Robert Silverberg ise ödül kazanmadan en çok aday gösterilen (dokuz kere) yazardır.Med nio nomineringar är Robert Silverberg den författare som nominerats flest gånger utan att vinna.
2001 yılında AS Roma'nın Serie A'yı kazanmasında rol oynadı.2001 fick han vara med och vinna Serie A med Roma.
Site, gelirinin büyük bir bölümünü Google reklamlarından kazanmaktadır.Ytterligare inkomster kommer från Google-reklam.
10 Ağustos 1809'da İspanya'dan bağımsızlığı kazanmak için bir hareketlilik başladı.10 augusti 1809 startades en rörelse som arbetade för politiskt oberoende av Spanien.
Tamamen para ile para kazanma metodu üzerine kurulmuştur.Jag fattade ett dumdristigt beslut baserat på pengar.
Ekonomik ve siyasi koşullar önem kazanmaktadır.Politiska och ekonomiska förbindelser har blivit mycket bättre.
LeMond, Hinault'un etabı kazanmasına izin verdi.Stallet sade åt LeMond att köra för Hinault.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Det var en uppföljning av SpaceShipOne som vann Ansari X Prize.
Güney Amerika'nın en önemli kupası Copa Libertadores'i kazanmayı başardılar.En av de största cuperna i Sydamerika för klubblag är Copa Libertadores.
Fakat yarışmayı kazanmasına rağmen, hiçbir teklif almadı.Detta trots att han inte tagit en enda seger.
Kazanmasının ardından, Universal Music Group ile imzalandı.Efter vinsten signerades hon med skivbolaget Universal Music Australia.
Fransızlar bir zafer kazanma fırsatını kaybettiler.Fransmännen vann en avgörande seger.
Josep Guardiola ve Carlo Ancelotti, kupayı iki farklı takımla üçer kez kazanma başarısı göstermişlerdir.Carlo Ancelotti och Josep Guardiola är de är de enda tränarna som vunnit 3 titlar i 2 olika klubbar.
Walter Brennan bu ödülü üç kere kazanma başarısını gösteren tek oyuncudur.Pat Burns är den enda som vunnit priset tre gånger.
Turizm giderek önem kazanmaktadır.Senare blev turismen allt mer betydelsefull.
Profesyonel müzik hayatı ise on beş yaşında Rönesans Yolu isimli yarışmayı kazanmasıyla başladı.Hans professionella sångkarriär började vid femton års ålder då han vann musiktävlingen Road to Renaissance.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.Gud hjälpe hans själ bättre än han förtjänade.
Ancak bu kupayı kazanmak için yeterli değildi.Detta räckte dock inte för seger.
Kongre'yi kendi mücadele programına kazanmaya çalıştı.Han gjorde mål i sin debut för klubben mot De Graafschap.
Para veriliyor almayalım mı, kazanmayalım mı? (..)Används materialet i syfte att ge vinst eller ej?
John McCain 1 Şubat 2000 tarihinde yapılan New Hampshire ön seçimlerini kazanmayı başardı.8 januari – John McCain vann primärvalet i New Hampshire.
1971 yılında ilk şampiyonluğunu kazanmasının ardından ismini Kareem Abdul-Jabbar olarak değiştirmiştir.Det var först efter NBA-finalen 1971 som han tog det arabiska namnet Kareem Abdul-Jabbar.
Surinam'ın 1975'te bağımsızlığını kazanmasıyla Surinam'dan bir göç dalgası yaşandı.1975 följde Surinams självständighet.
Boks otoriteleri Rourke'un zirvedeki boksörlere karşı başarı kazanmak için çok yaşlı olduğunu söylediler.I följande filmer får man se hur Rocky kämpar tappert mot många kända boxare.
Evrime itirazlar 19. yüzyılda evrim düşüncesinin önem kazanmasıyla ortaya çıkmıştır.Speciellt med detta uppror är, att föreställningen om dess betydelse ökade på 1800-talet.
TR-808 ayrıca dubstep müzik içinde de saygınlık kazanmaya devam etti.TR-808 var relativt enkel att programmera och sålde bra.
Sezonun en büyük başarısı ise İsviçre Kupası'nı kazanmaları oldu.Hans största framgång under året var segern i svenska mästerskapens tempolopp.
Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması...".Oj då, vi har ingen … Ah! bara en sak: att få publiken att skratta mellan våra musikaliska nummer."
1925 yılına kadar bu dört büyük tenis turnuvasını birden kazanma durumu yoktu.Mellan 1910 och 1954 spelade man 24 turneringar utan seger.
İspanya, ilk kez Dünya Kupası'nı kazanmanın sevincini yaşadı.Nu satsades emellertid stort på att landet skulle vinna VM för första gången.
Morphy Varyantı yeteri kadar popülerlik kazanmamıştır.Menstruationsrecipienten bedöms inte vunnit någon vidare popularitet.
2001 yılında başkanlık seçimlerine katıldı ama önemli bir destek kazanmayı başaramadı.2001 року вона брала участь у президентських виборах, але не змогла знайти значної підтримки.
Los Altos'un Guatemala'dan bağımsızlığını kazanması resmi olarak 2 Şubat 1838'de ilan edilmiştir.2 лютого 1838 року була офіційно оголошена незалежність Лос-Альтос від Гватемали.
Fakat annesinin hatırına kızlara çeyiz parası kazanmaya çalışıyor.Але заради своєї матері вона намагається заробити гроші для своїх сестер.
Artık edebi dünyada para kazanmak zorundaydı.За зібрані гроші привозили літературу зі Львова.
Fransızlar bir zafer kazanma fırsatını kaybettiler.Французи здобули перемогу.
Fakat para kazanması lazımdı.Тепер потрібно було грошей.
Ergosphere giren Parçacıklar daha hızlı döndürmek ve böylece enerji kazanmak zorunda.Частинки, потрапляючи в межі ергосфери, змушені обертатися швидше і тим самим отримують енергію.
Şubat 2018'de TikTok, müzikten para kazanmak için Modern Sky ile bir ortaklık başlattı.У лютому 2018 року, TikTok розпочав партнерство з Modern Sky, з метою монетизації музики.
Sezonun en büyük başarısı ise İsviçre Kupası'nı kazanmaları oldu.Результати сезону довели, що швейцарець готовий виграти титул.
2004'te daha da fazla katkı sağlayarak İspanya'nın Davis Kupası'nı kazanmasına yardımcı oldu.У 2004 він допоміг збірній Іспанії виграти Кубок Девіса.
Son yıllarda tarım ağırlık kazanmaya başlamıştır.Аграрний сектор в останні роки втрачає колишнє значення.
Ülkenin Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazanmasından sonra ülkenin resmi dili İngilizce olarak kalmıştır.Після здобуття незалежності Угандою офіційною мовою країни стала англійська.
Son setlerde ikimiz de kazanmaya çok yakındık.В обох матчах перемогу здобула збірна НАО.
Polonya Süper Kupası: Kazanma (4): 1989, 1994, 1997, 2008.Володар Суперкубка Болгарії (4): 1989, 2006, 2008, 2011.
Hutton tek biçimciliğe inanmış olmasına rağmen, onun zamanda teori yaygınlık kazanmamıştır.Хоча Гаттон і довіряв ідеї актуалізму, вона не була широко прийнята в той час.
Bu işçiler günde 1 ila 3 dolar gibi ücret kazanmaktaydılar.По новому курсу були введені громадські роботи за 1$ в день.
O da zafer kazanmak.Ну, і виграє...
Bu yüzden kazanma ihtimali de daha yüksektir.Отже, ймовірність виграшу була більше половини.
Bunu Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) güvenini kazanması izledi.Це спонукало уряд Туніса звернутися за фінансовою допомогою до Міжнародного валютного фонду (МВФ).
Beiber ise "Video şarkının mesajını yani bir kızı ger kazanmayı ekrana yansıtıyor." dedi.Бібер сказав, що відео «захопить посланням пісні про спробу повернути дівчину».
Bu aynı zamanda dantelin sektörel boyut kazanmasına öncülük eder.Крім цього він навчився робити split jump на половину.
Ancak bu kupayı kazanmak için yeterli değildi.Однак цього було недостатньо для перемоги.
Her kazanmada 1 puan kazanılır.Переможцю кожного періоду присуджується одне очко.
Bu anlaşma henüz resmiyet kazanmadı.Конвенція ще не набрала чинності.
Aynı gece Justin Angel ve Kris Logan’ı mağlup ederek kemerleri kazanmayı başardılar.Тієї ж ночі вони перемагають Джестіна Енгеле і Кріса Логана, і стають чемпіонами.
Biz hep kazanmak için oynamalıyız.Постійно йшов тільки до перемоги.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Кожен гравець має рівні шанси на перемогу.
Rose ayrıca o ödülü kazanmayı başaran Michael Jordan'dan beri ilk Bulls oyuncusu oldu.Також Роуз став лише другим (після Майкла Джордана) у історії «Буллз», хто одержав цю нагороду.
Taker bu maça müdahale etti ve maçı Hogan'ın kazanmasını sağladı.Цього разу тактика виявилася правильною і Гаррісон виграв вибори.