Nasıl kazanamadık?How could we not win?
Tom birincilik ödülü kazandı.Tom won first prize.
Tom kazanmayacak.Tom won't win.
Biri çok fazla para kazanamaz.One can't earn too much money.
Tom sandviç yeme yarışmasını kazandıTom won the hot dog eating contest.
Bırak bir kerecik de ben kazanayım.Let me win for once.
Bence sosyalist parti kazanacak.I think the socialist party will win.
Tom ebeveynlerinden daha fazla para kazanır.Tom makes more money than his parents.
Dergi bu yıl bir sürü okuyucu kazandı.The magazine acquired a lot of readers this year.
Tom birçok yarış kazandı.Tom has won many races.
Tom maaşımın iki katını kazanıyor.Tom earns double my salary.
Tom benim iki katım kadar çok kazanır.Tom earns twice as much as me.
Tom benim üç katım kadar çok kazanır.Tom earns three times as much as me.
Onların kazanmasına izin vermeyin.Don't let them win.
Kazanıyor musun?Are you winning?
Onun kazanabileceğine inanıyorum.I believe he can win.
Cesur askerler şehri yeniden kazanmak için düşman ile boy ölçüştü.The brave soldiers went head-to-head with the enemy to regain their city.
Tom bana yarışı kimin kazanacağını düşündüğümü sordu.Tom asked me who I thought would win the race.
Tom bir delikanlı iken gazeteler dağıtarak para kazandı.When Tom was a teenager, he earned money delivering newspapers.
Tom çok sıkı çalıştı ve çok para kazandı.Tom worked very hard and earned a lot of money.
Senin kazanman ya da kaybetmen umurumda değil.I don't give a damn about you winning or losing.
Sizi yaşatmak hiçbir şey kazandırmaz, kaybetmek ise hiçbir kayıp getirmez.To keep you is no benefit. To destroy you is no loss.
O final sınavlarında dikkat çekici notlar kazandı.She earned remarkable grades at the final exams.
Mary, Tom gibi yılda 100.000 dolardan az kazanan erkeklerden hoşlanmaz.Mary doesn't like men who make less than $100,000 a year like Tom.
O film, en iyi yabancı film dalında Oscar kazandı.That movie won an Oscar as the best foreign film.
İnşallah sağduyu kazanır.Let's hope that common sense prevails.
Kazanın tek hayatta kalanı bir bebekti.The accident's only survivor was a baby.
Buraya geldiğimden beri beş pound kazandım.I've gained over five pounds since I got here.
Biz kesinlikle kazanmalıydık.We certainly should've won.
Tom yarışı kazanmalıydı.Tom should've won the race.
"Kralın kızını kazanmalıyım!" diye bağırdı ikisi de."I shall win the king's daughter!" they both cried.
Biz kazanmayı hak etmedik.We didn't deserve to win.
Bir günde 100 euro kazanırım.I earn 100 euros a day.
Onların ilişkisi ivme kazanmaya başladı.Their relationship really started gaining momentum.
Uzaktaki uğursuz bir fırtına hız ve güç kazanıyordu.The ominous thunderstorm in the distance was gaining speed and strength.
Birçoğu oynar ama yalnızca biri kazanır.Many play, but only one will win.
Tom yarışı kazandı mı?Did Tom win the race?
Tom ne kadar kazanıyor?How much does Tom make?
Tom nasıl para kazanıyor?How does Tom make money?
Kim kazanmak istemez?Who doesn't want to win?
Tom ailesine yardım etmek için yeterli para kazanmıyor.Tom doesn't make enough money to support his family.
Denver Broncos, Super Bowl'u kazandı.The Denver Broncos have won the Super Bowl.
Denver Broncos, Super Bowl 50'yi kazandı.The Denver Broncos have won the 50th Super Bowl.
Kazanmayı bekliyor muydun?Were you expecting to win?
Asla kazanmayı beklemedim.I never expected to win.
Hiç kimse bizim kazanmamızı beklemiyor.Nobody's expecting us to win.
Para kazanmak için sadece bir cadde var.There is only one avenue to earn money.
Para kazanmak için sadece bir yol var.There's but one avenue to earn money.
Biz gerçekten ne kazandık?What have we really gained?
Biz kazanmayacağız.We aren't going to win.
Kocam yılda 100.000 dolar kazanır.My husband makes a hundred thousand dollars a year.
İnşallah kazanacağız.Hopefully, we'll win.
Ben kazanamam.I can't win.
Ben zaman kazanmak istiyorum.I want to gain time.
Bizim takımın kazanması ya da kaybetmesi umurumda değil.I do not care if our team wins or loses.
Tom en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında oskar kazandı.Tom won the Oscar for Best Supporting Actor.
Bizim takımın kazanması ya da kazanmaması umurumda değil.I don't care if our team wins or not.
Tom'un kazandığına sevindim.I'm glad that Tom won.
Biz ekmeğimizi çalışarak kazanırız.We earn our bread by working.
Kazandığıma mutlu oldum.I'm happy we won.