Tom eğer isteseydi kazanabilirdi.Tom could've won if he'd wanted to.
Tom kesinlikle nasıl para kazanacağını biliyor.Tom certainly knows how to make money.
Tom kesinlikle kazanmayı beklemiyordu.Tom certainly didn't expect to win.
Tom Mary'ye beş yaşındayken karıştığı trafik kazası hakkında soru sordu.Tom asked Mary about the traffic accident she was involved in when she was five years old.
Tom havuçları dilimlerken kazara elini kesti.Tom accidentally cut his hand when he was slicing carrots.
Tom'un seçimi kazanacağı hakkında aklımda hiç şüphe yok.There is no doubt in my mind that Tom will win the election.
Tom'un büyük ailesini desteklemek için yeterli para kazanması kolay değildi.It hasn't been easy for Tom to earn enough money to support his large family.
Atışın kazara olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think the shooting was accidental?
Tom'un kazasını duydun mu?Did you hear about Tom's accident?
Bu bize biraz zaman kazandırmalı.That should buy us some time.
Senin doğumun bir kazaydı.Your birth was an accident.
O bir bisiklet kazasında öldü.She died in a bike accident.
"Nasıl kaza oldu?" "Kimse bilmiyor.""How did the accident happen?" "Nobody knows."
Neyse ki o kazayı atlattı.Fortunately he survived the accident.
Bir kazaya neden oldum.I caused an accident.
Oyunu kazanacağından emin.He's sure that he'll win the game.
Kazaya sebep olduğuma son derece pişmanım.I deeply regret having caused the accident.
Tom Boston'a ücretsiz bir gezi kazandı.Tom won a free trip to Boston.
Tom bu oyunu kazanacak.Tom will win this game.
Tom bir kazaya karıştı.Tom was in an accident.
Tom'un kaç para kazandığını düşünüyorsun?How much money do you think Tom makes?
O bu ödülü kazanmak için her şeyi denedi.He tried everything to win this prize.
Kaza olduğunda o, saatte 120 kilometrenin üzerinde bir hızla gidiyordu.He was driving at over 120 kph when the accident happened.
Kazara yanlışlıkla onun şemsiyesini aldı.I accidentally mistakenly took his umbrella.
Tom seni kazıkladı.Tom ripped you off.
Sanırım Tom kazanacak.I think Tom is going to win.
Tom her zaman kazanmak için oynar.Tom always plays to win.
Bir uçak kazasında hayatta kaldı.He survived a flight accident.
Japon takımı bu yarışma için altın madalya kazandı.The Japanese team won the gold medal for this competition.
Tom bahsi kazandı.Tom won the bet.
Biz bronz madalya kazandık.We won the bronze medal.
Onlar gümüş madalya kazandı.They won the silver medal.
Ben altın madalya kazandım.I won the gold medal.
O muhtemelen önümüzdeki seçimleri kazanacak.He is probably going to win the next elections.
Hava ısındığından dolayı kazağımı çıkardım.I took off my sweater because it got warmer.
Hava ısındığı için, kazağımı çıkardım.Since it got warmer, I took off my sweater.
Yıllar ona yalnızca kötü alışkanlıklar kazandırdı.The years have only given him bad habits.
O, çarpışmada ölmedi, aslında kazadan önce bir kalp krizi geçirdi.He did not die in the collision. Actually, he had a heart attack before crashing.
Sadece yeni bir deneyim kazanmak için Esperanto öğrenmeyi denemeye karar verdim.I decided to try to learn Esperanto, just to make a new experience.
Öyle yaparak hiçbir şey kazanmıyorsun.You're not gaining anything by doing so.
Trafik kazalarında birçok insan ölür.Many people die in traffic accidents.
O henüz kazanılmadı.It hasn't been won yet.
Yoğun trafikteki zincirleme bir kazaydı.There was a chain-reaction crash during rush hour.
Her yıl bir sürü kaza olur.Many accidents happen every year.
Geçen yıl çok fazla araba kazası meydana geldi.A lot of car accidents occurred last year.
Ben biraz para kazanacağım ve Bay White muhtemelen fark etmeyecek.I'll make a little money and Mr. White probably won't notice.
Sıkıntı yok, her şey kazanç.No pain, all gain.
İyi kötü karşısında her zaman kazanır.Good always wins over evil.
Ne yazık ki, komşum bir trafik kazası geçirdi ve komaya girdi.Unfortunately, my neighbor had a traffic accident and fell into a coma.
Çikolatayı çift kazanda eritmeniz gerekir, böylece yanmaz.You have to melt chocolate in a double-boiler so it doesn't burn.
O, muhtemelen konuşma yarışmasını kazanacaktır.He will probably win the speech contest.
Piyango kazanmak, para kazanmanın kolay bir yoludur.Winning a lottery is an easy way of making money.
Kötülük her zaman kazanır.Evil always wins.
Ben de bir ödül kazandım.I won an award as well.
Kazanmaya başlayıncaya kadar bu oyunu sevmedim.I didn't like this game until I started winning.
Ambulans kazadan birkaç dakika sonra geldi.The ambulance came up a few moments after the accident.
Bir trafik kazasına karıştı.He was involved in a traffic accident.
Kazansak da kaybetsek de herhangi sert duygularım olmayacak.Whether we win or lose, I won't have any hard feelings.
Güzellik yarışmasını kazandı.She won the beauty contest.
Biz kazananları seçtik!We've picked the winners!