Biraz ekstra para kazanmak ister misin?Would you like to earn some extra money?
Birçok insan seni kaza yerinde gördü.A lot of people saw you at the scene of the accident.
Tom ve ben bir kuyu kazmaya başlamayı planlıyoruz.Tom and I plan to start digging a well tomorrow morning.
Gerçekten biraz para kazanmak istiyor musun?Do you really want to make some money?
Gerçekten çok para kazanmak istiyorsan nasıl kazanacağını sana söyleyebilirim.If you really want to make a lot of money, I can tell you how.
Para kazanmak için paraya ihtiyacın var.You need money to make money.
Kazayı önlemek için Tom'un yapabileceği bir şey yoktu.There was nothing Tom could've done to prevent the accident.
Tom yeniden formunu kazanmaya çalışıyor.Tom is trying to get back into shape.
Kazadan beri üç yıl oldu.It's been three years since the accident.
2003'te bir madalya kazandım.I won a medal in 2003.
Bu kırmızı kazak mavi olanlardan daha ucuz.This red sweater is cheaper than the blue one.
Erkek kardeşimin futbol takımı dün bir turnuva kazandı.My brother's football team won a tournament yesterday.
Tom'un bir tür kaza geçirdiğini anlıyorum.I understand Tom had some sort of accident.
Bizim bir kazananımız var gibi görünüyor.It looks like we have a winner.
Ödülü kazanmak istedim ama başaramadım.I wanted to win the prize, but failed.
Tom Mary'nin kalbini kazanmaya çalıştı.Tom tried to win Mary's heart.
Bunun bir kaza olmayabileceğini düşünüyor musun?Do you think it might not have been an accident?
O kaza hayatlarını değiştirdi.That incident changed their lives.
O, yünlü bir kazak giyer.She wears a woolen sweater.
O, yünlü bir kazak giyiyor.She is wearing a woolen sweater.
Kazalar sürekli olur.Crashes happen all the time.
Olan bir kazaydı.What happened was an accident.
Tren kazasında hayatını kaybeden çocuklardan birinin adı Tom'du.One of the boys who died in the train accident was named Tom.
İşte nasıl kazanacağımız.Here's how we're going to win.
Bu bir şekilde kazara oldu.It sort of happened by accident.
Avcılık kazaları çoğu insanın fark ettiğinden daha sık olur.Hunting accidents happen more often than most people realize.
Kazayı gördün mü?Did you happen to see the accident?
O, birincilik ödülünü kazanacak.She will win the first prize.
Venedik bağımsızlığını kazanırsa ne olacak?What will happen if Venice gains independence?
Genç yazar benzersiz bir başarı kazandı.The young writer won unparalleled success.
Onun gözde takımı yarışmaların çoğunu kazanmaz.His favourite team doesn't win a lot of competitions.
O, kazandığından çok para harcıyor.He lives beyond his means.
Onlar kazandıklarından çok para harcıyorlar.They live beyond their means.
Tom kazandığından çok para harcıyor.Tom lives beyond his means.
O kazara sayfayı yırttı.She accidentally tore the page.
Tom Boston'da çok para kazandı ve sonra Chicago'ya geri taşındı.Tom made a lot of money in Boston and then moved back to Chicago.
Bize biraz zaman kazandırdın.You've bought us some time.
Biraz zaman kazanmak zorundayız.We've got to buy some time.
Biz sadece biraz zaman kazanmaya çalışıyoruz.We're just trying to buy some time.
Size biraz zaman kazandıracağız.We'll buy you some time.
Biraz zaman kazanmamız gerekiyor.We need to buy some time.
Kendimiz daha çok zaman kazanmalıyız.We need to buy ourselves more time.
Burada biraz zaman kazanmalıyız.We need to buy a little time here.
Tom zaman kazanmak zorunda olduğunu biliyor.Tom knows he has to buy time.
Tom bize biraz zaman kazandırdı.Tom has bought us some time.
Tom'un size biraz zaman kazandırdığını duydum.Tom bought you some time, I hear.
Onlar zaman kazanıyordu.They were buying time.
Bu bize biraz zaman kazandıracak.That'll buy us a little time.
O bana biraz zaman kazandıracak.That'll buy me some time.
Bu bize zaman kazandıracak.That will buy us time.
Bu bize biraz zaman kazandırabilir.That could buy us some time.
Sadece biraz zaman kazanmaya çalışıyorum.I'm just trying to buy some time.
Sadece biraz zaman kazanmam gerekiyordu.I just needed to buy some time.
Ben senin bize biraz daha zaman kazandırabileceğini umuyorum.I hope you can buy us some more time.
Kendi arabanı satın almak için yeterli para kazanıncaya kadar arabamı ödünç alabilirsin.You can borrow my car until you make enough money to buy your own car.
Kazançlarımızla güzel bir ev alabiliriz.We could buy a nice house with our winnings.
Tom, piyangoyu kazanırsa, yeni bir ev satın alacağını söyledi.Tom said that if he won the lottery, he'd buy a new house.
Tom piyangoda kazandığı parayla yeni bir araba satın aldı.Tom bought a new car with the money he won in the lottery.
Bu bize çok zaman kazandırmaz.That doesn't give us a lot of time.
Tom kazağını giydi.Tom put on his sweater.