Kazandığımıza sevindim.I'm glad we won.
Sadece kazanmak istiyorum.I just want to win.
Piyangoyu kazandım ve biz Bahamalar'a gidiyoruz.I won the lottery and we're going to the Bahamas.
Bir kazananla bir kaybeden arasındaki fark nedir?What's the difference between a winner and a loser?
Gerçek her zaman kazanmaz.The truth doesn't always win.
O şanslı bir kazançtı.It was a lucky win.
Nasıl kazanacağımı biliyorum.I know how to win.
Kazanabileceğimizi biliyorum.I know we can win.
Tom nasıl kazanacağını bilir.Tom knows how to win.
Onlar nasıl kazanacağını biliyor.They know how to win.
Biz hâlâ kazanmak istiyoruz.We still want to win.
Biz sadece bir oyun kazandık.We only won one game.
Biz sadece kazanmak istedik.We just wanted to win.
İyi bir kazanma şansımız var.We have a good chance of winning.
Kazanacağımıza dair iyi bir şans var.There's a good chance that we'll win.
Tom üç puanla kazandı.Tom won by three points.
Biz gerçekten kazanmak istiyoruz.We really want to win.
Bunu kazanmak çok zor.It's very tough to win.
Tom bir Nobel ödülü kazandı.Tom won the Nobel prize.
Mary bir Nobel ödülü kazandı.Mary won a Nobel prize.
Tom kazanmaya alışkın.Tom is used to winning.
Önemli şey kazanmak değil ama diğer kayıplar.The important thing is not to win, but that the other loses.
Bir kez kazanmak istiyorum.I want to win for once.
Hepimiz kazanmak için çalışıyoruz.We're all trying to win.
Tom Boston Maratonunu kazandı.Tom won the Boston Marathon.
Onun gibi biri için başkanlık seçimini kazanmak kolay olacaktır.For someone like him, it will be easy to win the presidential election.
Onun kazanmasına izin vermeliydim ama çok iyi kartlarım vardı.I should have let her win but I had too good cards.
Bir sonraki seçimi kim kazanacak?Who will win the next election?
Kimin kazandığına gelince bir karışıklık var.There is some confusion as to who won.
Piyangoyu kazanmak herkesin hayalidir.It's everybody's dream to win the lottery.
Kazanamayacağımı fark ettim.I realized that I can't win.
Herkes kazananı sever.Everyone loves a winner.
Tom henüz bir şey kazanmadı.Tom hasn't won anything yet.
Tom'un kesinlikle kazanma şansı yok.Tom has absolutely no chance of winning.
Kimin kazandığı zamanla görülecek.It remains to be seen who wins.
Tom çok para kazanmadı.Tom didn't make much money.
Tom'un kazanmasının yolu yok.There's no way Tom'll win.
Benim takım maçı kazandı.My team won the match.
Takımım maçı kazandı.My team won the match.
Başkaları için mezar kazanlar oraya kendileri düşerler.Those who dig a grave for others will themselves fall therein.
Başkaları için mezar kazanlar orada düşerler.Those who dig a grave for others will fall therein.
Bunu uzun vadede kazanmıyorsun.You won't earn it in the long run.
Kesinlikle Tom'un yarışı kazanma şansı yok.There's absolutely no chance that Tom will win the race.
O tartışmayı kazanmak zorundasın.You gotta win that debate!
Eğer loto oyununu kazanırsan parayla ne yapacaksın?If you win the lotto, what will you do with the money?
Herkes kazanları sever.Everyone loves winners.
O birincilik ödülünü kazandığı için övündü.She prided herself on having won first prize.
Tom Amerikan vatandaşlığını kazandı.Tom gained American citizenship.
Tom saatte otuz dolar kazanmaktadır.Tom earns thirty dollars an hour.
Tom şey kazanmadı.Tom hasn't won anything.
Dikkat et, o adam yüzüne gülen kuyunu kazan biri.Watch outーthat guy is a real snake in the grass.
Ben onun kazanacağından eminim.I am sure that he will win.
Onların kazandığına sevindim.I'm glad they won.
Biz kazanmak zorundayız.We've got to win.
Piyangoyu kazanırsam sana yeni bir araba alırım.If I won the lottery, I'd buy you a new car.
Ben üç kez kazandım.I've won three times.
Ben büyük ihtimalle kazanacağım.I'll most likely win.
Ben çok para kazandım.I made a lot of money.
Her oyunu kazanmaya çalışalım.Let's try to win every game.
O, roman sayesinde ün kazandı.He gained renown through the novel.