Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Відома як переможець конкурсу Ansari X Prize.
Kazanmasının ardından, Universal Music Group ile imzalandı.Згодом вона підписала контракт з Universal Music Group.
Swift ve Adele bu ödülü 2 kere kazanmayı başaran tek kadın sanatçılar.U2 та Ед Ширан єдині, хто здобули цю нагороду двічі.
Saygılarını tekrar kazanmak için 4-1-0'ya prank (bkz.Їх повноваження можуть бути відновлені (с. 11-13).
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.Пісня також відображає прагнення захопити вплив камери, а також досягнення слави.
Tümüyle sebzeden yapılan momolar Hindistan ve Nepal'de popülerlik kazanmaktadır.Полювання та торгівля цим видом повністю заборонені по всій Індії та Шрі-Ланці.
Bir süre burada kalır ve para kazanmak için iş yaparlar.Чоловіки їздять на роботу, щоб заробити гроші на життя.
En son ayakta kalan güreşçi ise bu maçı kazanmaktadır.Останній робот котрий залишився, стає переможцем.
Biz kazanmak ya da ölürüz, ama onurlu.І чи живемо, чи вмираємо — ми Господні!
Tai-Chi'ye göre kazanmanızı sağlayan şey boyun eğmektir.Простіше кажучи, «aomoji-кей» це все, що ви хочете носити.
Para kazanmak onun dinidir.Його релігія — заробляти гроші.
Tom Mary'nin kazanmasını istedi.Том хотів, щоб Мері перемогла.
Kazanmak istemez misin?Хіба ти не хочеш перемогти?
Takımımızın kazanmasını istiyorum.Я хочу, щоб наша команда перемогла.
Tom kesinlikle kazanmayacak.Том точно не переможе.
Tom kesinlikle kazanmayacak.Том точно не виграє.
Ödülün veriliş amacı matematiğin, özellikle gençler arasında, yaygınlaşması ve prestij kazanmasıdır.Cílem ceny je propagace a zvyšování prestiže matematiky, zvláště mezi mládeží.
1959 yılında ülkenin bağımsızlığını kazanmasından üç yıl sonra kurulmuştur.Bylo založeno roku 1959, tři roky po získání nezávislosti země.
Balkan ulusları Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlıklarını geri kazanmaya başladılar.Balkánské národy začaly znovu získávat nezávislost na Osmanské říši.
The Cranberries'in dünya çapında başarı ve ün kazanmasında 13 yıl boyunca başroldeydi.Skupinu Cranberries dovedla za třináct let její existence k celosvětovému úspěchu.
Biz hep kazanmak için oynamalıyız.Vždy musí vyhrát.
En fazla yaklaşan yarışmacı puan kazanmaktadır.Ten, kdo bude nejblíže terče vyhrává.
Ergosphere giren Parçacıklar daha hızlı döndürmek ve böylece enerji kazanmak zorunda.Částice padající do ergosféry je donucena rotovat rychleji a tedy získává na energii.
Savaştan sonra, Olimpiyat Oyunları'nın yeniden önem kazanmasında önemli rol oynadı.Sehrál významnou úlohu při obnově olympijského hnutí po válce.
Teknik ve kol kuvveti bir bilek güreşi maçını kazanmada en önemli iki faktördür.Síla rukou a především technika jsou dva nejdůležitější faktory, které přispějí k vítězství v přetláčení.
Oyunun esas amacı 10000 Euroya kadar ulaşabilen büyük ikramiyeyi kazanmaktır.Jako hlavní cíl ve hře pro hráče je možnost vyhrát Jackpot až do výše 10 000€.
Temmuz Devrimi büyük burjuvazinin aristokrasi karşısında önemli bir zafer kazanmasını sağladı.V červenci dosáhla revoluční armáda rozhodujícího vítězství u Fleurus.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Cena byla na jejich počest nazvána Ansari X Prize.
Sloganın bir diğer anlamı da şudur: "En önemlisi kazanmak değil, katılmaktır".A jsem na to pyšný. „Není důležité vyhrát, ale zúčastnit se.
9 bisikletçi Critérium ve Tour de France'ı aynı yıl kazanmayı başarmıştır.Pouze sedmi cyklistům se podařilo vyhrát Giro d'Italia a Tour de France v jednom roce.
Deneyimli bir askerdi ve evinde yenilen hanedanının şöhretini yeniden kazanma şansı vardı.Byl zkušeným vojákem a toto byla příležitost pro znovuzískání reputace.
Nesne yapı örüntüleri ise nesnelerin birleştirilerek yeni işlevler kazanma yollarını gösterir.Kromě toho integrovaní uprchlíci lépe pochopí obtíže, kterým čelí nově příchozí.
Bunun üzerine Santiago para kazanmak için bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar.Nakonec se domluvili, že Santiago bude u sklenáře pracovat za podíl ze zisku.
İnsanlar iyi sonuçlar almak ve kazanmak için bir şeyler yaparlar.A za třetí, chováme se správně a působíme ku prospěchu druhých.
Avcı uçakları öncelikle hava üstünlüğü kazanmak için silahlanmışlardır.Letoun byl primárně určen pro vybojování vzdušné nadvlády.
Adaylığı kazanmak için en az toplam 2.384 delege kazanmak gerekmekteydi.K získání stranické nominace kandidáta na celostátním sjezdu bylo třeba dosáhnout hranice 2 383 delegátů.
Riis kazanmadı.dedi.RZ vyhrál.
Bu işçiler günde 1 ila 3 dolar gibi ücret kazanmaktaydılar.Děti dostávaly méně než půl dolaru za den.
Bu nedenle, seyircilerin kalblerini kazanmama imkâni bulunmamaktadır.Z toho důvodu je očekávající, že pro diváky nebude přístup do zákulisí možný.
En önemli başarısı 2004 Fransa Açık'nı kazanmasıdır.Největšího úspěchu dosáhla vítězstvím na French Open 1997.
Takımın Kubok Ukraniy'i kazanmasında büyük katkısı oldu.S týmem se radovali ze zisku Turner Cupu.
Buradaki mesele herkesin daha fazla bahis yapmasını sağlamak ve daha fazla para kazanmaktır.S každým dalším rokem podpora události narůstá a vybere se více peněz.
"Turu kazanmak bir rüya, amaç değil. - Cancellara"."Branou k Transcendenci není pojem, ale vztah."
1958 Avrupa Şampiyonası'nda 100 metreyi kazanmayı başardı.Na mistrovství Evropy v roce 1958 zvítězil v běhu na 110 metrů překážek.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra İslam ülkeleri bağımsızlıklarını kazanmaya başladılar.Po druhé světové válce některé asijské státy získaly nezávislost.
Bağımsızlıklarını kazanmak isteyen Sırplar Viyana Kongresi'ne bir heyet gönderdiler.Srbové se marně domáhali slyšení na vídeňském kongresu.
Sadece 18 yaşından büyüklerin oynayabileceği gibi, kazanmak kadar kaybetme riski de bulunmaktadır.Loterií a podobných her se smějí účastnit pouze hráči starší 18 let.
Ve şampiyonluk kazanmasını bildi.Publikum si myslelo, že měla vyhrát.
Ancak o gün herkesin bu oyunu kazanmaya ihtiyacı vardır.Hráč musí pro splnění tohoto cíle použít všechny prostředky.
Euro 2008'i kazanmak istediğini söyledi.Byl nominován na EURO 2008.
Fransa ise o dönem yine bu turnuvayı kazanmayı başardı.Tento turnaj Francie vyhrála.
Onun iki taraf da tedbirlerini savsatarak zaman kazanma taktiklerine başvurdular.Dohoda však byla jen taktikou obou stran pro získání času.
Günümüzde yeni müşteri kazanmanın maliyeti, eldeki müşteriyi tutmaktan daha maliyetlidir.U skoro všech obchodních situací je dražší získat nové zákazníky, než si udržet stávající.
Yerleşimde besi hayvancılığı da önem kazanmaktadır.Významnou aktivitou v kraji je i chov dobytka.
Kazanan takım UEFA Süper Kupası'nı kazanmaktadır.Vítěz postupuje do Victoria Cupu.
Kongre'yi kendi mücadele programına kazanmaya çalıştı.Ligu se svým klubem vyhrál.
Kazanmasının ardından, Universal Music Group ile imzalandı.Novou smlouvu podepisují s firmou Universal Music.
Erken kalkma alışkanlığını kazanmalısın.Musel by si zvyknout vstávat dřív.
En sonunda, Winslet "çok para kazanmadıkça" bir daha Cameron ile çalışmamaya karar verdi.La final, ea a decis că nu va mai lucra din nou cu Cameron decât dacă va câștiga „mulți bani”.
Polonya Süper Kupası: Kazanma (4): 1989, 1994, 1997, 2008.Supercupa Poloniei: Câștigătoare (4-record): 1989, 1994, 1997, 2008.