Savaşın başında zaferler kazanmasına rağmen, 1632’de Lützen Savaşı sırasında öldü.Hij boekt grote successen maar sneuvelt zelf in 1632 in de Slag bij Lützen.
Bu türlü yolsuz kazanç kazanma ile kendi şahsi servetini de büyük miktarlara yükseltmiştir.Hij verwierf, al dan niet door schenking, uitgestrekte landgoederen.
2000'deki en iyi başarısı Estoril Açık'ı kazanması oldu.Zijn beste prestatie behaalde hij in 2000 met het winnen van de Ironman Lanzarote.
Çeşitli işlere girerek para kazanmaya çalıştı.Om aan geld te komen had ze diverse baantjes.
Riis kazanmadı.dedi.Razz wist het te winnen.
Partiler koltuk sahibi olabilmek için, parti listesi oylarının en az %5'ini kazanmalıdırlar.Een partij krijgt echter pas zetels als deze minsten 5% van de stemmen heeft gehaald.
İşte o gün Zuko, babasının gözünde kaybolan onurunu geri kazanmak için Avatar'ı yakalamaya karar verir.Als Zuko zijn verbanning opgeheven wil hebben, moet hij de Avatar zien te vinden van zijn vader.
Daha sonraları, özellikle 11. Hanedan sırasında Teb kentinin önem kazanmasıyla Asyut gözden düştü.Vooral in etappe elf toonde hij zijn vorm door aan te vallen.
Çoğu sistem hava aracı kullanarak başlangıç hızı ve yükseklik kazanmaya çalışır.Hoofddoel is veel airtime en snelheid ontwikkelen.
Satranç ve pokerde birinin kazanması için diğerinin kaybetmesi gerekir.Bij bordspellen, zoals schaken, is het initiatief daartoe aan de verliezer.
Euro 2008'i kazanmak istediğini söyledi.Hij maakte deel uit van de selectie voor Euro 2008.
Demiryolları ve Sirkeci Garı'nın yapılması buranın daha da önem kazanmasına yol açtı.Met de privatisering en herstructurering van de elektriciteitsmarkt is deze functie nog belangrijker geworden.
Aslında bunların hepsi mevcut durumun resmiyet kazanması anlamına geliyordu.Die eis maakte feitelijk alle literatuur tot een vorm van geschiedenis.
Seçilen durumlara göre kazanılıp kazanmadığına bakılır.Ongeacht of je de verkiezingen wint of niet.
Nihayetinde Avrupa'da bir yıl daha kalarak tecrübe kazanmak isteği sonucunda drafttan kesin olarak çekildi.België wist na een jaar afwezigheid in de finale weer een finaleplaats te behalen.
"Yılın başında kazanmak istediğim birkaç yarış belirlerim.Na początku roku wybrałem kilka wyścigów, które chcę wygrać.
Los Altos'un Guatemala'dan bağımsızlığını kazanması resmi olarak 2 Şubat 1838'de ilan edilmiştir.Niepodległą republikę Los Altos proklamowano 2 lutego 1838.
Dolayısıyla, yaklaşık 1000 °C'lik bir sıcaklık, FLiBe taşıyıcı tuzunun çoğunu geri kazanmak için yeterlidir.Dzięki temu temperatura 1000 °C wystarcza, aby odzyskać większą część soli nośnych FLiBe.
Biz kazanmak ya da ölürüz, ama onurlu.Zwycięstwo lub śmierć, lecz z godnością.
En önemli başarısı 2004 Fransa Açık'nı kazanmasıdır.Jej największym sukcesem była wygrana French Open w 1997.
1837 yılında ödülü kazanmayı başardı.W końcu wygrał nagrodę w 1837.
Estonya henüz Olimpiyatlara katılmaya hak kazanmadı.Jak dotąd Valentino nie brała udziału w igrzyskach olimpijskich.
O da zafer kazanmak.Ty masz zwyciężać!
Seyirciler Roddy Piper'ı seçti ve kendisi ile Flair şampiyonluğu kazanmak için Kenny'yi ve Mikey'i yendi.Fani wybrali Roddy’ego Pipera, gdzie wspólnie pokonali Kenny’ego i Mikeya o mistrzostwa tag-team.
Fakat para kazanması lazımdı.Potrzebował jednak pieniędzy.
Aynı gece Justin Angel ve Kris Logan’ı mağlup ederek kemerleri kazanmayı başardılar.Jeszcze tej samej nocy pokonali Justina Angela i Krisa Logana w walce o mistrzostwa.
Rio Eyalet Şampiyonası'nı kazanmalarına yardım etti.Wywalczył mistrzostwo stanu Rio de Janeiro.
Ancak bu kupayı kazanmak için yeterli değildi.To nie wystarczyło do wygrania tego spotkania.
Avcı uçakları öncelikle hava üstünlüğü kazanmak için silahlanmışlardır.Samoloty myśliwskie są głównym środkiem zdobywania przez siły zbrojne przewagi powietrznej.
Öğrencinin kontrol kazanmasını sağlar.Uczeń sprawdza wynik.
Almanya ve Macaristan yarışmada halterciye sahipti fakat hiç madalya kazanmadılar.Węgry i Niemcy także brały udział w zawodach, ale nie zdobyły żadnych medali.
Tanrı özünde iyilikle dolu olduğundan Tanrı'ya ibadet ederek onun gönlünü kazanmak gerekmez.Samemu sobie służy, a nie Bogu, kto w służbie Boga zapobiega o własne korzyści.
Ancak bütün bu tartışmalar Warhol'un para kazanmasına da yetmemiştir.Bycie na językach nie przyniosło Warholowi sukcesu finansowego.
Hayatta başarı kesinlikle savaşta başarı kazanmakla mümkündür.Mimo tej tragedii, sukces w wojnie staje się możliwy.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Każde wykonane zadanie będzie wpływało na zysk drużyny.
1991'de Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra bu ülkenin ikinci büyük şehridir.Po uzyskaniu niepodległości przez Białoruś w 1991 jest jednym z ważniejszych miast białoruskich.
Ülkede son yıllarda Fransızcada önem kazanmaktadır.W ostatnich latach intensywnie zajmował się językiem francuskim.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.Boże, pomóż nam podejmować właściwe decyzje, Nie zapominając o Twojej litości.
3 oyuncu kupayı 5 kere kazanma başarısını gösterdi.Trzem zawodnikom udało się zdobyć ją trzy razy.
Kazanmak için rakip takımlar sahipsiz avustralyum çantasını alıp bir rokete yerleştirmelidir.Gracze muszą zdobyć teczkę z tzw. Australium a potem przenieść ją do rakiety.
Tüm amacı para ve şöhret kazanmaktır.Zdobywa upragnioną sławę i pieniądze.
Van persie 2002 yılında Feyenoord ile UEFA Avrupa Ligi'ni kazanmayı başardı.Pomógł wygrać Feyenoordowi Puchar UEFA 2002.
Öykü ödül kazanmadı ancak yine de Ocak 1832'de bu gazetede yayımlandı.O ja tej podróży nigdy nie zapomnę” – pisał w sierpniu 1830 r.
Hayatta kalabilmek için kazanmak zorundadırlar.Muszą znaleźć sposób, by przeżyć.
750 milyon dolar kazanacaklarını düşündükleri halde 1 milyar kazanmayı başardılar.Jeżeli mu się to uda, wygrywa 1 000 000 dolarów.
"Biraz daha zaman kazanmak için yapılması gereken şey; niçin orada oturup zaman kaybettiğinizi düşünmektir."Jeśli jesteście tutaj ponieważ chcecie zarobić dużo pieniędzy, to znajdujecie się w złym miejscu”.
Bugünkü anlamını 14. yüzyılda kazanmaya başlamıştır.Dzisiejszy wygląd zyskał na początku XIII wieku.
2001 yılında başkanlık seçimlerine katıldı ama önemli bir destek kazanmayı başaramadı.W 1996 roku kandydował w wyborach prezydenckich, ale uzyskał znikome poparcie.
950 puana ulaşmak “Master” unvanını kazanmak için en önemli eşiktir.Dorobek 955 punktów pozwolił mu stanąć na najniższym stopniu podium klasyfikacji generalnej.
Retorik türünün edebi bir nitelik kazanması ve gelişmesi Atina’da olmuştur.Rozwój i oddziaływanie idei prawosławia w Galicji.
Bu nedenle break yapan oyuncu o seti kazanma ihtimalini önemli oranda artırmış olur.Zadanie w tym miejscu skutecznego ciosu zwiększyłoby szanse państw centralnych na zwycięstwo.
Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı ise 11 kez kazanma başarısı göstermiştir.Wytrwała obrona Przemyśla umożliwiła 11.
Toplam beş madalya kazanmayı başaran ülke, madalya sıralamasının 17. basamağında yer aldı.Zdobyli oni łącznie 5 medali, plasując Wielką Brytanię na 15. miejscu w klasyfikacji medalowej.
Maçı kazanmak için sırayla 3 rakip ya tuş ettirilmeli ya da pes ettirilmelidir.Za wygranie wyścigu lub zajęcie przynajmniej trzeciego miejsca przyzwane są nagrody.
Tümüyle sebzeden yapılan momolar Hindistan ve Nepal'de popülerlik kazanmaktadır.Wszystkie te religie zachowały się na większą skalę jedynie na terytorium Indii i Nepalu.
Hayattaki yegâne hedef para kazanmak değildir.Zarabianie pieniędzy to nie jest jedyny cel życia.
Biz kazanmalıyız.Musimy wygrać.
Los Altos'un Guatemala'dan bağımsızlığını kazanması resmi olarak 2 Şubat 1838'de ilan edilmiştir.Los Altos självständighet från Guatemala utropades officiellt den 2 februari 1838.
Şubat 2018'de TikTok, müzikten para kazanmak için Modern Sky ile bir ortaklık başlattı.I februari 2018 lanserade TikTok ett partnerskap med Modern Sky för att tjäna pengar på musik.
Ben Esler - Sean McGinnes, batıya servet kazanmaya gelmiş bir İrlandalı.Ben Esler - Sean McGinnes, en ung irländare som vill skaffa sig ett nytt liv västerut.