kazanç ile cümle

kazanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Ale nie chodzili synowie jego drogami jego; lecz udali się za łakomstwem, i brali dary, a wywracali sąd.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Fiii lui Samuel n'au călcat pe urmele lui; ci se dădeau la lăcomie, luau mită... şi călcau dreptatea.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.그 아들들이 그 아비의 행위를 따르지 아니하고 이를 따라서 뇌물을 취하고 판결을 굽게 하니라
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Men hans sønner vandret ikke på hans veier, men søkte bare egen vinning og tok imot gaver og bøide retten.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Nechodili pak synové jeho po cestách jeho, ale uchýlili se po lakomství, a berouce dary, převraceli soud.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.No, jeho synovia nechodili po jeho cestách, ale sa podali za ziskom a brali úplatok a krivili súd.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Но сыновья его не ходили путями его, а уклонились в корысть и брали подарки, и судили превратно.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ולא הלכו בניו בדרכו ויטו אחרי הבצע ויקחו שחד ויטו משפט׃
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ولم يسلك ابناه في طريقه بل مالا وراء المكسب واخذا رشوة وعوّجا القضاء.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒 子 不 行 他 的 道 、 貪 圖 財 利 、 收 受 賄 賂 、 屈 枉 正 直
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒子 不 行 他 的 道 、 貪圖 財利 、 收受 賄賂 、 屈枉 正直
Amerika ekonomisine 10 yıldan fazla sürede yaklaşık bir trilyon dolar net kazanç sağlayacak.지난 십년간 거의 10조 달러에 맞먹는 미국 경제의 추가적인 이득을 창출했을 수도 있었습니다.
Amerika ekonomisine 10 yıldan fazla sürede yaklaşık bir trilyon dolar net kazanç sağlayacak.1兆ドル近くの経済効果を得られると 試算されています 経済的に得な話ですよね?
Amerika ekonomisine 10 yıldan fazla sürede yaklaşık bir trilyon dolar net kazanç sağlayacak.einen Nettogewinn von fast 1 Billion Dollar einbringen würde.
Amerika ekonomisine 10 yıldan fazla sürede yaklaşık bir trilyon dolar net kazanç sağlayacak.זה יניב לכלכלת ארה"ב תוך 10 שנים רווח נטו של כמעט טריליון דולר.
Amerika ekonomisine 10 yıldan fazla sürede yaklaşık bir trilyon dolar net kazanç sağlayacak.بأن ذلك من شأنه أن يخلق ربحا صافيا للاقتصاد الأمريكي يقارب التريليون دولار، على مدى 10 سنوات.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Adesso è diventata la mia ricompensa alla fine della giornata, un momento che--che adoro e proteggo.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Au devenit rasplata mea la sfarsitul zilei, ceva ce am ajuns sa pretuiesc mult.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.C'est devenu ma récompense à la fin de la journée, quelque chose que vraiment -- que je chéris vraiment.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Det er blevet min præmie ved dagens afslutning, noget jeg virkelig værdsætter.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Het is mijn beloning geworden op het einde van de dag, iets wat ik echt -- echt koester.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Jetzt sind sie eine Belohnung am Abend, etwas, das ich wirklich sehr schätze.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.그 시간은 이제 하루 끝에 있는 보상의 시간이 되었습니다. 제가 정말 -- 정말로 소중하게 생각하는 시간으로요.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Most pedig ez a jutalmam a nap végén, olyasmi, amit nagyon megbecsülök.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Se ha convertido en mi recompensa al final del día, algo que realmente -- realmente aprecio.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Stalo se to mou odměnou na konci dne, něčím, čeho si opravdu vážím.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Teraz sa to stalo mojou odmenou na konci dňa, niečím, čo si naozaj, naozaj opatrujem.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Teraz to moja codzienna nagroda, coś co naprawdę cenię.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Κι έχει μετατραπεί στην επιβράβευσή μου στο τέλος της μέρας, κάτι που στ΄ αλήθεια -- στ΄ αλήθεια απολαμβάνω.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.А теперь это стало моей наградой в конце дня, то, что я по-настоящему ценю.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.Зараз це стало моєю нагородою в кінці дня, тим, що я справді ціную.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.То стана моята награда в края на деня, нещо което аз наистина -- наистина обичам много.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.הפכו לפרס שממתין לי בסוף היום, משהו שאני באמת, באמת מוקיר.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.قد أصبح مكافأة لي في نهاية اليوم، شيء أنا حقا -- حقا أعتز به .
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.とても大切な時間です ハリウッド映画の
Anlamadıysanız kuvvet kazancı videosunu izlemenizi tavsiye ederim.Koukněte na videa o mechanických výhodách, pokud si nejste jistí.
Anlamadıysanız kuvvet kazancı videosunu izlemenizi tavsiye ederim.אם זה מבלבל אותכם, כדאי שתצפו בסירטונים העוסקים ביתרון מכני.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Ấy không phải tôi cầu lễ vật, nhưng cầu sự kết quả nhiều bởi lễ vật đến cho anh em.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Ấy không phải tôi cầu lễ_vật , nhưng cầu sự kết_quả nhiều bởi lễ_vật đến cho anh_em .
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Ce n`est pas que je recherche les dons; mais je recherche le fruit qui abonde pour votre compte.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Ei niin, että haluaisin lahjaa, vaan minä haluan teidän hyväksenne karttuvaa hedelmää.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Ikke at jeg attrår Gaven, men jeg attrår den Frugt, som bliver rigelig til eders Fordel.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Ikke at jeg attrår gaven, men jeg attrår den frukt av den som rikelig kommer eder til gode.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.내가 선물을 구함이 아니요 오직 너희에게 유익하도록 과실이 번성하기를 구함이라
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Não que procure dádivas, mas procuro o fruto que cresça para a vossa conta.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Ne da bi iskal daru, marveč sadu iščem, ki naj se množi vam na račun.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Nem mintha kívánnám az ajándékot; hanem kívánom azt a gyümölcsöt, mely sokasodik a ti hasznotokra.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Ne protože bych hledal darů, ale hledám užitku hojného k vašemu prospěchu.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Nicht, daß ich das Geschenk suche; sondern ich suche die Frucht, daß sie reichlich in eurer Rechnung sei.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Nie preto, že by som hľadal daru, ale hľadám ovocie, hojne sa množiace na váš účet.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Nie przeto, żebym datku szukał; ale szukam pożytku, który by obfitował na rachunku waszym.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.No es que busque donativo, sino que busco fruto que abunde en vuestra cuenta
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Non è però il vostro dono che io ricerco, ma il frutto che ridonda a vostro vantaggio
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Nu că umblu după daruri. Dimpotrivă, umblu după cîştigul care prisoseşte în folosul vostru.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Ουχι οτι ζητω το δωρον, αλλα ζητω τον καρπον τον πλεοναζοντα εις λογαρισμον σας.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Говорю это не потому, чтобы я искал даяния; но ищу плода, умножающегося в пользу вашу.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.Не то щоб я шукав дару, а шукаю овощу, що намножуеть ся на користь вашу.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.לא שאבקש את המתן אך אבקש הפרי אשר ירבה בחשבנכם׃
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.ليس اني اطلب العطية بل اطلب الثمر المتكاثر لحسابكم.
Armağan peşinde değilim, ama ruhsal kazancın hesabınızda birikmesini istiyorum.我 並 不 求 甚 麼 餽 送 、 所 求 的 就 是 你 們 的 果 子 漸 漸 增 多 、 多 歸 在 你 們 的 賬 上
İlgili Sayfalar