kazanç ile cümle

kazanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Pek çok çocuk sokaklarda çalışmaktadır çünkü ailelerinin kazançlarına ihtiyaçları vardır.Sommige kinderen worden er door hun ouders op uitgestuurd om geld te verdienen op straat.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Het verdrag bood beide landen voordelen.
Kazancakis bunu El Greko'ya Mektuplar'da söyler.)De gepassioneerde bewogenheid van de gebaren bij El Greco (ca.
Eğer patent çıkarsaydı 7 milyar dolar kazanç sağlayabilirdi.Mocht het hem lukken dan zou hij 1 miljoen dollar winnen.
Bu türlü yolsuz kazanç kazanma ile kendi şahsi servetini de büyük miktarlara yükseltmiştir.Hij verwierf, al dan niet door schenking, uitgestrekte landgoederen.
Hiçbir şekilde haksız kazanç sağlamadım.Onterecht mee profiteren.
Hatta, en büyük kazanç bile denilebilir.Deze laatste wordt ook wel de Grote Schans genoemd.
Pek çok çocuk sokaklarda çalışmaktadır çünkü ailelerinin kazançlarına ihtiyaçları vardır.Wiele dzieci pracowało w domu, aby pomóc rodzicom w prowadzeniu gospodarstwa.
Aylık kazancı 15.000 doları buluyordu.Zarabialiśmy po 152 dolary na miesiąc.
Hesap ve kazanç kaybı yaşamazsınız.Rachunek zysków i strat jest jednoznaczny.
Çok başarılı olduğu çeviri işinden iyi kazanç elde ediyordu.Ze sporym powodzeniem próbował też tłumaczeń.
Buhar motorlarına uyguladığı birtakım mekanik değişiklikler sonrası, %10 performans kazancı sağladı.Od chwili zmiany prezesa MKS, przychód z zakresu serwisu samochodów osobowych wzrósł o 200%.
Kariyerinde kazancı 1 milyon dolar barajını aşan en genç tenisçi oldu.Był jednym z pierwszych tenisistów, których zarobki na korcie przekroczyły milion dolarów.
Gerilim kazancı olmayan devrede ise kazanç 0 Np dir.Niewskazanie żadnej odpowiedzi skutkuje otrzymaniem 0 pkt.
Bu uygulama, kazançsız rezerv gereksinimi olarak adlandırılmaktadır.Ta postać dozwolonego użytku powinna być oceniana jako odpowiadająca potrzebom organizacji non-profit.
19. yüzyılda Kızıl Nehir, Çin'e giden kazançlı bir ticaret yolu olarak görülüyordu.W XIX wieku rzeka była wykorzystywana jako wodny szlak handlowy.
2013 yılında AR-GE alanındaki 5 milyar $ kazancını 2014'te 6.4 milyar $'a yükseltmiştir.W 2001 roku na Corocznym Spotkaniu, WEF wydało 5,4 miliona USD na ochronę.
Ayrıyetten elde edilecek kazancın yüzde 10'unu alacaktı.Zastrzegli sobie prawo do 10% znaleźnego.
Kazanç metotu reklam veren tarafından belirlenir.Sposób reklamacji wybiera kupujący.
Bunların sonucunda Almanya Futbol Federasyonu, 10 milyon Mark'lık bir kazanç elde etmişti.W rezultacie, obie federacje zarobiły miliony dolarów dochodu.
1970'ler boyunca, korku filmi filmi kazançlı bir tür haline geldi.W 1970 rozgłos zdobył film Był sobie drozd.
19. yüzyılda Kızıl Nehir, Çin'e giden kazançlı bir ticaret yolu olarak görülüyordu.På 1800-talet sågs Röda floden som en möjlig väg till den lukrativa marknaden i Kina.
Şimdi aylık kazancı 1900 dolar.(Jag tjänar 3 200 dollar i månaden.)
Babası Wang Yung, Çin'le yaptığı ticaretten çok büyük kazançlar sağladı.Wang Geons, far Wang Yung, blev en förmögen man genom handel med Kina.
Adını Yunan yazar ve filozof Nikos Kazancakis'ten almaktadır.Flygplatsen är namngiven efter den grekiska författaren och filosofen Nikos Kazantzakis.
2 Eylül 2007'ye kadarki olan gösteriminde yaklaşık 71,5 Milyon Dolar kazanç sağlandı.I april 2007 hade hon vunnit nära 2½ miljon dollar.
Daha sonra bir benzin istasyonu açacak kazanca ulaşır.Man har även öppnat en bensinstation igen.
Bu yüzden de kazancı azalacaktır.Detta leder på sikt till minskade vinster.
Bu ayar oranı kazanç faktörüne göre değişir.Denna position varierar beroende på mottagarens längd.
( Kuyu görüntüsü, bir kaynağı ya da bir kazanç kapısını simgeleyebilir. )(Kommer forskningen att ge oss ett himmelrike eller ett helvete?)
2014'teki Celebrity 100 listesinde $57 milyon kazançla yirmi altıncı sırada yer aldı.Inräknat 2013 har utmärkelsen delats ut vid 67 tillfällen till 58 olika vinnare.
Romanlarıyla kazancı artmaya başladı ve eğlence hayatına kendisini kaptırdı ve sağlığı bozuldu.Mot slutet av hans liv minskade hans böcker i popularitet och hans hälsa försämrades.
Ayrıca işçiler de daha çok kazanç hak ettiklerini savunarak isyan ettiler.Dessutom ville Krek att arbetarna skulle få en rättvisare lön.
Köyün yaşlı insanlarının temel ekomomik kazancı emekli maaşlarıdır.En äldre benämning på Allmän pension var ålderspension.
Ancak bu zirai gelir sahiplerinin kazançları kendi geçimlerini idame ettirmeye dahi yeterli değildir.Med andra ord räcker inte avkastningen till mer än ägarens uppehälle.
Bu miktar, oyuncunun kazancını belirtmektedir.De visar hur mycket pengar varje spelare har.
Babası Wang Yung, Çin'le yaptığı ticaretten çok büyük kazançlar sağladı.Його батько, Ван Юн, мав великий прибуток від торгівлі у Китаї.
Olası sonuçlar avantaj, dezavantaj, kazanç, kayıp veya zafer olabilir.Можливі результати містять перевагу, незручність, вигоду, збитки, цінність і перемогу.
Kendine has bir hali ve üslubu olan Kazancı Bedih, bundan dolayı yörede "pir" diye çağrılıyordu.Дуже серйозний і самостійний, за що його і прозвали «дядьком».
2003 verilerine göre nüfusun %64'ü günlük 1 Dolar'dan daha az bir kazanç ile yaşamını idame ettirmektedir.За даними доповіді 2009 р., близько 42 % населення живе на менш ніж $1 на день.
Bu varyasyonların her biri kazanç, kayıp ya da beraberlikle sonuçlanır.Усі інші відмінності випливають з цього або тісно пов'язані з цим.
Tüm iyi ameller, dini kazançlar sağlar ve böylece Karma’lar azalır.Він є об'єктом поклоніння, основою моральних принципів і тим, хто дає плоди карми.
Bu makaralar kuvvetten kazanç sağlamazlar.Такі умови не задовольняють владу.
Kazancakis bunu El Greko'ya Mektuplar'da söyler.)Автор спогадів про Аллу Горську в книзі «Алла Горська.
Yoldan kazanç, kuvvetten kayıp vardır.З втратою столиці відбувається програш.
Zepheniah bu arazilerden bir kazanç elde edemez.Садху не повинні володіти нічим.
Bundan fazla kazanç sağlanmamaktadır.Це гарантує те, що Ви не сплатили більш ніж необхідно.
Babası Wang Yung, Çin'le yaptığı ticaretten çok büyük kazançlar sağladı.Jejich vůdce Chino má s Johnnym nevyřízené účty.
"Kazancı Bedih katalitik soba kurbanı".Pozor na jedovatý starček přímětník .
Köyün yaşlı insanlarının temel ekomomik kazancı emekli maaşlarıdır.Právně je domov důchodců příspěvkovou organizací kraje Vysočina.
Hatta ekonomik kazançları sadece borçlarını ödemektedir.Protikladem úspor jsou dluhy.
Bu anlaşmada Avusturya'nın kazançları çok düşük kaldı.Rakouské ztráty byly minimální.
Bu miktar, oyuncunun kazancını belirtmektedir.To vše se podílí na podpoře hercova výkonu.
Zepheniah bu arazilerden bir kazanç elde edemez.Šápúrovi se nepodařilo udržet ani jeden ze svých územních zisků.
Bu yüzden de kazancı azalacaktır.Díky tomu by se měla snížit jejich cena.
Elçibey de Ermenilerin Karabağ'daki kazançlarını önleyemedi.Nemohl také nechat Merlinovu zbraň v rukou Oriů.
Bundan fazla kazanç sağlanmamaktadır.Víc peněz mít nesmí.
Eğer bir kimse Tanrı'nın varlığına inanmıyorsa, bundan sonsuz zararlı çıkacaktır ve çok az kazancı olacaktır.Bůh nestvořil člověka, aby se mýlil, byť občas.
Bu bir 'haksız kazançtır' demiştir.Jde svým způsobem o „zápornou“ fakturu.
Her iki ülke de kazançlı çıkmıştır.Oba chtějí samozřejmě vyhrát.
İlgili Sayfalar