Sürekli ve yeniden mücadele edip kazanmak zorundayız” ifadelerini kullandı.«Vi kjemper, blir slått og kjemper igjen,» var hans ord.
"Kazanmak İçin Kandır" sözü ünlü mantrası oldu.«What’s Really Happening» ble vinnerbidraget.
Bir prensesin kalbini kazanmaya çalışan genç adamla, büyük oranda Don Kişot'un yaşadığı şekilde alay edilir.Ved å forsøke å vinne en prinsesses hjerte blir den unge mannen like latterlig som Don Quijote.
Öte yandan Saint Vincent ve Grenadinler, geçmişteki oyunların hiçbirinde madalya kazanmayı başaramamıştı.Saint Vincent og Grenadinene har aldri vunnet noen medalje.
Fransızlar bir zafer kazanma fırsatını kaybettiler.Franskmennene gikk av med seieren.
2001 yılında başkanlık seçimlerine katıldı ama önemli bir destek kazanmayı başaramadı.Han forsøkte å vinne presidentvalget i 2001, uten å vinne tilstrekkelig støtte blant velgerne.
Bu nedenle, oyundaki pek çok özellik kullanılamadığı gibi, henüz oyunu kazanmanın bir yolu da yoktur.Som i de fleste andre økonomiske simulasjoner er det ingen måte å vinne eller tape spillet på.
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!I tillegg må vinnings hensikt foreligge.
UFC, Zuffa satışından sonra yavaş ama istikrarlı şekilde popülerlik kazanmaya başladı.Sparta begynte ekspansjonen sakte men sikkert.
En fazla harfli kelimeyi bulan yarışmacı harf sayısı kadar puan kazanmaktadır.Vinneren erklæres som det laget med flest poeng.
Aynı zamanda uygun sabah rüzgarının çıkışına kadar zaman kazanmayı amaçlıyordu.Hertugen hadde også hadde forsøkt å beregne den nøyaktige tid for soloppgang.
Kuşatmadan sonra Hannibal Kartaca Senatosu'nun desteğini kazanmaya çalıştı.Etter erobringen av Saguntum forsøkte Hannibal å skaffe seg støtte fra senatet i Kartago.
Latin Amerika'daki sömürgelerde yaşayan insanlar bağımsızlık kazanmaya başlamıştı.De spanske koloniene i Sør-Amerika ble selvstendige.
Askeri bir terim olarak geçerlilik kazanması bazı kaynaklarca 1513 yılına dayandırılır.Betydningen tillit til noen eller noe som inspirerer dukker opp i 1539.
Tabi asıl hedefi Grammy'i kazanmaktı.Den ble en hit og de vant Grammy.
Kendinize bir meslek bulup para kazanmanız gerekecektir.I tillegg får de mulighet og kunnskap til å tjene egne penger.
Turizm giderek önem kazanmaktadır.I nyere tid er turismen blitt stadig viktigere.
Fenerbahçe, Didi yönetiminde üç yılda sekiz kupa kazanmayı başardı.Neulengbach dominerer nå så mye at de har vunnet The Double åtte år på rad.
Fakat yarışmayı kazanmasına rağmen, hiçbir teklif almadı.Selv om et vinnerloddet ble trukket, hentet ingen prisen.
1970 - Nijerya'dan bağımsızlığını kazanmak için 32 aydır sürdürdükleri çatışmalardan sonra Biafra teslim oldu.1970 – Biafrakrigen: Etter en 32 måneder lang krig for selvstendighet overgir Biafra seg til Nigeria.
Ömer'in, evlilik konusunda kayınpederinin rızasını kazanmasında büyük rol oynamıştır.I mellomtiden forsøker Sam å vinne svigermors gunst.
Heras bundan kazançlı çıkıyordu ve etap zaferini kazanmak ve liderliği almak için atak yaptı.Diado utnyttet denne fordelen og gikk til angrep på dem og det harde slaget vedvarte.
Bu yüzden kazanma ihtimali de daha yüksektir.Derfor er den totale gevinstforventningen høyere.
Estonya henüz Olimpiyatlara katılmaya hak kazanmadı.Uganda har aldri deltatt i olympiske vinterleker.
Nazilerin Almanya'da güç kazanmaya başlamasıyla başlayan Beşinci Aliyah, kentin nüfusunu ivmeyle arttırdı.Befolkningstallet økte dramatisk i løpet av femte aliyah da nazistene tok makten i Tyskland.
Her durumda oyuncular oyunu kazanmak için ölmeden en sona kalan oyuncu ya da takım olmaya çalışırlar.Målet er å være den siste spilleren (eller laget) i live ved å drepe eller unngå andre spillere.
Günümüzde yeni müşteri kazanmanın maliyeti, eldeki müşteriyi tutmaktan daha maliyetlidir.Disse koster i dag mer enn hele bilen er verd.
Bu şampiyonlukların ikisinde 18 maçın hepsini kazanmayı başarmışlardır.17 av dem var med å vinne begge årene.
Bu noktadan sonra Suicide Silence dünya çapında büyük hayran kitleleri kazanmaya başladı.Pada titik ini Suicide Silence mulai mendapatkan berbagai penggemar di seluruh dunia.
Netenyahu’nun ön seçimlerin favorisi Shimon Peres’e karşı kazanması birçok kişiyi şaşırttı.Kemenangan Netanyahu atas terpilihnya pra-favorit Shimon Peres mengejutkan banyak kalangan.
Ne var ki, bu çaba Michele Alboreto, Alex Caffi ve Stefan Johansson'un puan kazanmasına yetmemiştir.Namun, yang tidak memungkinkan Michele Alboreto, Alex Caffi atau Stefan Johansson untuk mencetak poin.
Kazanması sonucunda Toronto'da Sweet Daddy Siki ve Ron Hutchinson tarafından eğitildi.Disana dia dilatih oleh Sweet Daddy Siki, dan Ron Hutchinson di Toronto.
2004'te ülkesinin Davis Kupası'nı kazanmasına yardımcı olmuştur.Pada tahun 2004, ia membantu negaranya menjuarai Piala Davis.
Bunun dışında beş kez Coppa Italia'yı, ve yine beş kez Supercoppa Italiana'yı kazanma başarısı göstermiştir.Mereka juga telah memenangkan Coppa Italia lima kali, serta rekor enam kemenangan Supercoppa Italiana.
Kaçak sigara satarak para kazanmaktadırlar.Dia memperoleh uang dari hasil menjual rokok.
Askerlerin ödemesini dörtte bir oranında azaltarak daha fazla para kazanmayı umdu.Dia berharap untuk mendapatkan lebih banyak uang dengan memotong pembayaran para prajurit dengan seperempat.
Birçok yayınla çalışırken, yazı başına $100, yılda ise $5.000 ila $10.000 kazanmaktaydı.Bekerja bersama beberapa penerbitan, ia mendapat US$100 per artikel dan antara $5.000 dan $10.000 per tahun.
Korkular içindeki İbrahim’in cinsel gücünü kazanmasını sağlarlar.(Tetapi mereka tidak mau makan), karena itu Ibrahim merasa takut terhadap mereka.
Babasının güvenini kazanmak için elinden geleni yapıyor.Ada kemungkinan dia melakukan untuk menghormati ayahnya.
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!Dan hilanglah harapannya untuk menang.
Aynı zamanda para kazanmak amaçlı reklâm çizimlerini kabul etti.Ia juga ingin menulis novel agar mendapat uang.
Ayrıca RIAA'den platin sertifika kazanmayı başardı.Hal ini juga dicapai sebuah sertifikasi platinum dari RIAA.
Salem'in şehir statüsü kazanması 1857'de olmuştur.Steinkjer mendapatkan status kota pada 1857.
En büyük başarısı da British Touring Car Championship’i kazanmasıydı.Ia berhasil menjadi juara British Touring Car Championship dua kali.
Kazanmayı gerçekten istiyor.Charlie sangat ingin untuk menang.
Jim kalpleri ve ruhları kazanmak için zamanı olan insanlardan değil," şeklinde ifade etmiştir.Tetapi Aku akan mengeraskan hatinya, sehingga ia tidak membiarkan bangsa itu pergi."
Ricciardo daha sonra Hungaroring ve Hockenheim’da da birer yarış kazanmayı başardı.Ia menambahkan dua kemenangan lain di Hungaroring dan Hockenheimring.
Pazar günü yarışı ise McLaren'in İngiliz pilotu Lewis Hamilton kazanmayı başardı.Balapan kali ini dimenangkan oleh pembalap McLaren Lewis Hamilton.
Oyunun amacı rakip takımdan daha fazla sayı yapıp oyunu kazanmaktır.Tujuan permainan adalah mengumpulkan poin sebanyak-banyaknya untuk menang.
Özelikle de arıcılık son dönemlerde önem kazanmaktadır.Penglihatan yang disampaikan terutama menyangkut pada zaman terakhir.
X-Factor Ukraine yarışması'nın altıncı sezonunu kazanmasından sonra ünlenmiştir.Ia merupakan pemenang dari kompetisi X-Factor Ukraina musim ketiga pada tahun 2012.
Cham Symdula:Güç kazanma hırsı olsa da kötü biri değildir.Boan An juga memiliki sifat yang keras, jika ia tidak maka tidak, jika mau maka mau.
Bu yenilgiyle beraber 15 maçlık üst üste kazanma serisi de sonlandı.Juga seperti edisi sebelumnya, pertandingan perebutan tempat kelima dilaksankan.
Her saniye kazanmaktadır ve aslında her an yeniden doğmaktadır.Matahari terbit dan terbenam dengan sendirinya setiap saat.
Neredeyse her gün bizim idmanlarımızı takip eder ve başarılar kazanmamızı motive ederdi.Hampir setiap tahun ia ikut festival untuk mengasah kemampuan.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Mereka bekerja untuk melanggengkan kekuasaan atas kelompok yang lemah.
Kazanan takım UEFA Süper Kupası'nı kazanmaktadır.Pemenang kompetisi ini berhak tampil pada Piala Super UEFA.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Apalagi tujuan bisnis ini tidak untuk mencari uang.
İş bulmak, para kazanmak, karınlarını doyurmak için dolanırlar.Tujuannya adalah memperoleh uang untuk membeli kuda.
Fransızlar bir zafer kazanma fırsatını kaybettiler.Prancis dapat memenangkan pertempuran ini.