kazandı ile cümle
kazandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yani çizgi resimler bana bir kişilik kazandırdı.So for me, cartooning gave me a sense of identity.
Peki bu yeni yaklaşım bize ne kazandırır?But what does this new, sort of, approach give us?
Beyni incelemek sana bir şey kazandırmıyor, beynin çevreyle ilişkisine bakman lazım.Studying the brain gives you nothing unless you study it in relationship to the environment.
Açığa satış yapanlar da hayatlarından memnun, çünkü yaptıkları işlemlerden para kazandılar.-And obviously it's good for the short sellers because they are actually making money.
Hayır, para kazandıkları temel yer reklam gelirleri. -No, they make money by selling ads.
Ne zaman ne kadar maaş kazandığınızı görmek istiyorlar. .So maybe you maybe make $1,500 every two weeks, so they like to see that.
Bu boya kutusu Dutch Boy boya firmasını kurtardı ve onlara bir servet kazandırdı.This paint can right here saved the Dutch Boy paint company, making them a fortune.
Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarını kazandım.I won the Intel International Science and Engineering Fair.
Kimseye bir işitme kaybı kazandırmak istemiyorum.I don't wanna give everyone hearing loss.
Bu saçmalıklara yıllardır inanmakla ne kazandığımızı anlayabilmiş değilim.I don't know what we're doing, believing in all this nonsense over all these years.
Burada bahse girebilirim, ve bu gerçekten para kazandığım durumlardan biri.So here, I can make a bet, and this is actually one of the points where I get my money.
Ve 2007 yılında, takımımız bu yarışmada üçüncü olarak yarım milyon dolar kazandı.So in 2007, our team won half a million dollars by placing third place in this competition.
Acı gerçek şu ki, bu size para kazandıracak.The sad truth is, this will save you money.
İkinci sınıftayken, şehir çapında bir konuşma yarışmasını kazandım ama hiç kimse banaWhen I was in grade two, I won a city-wide speaking competition, but nobody had ever said,
Harçlıklar çocuklara yanlış alışkanlıklar kazandırır.Allowances teach kids the wrong habits.
Kazandık ! hazine bizim !Won! the treasure is ours!
Güveninizi kazandıysam ne mutlu bana !I am happy if I gained your trust!
Kazandım ! çıkın paraları !I won ! give the money !
Gene kazandım !I won again !
Bir yılın sonunda, anapara artı anaparadan kazandığım %10'luk faizin toplamı 65 TL olacak. .If I take the amount, I get 10% of that amount over the year, that should be equal to $65.
Her yıl yatırımınızın %88'ini kazandıran bir iş hayal edin.Imagine a business or some investment where you get 88% of your money every year.
Ve çok etkili ve yetkinlik kazandıran bir alettir.And it's a powerful and empowering tool.
Ve yüzde 70'i hayatlarını yeniden kazandı.And 70 percent regained their lives.
15 yıl boyunca hayatımı tam bu şekilde kazandım.It's exactly how I made my living for 15 years.
Bunu yaptıkları zaman, İddiayı sizin kazandığınızı çünkü bardağın altına koyduklarını söyleyinWhen they do this, explain that you've won the bet, because that's the bottom of the glass.
Bu ilki, doğaya karşı insanlardır. Biz kazandık, daha fazla kazancımız yok. İnsan popülasyonu.That first one is humans-versus-nature; we've won, there's no more gain.
Parçacık bu noktadan bu noktaya gelirken ne kadar enerji kazandı.How much more energy did the particle have here than here?
Bu yarışmayı kazandığımızda Çin'de projemizi açıklamak için bir gösterim yapmak zorunda kaldık.So when we actually won the competition we had to do an exhibition in China explaining the project.
O günün kesinlikle onun adını... ...kazandığı gün olduğunu hissettim.So we felt that that day was the day that she really earned her name.
Bu herkesin kazandığı gıda ekonomisini harekete geçiren bir durum.It is a win-win-win situation that starts the food economy moving.
Orada 45 dakika durduktan sonra 32 dolar kazandı.After being there for three-quarters of an hour, he made 32 dollars.
O esasında 20 dolar daha fazla kazandı, ama bunu (kazanmış olduğuna) katmadı.He actually made 20 dollars more than that, but he didn't count it.
Öfke oyun kazandırmaz.Rage doesn't win games.
Teşekkür ederiz Leslie, bu anlattığın şeyler bize yeni bir bakış açısı kazandırdı.Thank you, Leslie, that was an insight that a lot of us haven't had before.
Önemli olan kimin kazandığı değil Bu düellonun kendisi çok önemliIt's not who wins that is important this duel has become too important
Ve işte kazandığı da bu ve gelmemiz gereken nokta da bu.And that's what she achieved, and that's what we have to get to.
Sen kazandın.You win.
Liflerin bu belirli yönlenmeleri, iskelete çok, çok farklı bir tutum kazandırıyordu.Those fibers in that particular orientation give the skeleton a very, very different behavior.
Işıltılı zirkon tozunun dairesel şeridi parçaya zengin bir estetik ve enerji kazandırır.A circular band of sparkling zirconias gives the piece an opulent aesthetic and energy
Ayın en iyi çalışanı ünvanını kazandı.Ayın en iyi çalışanı ünvanını kazanıyordu.
Gene kazandım ! Hadi elinizi görelim ! elinizi korkak alıştırmayın ! hadi !I won again ! come on show your hands ! coward hand! come on!
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.When oil was at stake, somehow, suddenly, things mattered.
Bu karaladığım alan şeride derinlik kazandırıyor.This little area that I'm shading right here gets depth of that sheet.
Rubens'in hareket kazandırmak için kullandığı bir yöntem.There's a kind of energy a kind of facility that Rubens has.
Bir kutu et kazandım.So I won a box of meat.
Lider olmak size karzima kazandırır.Being a leader gives you charisma.
Kimin ordusunun kazandığı değil; ayrıca kimin açıklamasının kazandığı önemlidir.It's not whose army wins; it's also whose story wins.
Eğer insanlara kendi istediğiniz değil ama onlara kimlik kazandıracak bir şeyler verirseniz...If you give them something to do that they identify with (not something that you like) something...
İster inanın ister inanmayın bunu zaman kazandıran bir yöntem olarak düşünmüştüm.Believe it or not, I devised this as a timesaving method.
Ve Hasbroö biliyorsunuz, bundan bir buçuk milyar dolar kazandı.And Hasbro made about, you know, a billion and a half dollars.
Ben her birinden azıcık kazandım.And I just a little bit on each one.
Kendim oynamak için mi kazandım sandın?Do you think I won this so I could play with it?
Bu arada, "matris dünyası" ifadesi 1999'dan sonra tamamen değişik bir anlam kazandı. -And the word 'matrix world' has a whole new meaning after 1999.
Bir çok Afrika-Amerikalı bu davayı kazandıklarını sanıyorlardır.Many African-Americans probably think that they won by the trial.
Koşabilmek için dava açtı ve davayı kazandı. Ama iyi bir süre yapamadı.He sued to be allowed to run, and he won the suit, but didn't qualify by time.
Oncelikle daha çok para kazandım.I made more money.
Onlar daha sağlıklı oldular, ben de daha çok para kazandım.They got healthier. I made more money.
Bu araziyi doğaya yeniden kazandırdık.We transformed. We gave this land back to nature.
Bunlardan kazandığı parayı eğitimi için harcayacağını düşünebilirsiniz.And you would think she would take that money and put it back into her education.
İş bulabileceğiniz, size yetenekler kazandırabilecek her yere gidebilirsiniz.You'd go anywhere you get your job, anywhere that can get you a qualification.