masa maçında kazanmanın tek yolu rakibinle masayı kırmaktır.相手をTバック状態にしてテーブルクラッシュさせた方の勝ち。
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.そして、彼女の弱さに触れることになるでしょう。
Çoğu akademik unvanlarda diploma (veya diplom) kazanmanın en yaygın yoludur.大学院で設定されている科目の科目等履修生となる場合は、最低でも大学卒業(学士の学位を有すること)が、志願要件とされる場合が多い。
1837 yılında ödülü kazanmayı başardı.1837年、ようやくローマ賞を受賞した。
"Biraz daha zaman kazanmak için yapılması gereken şey; niçin orada oturup zaman kaybettiğinizi düşünmektir."例:「とうに時間過ぎてるだに、何で来ねぁだ」→「とうに時間は過ぎているのに、何で来ないんだ」。
Maçı kazanmak için sırayla 3 rakip ya tuş ettirilmeli ya da pes ettirilmelidir.3勝しか挙げられずオフに解雇される。
Onun iş yaşamında büyük başarılar kazanmasına yardımcı olur.彼が大事業を成し遂げたのも当然であろう。
Bu nedenle, seyircilerin kalblerini kazanmama imkâni bulunmamaktadır.観客を感動させるという目的だけでやってはいけない。
Oyunu kazanmak için teknolojinin akıllı konuşlandırılması önemlidir.広角に打球を打ち分ける技術を持っている。
Yine de kırk yıl gibi bir süre sonra Yahudiler eski özgürlüklerini kazanmak için çaba verdiler.然而,四十年后,犹太人努力想恢复他们以往的自由。
Balkan ulusları Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlıklarını geri kazanmaya başladılar.巴尔干国家开始从奥斯曼帝国重获独立。
En sonunda, Winslet "çok para kazanmadıkça" bir daha Cameron ile çalışmamaya karar verdi.最後,她決定不再與卡麥隆合作,除非她「賺了很多錢」。
Sıvı gübreler ise gün geçtikçe önem kazanmaktadır.当年曾救驾,此日更承恩。
2001 yılında başkanlık seçimlerine katıldı ama önemli bir destek kazanmayı başaramadı.2001年她参加总统选举,但未能获得民众的支持。
Ancak bir gün bir zar oyunundan 244 dolar kazanınca, işinden istifa ederek sokaklarda para kazanmaya başladı.然而,在一場擲骰遊戲中贏得244美元後,盧西安諾便辭去工作,並在街上賺錢。
Popülerlik kazanmasından çok önce Smiley için çeşitli endüstrilerde farklı lisanslama imkanları doğmuştur.没过多久,推广取得了成效,Smiley在各行业均收获了不同的授权机会。
Masa maçında kazanmanın tek yolu rakibinle masayı kırmaktır.在桌子戰當中,獲勝的唯一途徑是將你的對手爆桌。
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!最終仍能以些許優勢取勝。
Artık edebi dünyada para kazanmak zorundaydı.这时师歌希来要钱。
Hayatta kalabilmek için kazanmak zorundadırlar.我必须工作,才能谋生。
Kendisi öylesine bu kabiliyet yarışmasına katıldıysa'da bu onun kazanmasına sebep oldu.我很開心他完成了比賽,且是以他自己的方式,這是他應得的。
Oyunu kazanmak için önünüzde uzun bir yol vardır.以先回到己棋的起始點為勝。
Tümüyle sebzeden yapılan momolar Hindistan ve Nepal'de popülerlik kazanmaktadır.骑象猎虎仅盛行在印度和尼泊尔。
Bu da kazanma ihtimalinin 2/3 olduğunu ispatlar.換門的話,贏得汽車的機率是2/3。
Son setlerde ikimiz de kazanmaya çok yakındık.可以肯定的是,我在最後的這兩圈非常、非常地強勢。
Los Altos'un Guatemala'dan bağımsızlığını kazanması resmi olarak 2 Şubat 1838'de ilan edilmiştir.在1838年2月2日,官方宣佈了洛斯阿爾托斯的獨立。
O zamanın önemli matematikçilerinden olan Cauchy’e göre bu çalışmaların kazanma olasılığı çok yüksekti.柯西这位当时的一位极其杰出的数学家认为他的论文可能获奖。
Tamamen para ile para kazanma metodu üzerine kurulmuştur.會使用所有能用的方法來賺錢。
Bu şarkıdan itibaren TLC, uluslararası başarılar kazanmaya başlamıştır.从这届开始,科切拉音乐节开始有了国际知名度。
Şah ve vezir ikilisi şah ve ikisine karşı kazanmaz.國王和雙騎士對單國王在西洋棋裡無法取勝,然而在歐梅加象棋裡卻能贏。
Uluslararası Usta unvanını kazanmak için gerekli ELO puanı 2400'dür.距離是草地2400米,國際一級賽,總獎金達400萬歐元。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod