Los Altos'un Guatemala'dan bağımsızlığını kazanması resmi olarak 2 Şubat 1838'de ilan edilmiştir.La scission du Guatemala et l’indépendance de Los Altos fut officiellement proclamée le 2 février 1838.
Bu noktadan sonra Suicide Silence dünya çapında büyük hayran kitleleri kazanmaya başladı.À ce stade, Suicide Silence réussit à se créer de nombreux fans à travers le monde.
Bisikletçiler ödülü kazanmak için yarışı bitirmek zorundalar.Le coureur doit impérativement terminer la course afin de gagner le prix.
Projelerin uygulanması hız kazanmaktadır ve projeler uygulandıkları yerlerde olumlu sonuçlar vermektedir.L’application de ces projets s’accélère et engendre des résultats positifs sur le terrain.
Estonya henüz Olimpiyatlara katılmaya hak kazanmadı.L'Estonie n'a jamais participé aux Jeux olympiques.
Seyirciler Roddy Piper'ı seçti ve kendisi ile Flair şampiyonluğu kazanmak için Kenny'yi ve Mikey'i yendi.Les fans choisissent Roddy Piper, et Ziggler et Flair battent Kenny et Mikey pour remporter le championnat.
Bu aşamada kazanmak" için, gelen sayının 7 den önce tekrar atılması gerekir.Il faut donc refaire ce chiffre avant le 7 pour gagner.
Gençlik Olimpiyatlarına bireysel olarak katılma hakkı kazanma durumu yoktur.Ne doit pas être confondu avec Jeux olympiques de la jeunesse.
Çünkü Fransa'nın 1871'de kaybettiği toprakları yeniden kazanmayı hedeflediğinden endişeleniyordu.La France récupère les territoires perdus au profit de l'Allemagne en 1871.
Kupalar kazanmaya devam etmek istiyorum.Ils permettent de gagner des Koins.
Kongre'yi kendi mücadele programına kazanmaya çalıştı.Il remporte la compétition avec son club.
Shreya Ghoshal'in kariyeri Sa Re Ga Ma Pa yarışmasını kazanmasıyla başladı.La carrière de Shreya Ghoshal commence quand elle remporte le concours de chant Sa Re Ga Ma Pa.
On bisikletçi iki tur kazanmayı başardı.Dix coureurs ont réussi un doublé.
Futbolu sadece kazanmak ve kaybetmek üzerine kuran birisi değil.Souvenez vous que ce n'est qu'un match de football, peu importe qui gagne ou qui perd.
Surinam'ın 1975'te bağımsızlığını kazanmasıyla Surinam'dan bir göç dalgası yaşandı.En 1975, le Suriname obtient son indépendance.
Charles Champaud ise madalya kazanma başarısını gösteremedi.Charles Champaud ne remporte aucune médaille et son classement n'est pas connu.
Biz kazanmak ya da ölürüz, ama onurlu.Vaincre ou mourir, tel est notre mot d'ordre.
Ülkesinin bağımsızlığını kazanması sonrasında kendisine birçok kez diplomatik görevler verilmiştir.Après l'indépendance, il occupe plusieurs fonctions diplomatiques.
Sloganın bir diğer anlamı da şudur: "En önemlisi kazanmak değil, katılmaktır".C'est une parodie de la devise olympique "L'essentiel n'est pas de gagner mais de participer".
En büyük başarısı da British Touring Car Championship’i kazanmasıydı.Cette variante accueille le Championnat britannique des voitures de tourisme.
Kendinize bir meslek bulup para kazanmanız gerekecektir.Ils doivent obtenir un travail pour avoir l'argent nécessaire.
Ün kazanmadan önce, beyin eğitimi oyunları serisi yapan bir yapımcıdır.Quand on est amoureux, le cerveau active des systèmes de récompense.
Babasının güvenini kazanmak için elinden geleni yapıyor.Elle avait tout fait pour gagner l’amour de sa mère.
Parayı reel ekonomiye yatırıp reel ekonomiden kazanma vardır.Ils doivent l’être si l’on veut créer un véritable marché financier pour attirer les capitaux.
Bu sebeple lisanslı RES'lerde öngörülebilirlik anlık olarak önem kazanmaktadır.Dans les formes généralisées, le pronostic vital est en jeu.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Ils sont devenus aptes à les détruire.
Rock onu Royal Rumble'ı kazanmak için elemiş.The Rock remporta le Royal Rumble Match.
Spanish 21 Kazanma şansı diğer blackjack oyun versyonlarına göre daha düşük olan bir türdür.Le Trente et un est un jeu de pari basé sur le principe du blackjack.
Böylece Pro Era şöhret kazanmaya başladı.L'ère Open allait lui apporter des victoires.
Çoğu akademik unvanlarda diploma (veya diplom) kazanmanın en yaygın yoludur.La plupart des cursus sont proposés en apprentissage et en formation continue (diplômante ou du certifiante).
Bazı türlerinde 21 geçilse dahi kazanma şansı vardır.21 A quel temps la part est viable.
Bir sistemin açık ya da kapalı olması sistem ile çevre bakımından farklı bir anlam kazanmaktadır.Un système peut être ouvert, fermé, ou isolé selon son degré d’interaction avec son environnement.
Anti-Teröristlerin yalnızca bir rehineyi kurtarma noktasına ulaştırması raundu kazanmaları için yeterlidir.Il suffit pour les antiterroristes de ramener un seul des deux otages pour remporter la manche.
Fransa ise o dönem yine bu turnuvayı kazanmayı başardı.L'année suivante, il remporte de nouveau ce tournoi.
Kazanan takım bir sonraki yıl EuroLeague'de yer alma hakkı kazanmaktadır.Par contre, comme les années précédentes, le vainqueur final participera l'année d'après à l'Euroligue.
Stalinist mimari sanatta sosyalist gerçekçiliğin önem kazanmasını sağlamıştır.Høyre a participé activement à l'édification du modèle scandinave d'équité sociale.
O da zafer kazanmak.Il y remporte la victoire.
Hatta eniştesinin sempatisini kazanmak için kendini bile zehirledi.Elle s’empoisonna même elle-même pour susciter sa sympathie.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.À l'époque le fabricant de l'engin spatial concourait au prix Ansari X-Prize.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Sa seconde pensée est, non de lui résister, mais de s'en emparer.
Turizm giderek önem kazanmaktadır.Le tourisme prend de plus en plus d'importance.
Keenan 2014'te Metallurg Magnitogorsk takımı ile Gagarin Kupası'nı kazanma başarısı da göstermiştir.Il décroche la Coupe Gagarine 2014 avec le Metallourg Magnitogorsk.
Öte yandan Belize, geçmişteki oyunların hiçbirinde madalya kazanmayı başaramamıştı.Le Belize n'a jamais gagné de médailles aux Jeux olympiques.
Karakterler geliştikçe seviyeleri artmakta ve yeni yetenekler kazanmaktadır.Au fur et à mesure que les niveaux sont franchis, de nouveaux niveaux deviennent accessibles.
Okuyamamış, para kazanmak için tombalacılık yapmıştır.Il ne croit pas à la thèse des braquages pour avoir de l'argent.
Sekiz yaşında para kazanma amacıyla yeteneğini icra etmeye başlamıştır.À 8 ans, il trouve du travail pour subvenir à ses besoins.
Tam kazanma vuruşunu yapacakken Marge, televizyonun fişini çeker.Les affaires d'argent semblent s'arranger pour Martine lorsqu'elle remporte un jeu télévisé.
Diğer taraftan 1926 Fransa Bisiklet Turu'nu kazanan Lucien Buysse de turu kazanmak istiyordu.Le vainqueur du Tour de France 1926, Lucien Buysse, lui aussi visait l'obtention d'un nouveau titre.
Bern hükümeti tarafından verilen bu görev onun itibar kazanmasında etkili oldu.Sa découverte de l'ARN aurait dû lui valoir le Nobel.
Hayatını klarnet çalarak kazanmaktadır.Carrière de granit rose à La Clarté.
Artık George, özgürlüğünü kazanmak için Boyka’yı yenmek zorundadır.Dès lors, Henry Brown est décidé à gagner sa liberté.
Aynı zamanda para kazanmak amaçlı reklâm çizimlerini kabul etti.Il mérite d'avoir sa publicité de retour lui aussi.
Ayrıca, Güney Amerika Gençler Şampiyonası'nı da 4 defa kazanma başarısı gösterdi.Au cours de son histoire, l'équipe a également remporté 4 championnats sud-américains.
Bunu Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) güvenini kazanması izledi.Une aide qui lui permet d'obtenir des crédits de la Société financière internationale (SFI).
Bu süreçte kaçkın köleleri yakalayarak para kazanmaya çalışan köle avcılarından uzak durmaya çalışmıştır.Il est rattrapé par des chasseurs d’esclaves lancés à sa poursuite.
Kendisi öylesine bu kabiliyet yarışmasına katıldıysa'da bu onun kazanmasına sebep oldu.Il rajoutait qu'il était très heureux d'avoir gagné cette coupe.
Para veriliyor almayalım mı, kazanmayalım mı? (..)Irai-je ou n'irai-je pas? - 3.
Aynı gece Justin Angel ve Kris Logan’ı mağlup ederek kemerleri kazanmayı başardılar.Ils perdent le titre face à Justin Angel et Kris Logan le 9 août.
Site, gelirinin büyük bir bölümünü Google reklamlarından kazanmaktadır.Google tire la majorité de ses revenus de la publicité avec différents mécanismes.
Rıdvan gittikçe iktidar gücü kazanmaya başladı.Aspar perd de plus en plus de pouvoir.