Japon manga endüstrisi (Japon manga (ve anime) mesleğinden) çoğu Asya pazarında popülerlik kazanmaktadır.A indústria de mangás japoneses goza de popularidade na maioria dos mercados asiáticos.
Ancak daha sonralarında, yaptığı işin karşılığı olarak, Leavitt, saat başına 0.30 $ kazanmaya başlamıştır.Inicialmente Pickering não lhe pagava salário, mas depois Leavitt passou a receber $0,30 por hora de trabalho.
Dizide, Jerry hayatını bir komedyen olarak kazanmaktadır.Em Hong Kong, Nick está se escondendo como um expatriado.
2002 yılında Dünya Snooker Şampiyonası'nı kazanmayı başarmıştır.Em 2005 venceu o campeonato mundial de snooker.
En önemli başarısı 2004 Fransa Açık'nı kazanmasıdır.Seu maior sucesso foi a vitória no Mundial de 1974.
Seçimlerde en çok oy oranını alan aday kazanmaktadır.O mais votado em sua eleição.
Fransızlar bir zafer kazanma fırsatını kaybettiler.A norte, os franceses obtiveram algumas vitórias.
Terry en güçlü saldırısını yapmıştır ve nerdeyse kazanmaktadır.Homer tenta ao máximo chegar ao topo, e quase consegue.
Kontrol Noktaları haritalarında, iki takım kazanmak için tüm noktaları ele geçirmelidir.Em alguns mapas, o objetivo de ambos os times é capturar todos os pontos.
Adaylığı kazanmak için en az toplam 2.384 delege kazanmak gerekmekteydi.Portanto, necessita-se de 2024 votos para ganhar a nomeação.
Kongre'yi kendi mücadele programına kazanmaya çalıştı.Ele ajudou os Americans a baterem seu clube.
Şarkılar bir şiirsellik kazanmaya başlamıştı.Cantares para acordar a poesia.
Sen kitabı eline almazken, o ders çalıştığı için doğal olarak ödülü kazanmayı başardı.Ela recebeu um prêmio naturalmente porque estudou, enquanto você nem sequer pegou um livro.
Güven kazanmak oldukça zordur ama kaybetmek çok kolaydır.A confiança é bem difícil de ganhar, mas muito fácil de perder.
Onun kazanmasını istiyordum.Eu queria que ela vencesse.
Arnold, Tell ve Walter İsviçre'nin ulusal egemenliğini kazanması için uğraşacaklarına birlikte yemin ederler.Arnold, Tell en Walter zweren een eed om Zwitserland te bevrijden.
Yeğeni Gratianus'un başarısını kıskanan Valens zaferi kendi başına kazanmak istediğine karar verdi.Valens, jaloers op het succes van zijn neef Gratianus, besloot dat hij de overwinning voor zichzelf wilde.
Para veriliyor almayalım mı, kazanmayalım mı? (..)Ca: Win je wel of win je niet?
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Het belangrijkst is niet, om veroverd te hebben, maar om goed gevochten te hebben."
En büyük başarısı da British Touring Car Championship’i kazanmasıydı.Resultaten uit het British Touring Car Championship.
Tüm amacı para ve şöhret kazanmaktır.Het enige waar hij aan denkt is geld en succes.
Tabi asıl hedefi Grammy'i kazanmaktı.Uiteindelijk wint alleen Tire Me de Grammy.
Kuşatmadan sonra Hannibal Kartaca Senatosu'nun desteğini kazanmaya çalıştı.Na het beleg trachtte Hannibal de Carthaagse Senaat voor zich te winnen.
Ayrıca, Güney Amerika Gençler Şampiyonası'nı da 4 defa kazanma başarısı gösterdi.Het Zuidoost-Aziatisch kampioenschap hebben ze vier keer gewonnen.
Babasının güvenini kazanmak için elinden geleni yapıyor.Hij wil zo de trouw van haar vader afdwingen.
Fakat para kazanması lazımdı.Hij had geld nodig.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Met deze vlucht won Scaled Composites de Ansari X Prize-wedstrijd.
Oyunun esas amacı 10000 Euroya kadar ulaşabilen büyük ikramiyeyi kazanmaktır.Het doel van het spel is de Jackpot te winnen, met een maximaal bedrag van 10.000 euro als prijs.
Harold Miller (森野ひのき Morino Hinoki) Kitap kurdudur ve Nobel Ödülünü kazanmak istiyor.Harold is de boekenworm en wil de Nobelprijs winnen.
Bu lotoyu kazanmak gibi.Hij heeft gewonnen met de lotto.
Walter Brennan bu ödülü üç kere kazanma başarısını gösteren tek oyuncudur.Walter Brennan is de eerste die dat presteerde, en tevens de enige acteur die de prijs drie keer won.
Her iki ekip de daha önceden Dünya Kupası'nı kazanmamışlardı.Beide clubs hadden nog nooit een Europese trofee veroverd.
Finalde 28.84 yüzse de altın madalyayı kazanmayı başardı.Hierin ging hij als enige over 2,38 en won zodoende de gouden medaille.
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!Indien u blijft, maakt u kans om geld te winnen.
Armstrong en sonunda etabı kazanmaya devam etti ve tur zaferini sağladı.Armstrong wint eindelijk zijn etappe in de Tour.
50 kişi de buradan ekmegini kazanmaktadır.Hier stapten 50 mensen uit.
Balor bu maçı da kazanmasını da bildi.Bouin wist deze wedstrijd ook te winnen.
10 Ağustos 1809'da İspanya'dan bağımsızlığı kazanmak için bir hareketlilik başladı.Op 10 augustus 1809 ontstond in deze stad voor het eerst de roep om onafhankelijkheid van Spanje.
Oyunu kazanmak için önünüzde uzun bir yol vardır.Er zijn verschillende manieren om het spel te winnen.
Bunlar özellikle çalışıp para kazanma amacıyla gelmiş olup yerleşmişlerdir.Zij komen vooral om werk te zoeken.
3 oyuncu kupayı 5 kere kazanma başarısını gösterdi.Drie actrice wonnen de prijs vijfmaal.
1973 yılında Nobel Ödülünü kazanması ona daha az Ortodoks alanlarda çalışma özgürlüğü tanıdı.In 1973 won hij de Nobelprijs voor zijn pionierswerk op gebied van de ethologie.
Bu filmle uluslararası birçok ödül kazanma başarısını gösterdi.Deze film won meerdere internationale prijzen.
Savaştan sonra, Olimpiyat Oyunları'nın yeniden önem kazanmasında önemli rol oynadı.Hij speelde een belangrijke rol in het reanimeren van de Olympische Beweging na de oorlog.
Bu görevinde Namibya'nın 1990'da bağımsızlığını kazanmasında önemli rol oynadı.Hij speelde zo een belangrijke rol in de overgang van Namibië naar onafhankelijkheid.
Azerbaycan'ın tekrar bağımsızlığını kazanmasından sonra 1991 yılında yeniden kuruldu.Azerbeidzjan herkreeg zijn onafhankelijkheid in 1991.
Guerrero maçı kazanmak için hile dahil her şeyi yapmasıyla tanındı.Scheidegger wist er alle wedstrijden mee te winnen.
Karakterler geliştikçe seviyeleri artmakta ve yeni yetenekler kazanmaktadır.Door ervaringspunten zal het level van het personage stijgen en zullen de vaardigheden worden verbeterd.
Kızı da Pelops'u görünce aşık olmuş ve yarışı kazanmasını dilemiş.Toen Hippodameia Pelops zag werd ze op slag verliefd en maakte een afspraak met hem.
Amerikan Bağımsızlık Savaşı 1783 yılında ABD'nin bağımsızlığını kazanmasıyla sonuçlandı.De Amerikaanse Onafhankelijkheidsoorlog eindigde in 1783.
Büyük turnuva kazanma başarısı gösteren ve Avrupa'yı Ryder Cup'ta temsil etmiş olan büyük beşliden biridir.Het was het laatste toernooi voordat bekend werd welke Europese spelers in de Ryder Cup zullen spelen.
Böylece takımının 2-1 kazanmasına katkısı oldu.Hij hielp zijn team mee aan een 2-1 overwinning.
Sevgisini kazanmak için ise çok çabalamak gerek.Zijn liefde moet je verdienen.
5 dakikada iki gol yemesine rağmen Arsenal karşılaşmayı deplasmanda 2-3 kazanmasını bilmiştir.Na twee tegengoals in de eerste vijf minuten won Arsenal de wedstrijd met 2-3.
Bu arada Çekoslovakya'da Komünist Parti güç kazanmaya başlamıştı.Zo kreeg in Tsjecho-Slowakije de communistische partij alle macht in handen.
Tour de France'ta 1, 10 ve 12. etapları kazanmayı başardı.Kittel won de eerste, tiende, twaalfde en eenentwintigste etappe.
2004'te ülkesinin Davis Kupası'nı kazanmasına yardımcı olmuştur.In 2004 won hij met Spanje de Davis Cup.
Her saniye kazanmaktadır ve aslında her an yeniden doğmaktadır.De tijdinstelling is afhankelijk van het type en het herinschakelen is op elk ogenblik mogelijk.
Böylece 2005'ten bu yana ilk kez bir oyuncu arka arkaya 3 turnuvayı kazanmayı başardı.Het was voor het eerst sinds 2005 dat een artiest drie Edisons op één avond won.
3. lige yükselme maçlarında ise ilk iki maçını kazanmasına rağmen 3. maçta yenilerek elenmiştir.De eerste twee opdrachten wint hij, maar bij de derde opdracht verliest hij.