Tom, Mary'nin kazasını gazetede okudu.Tom read about Mary's accident in the newspaper.
Tom Mary'nin yarışı kazanacağını önceden tahmin etti.Tom predicted Mary would win the race.
Tom'un yarışı kazanmak için Mary'nin yeteneğine güveni var.Tom has confidence in Mary's ability to win the race.
Tom Mary'nin iki katı kadar çok kazanır.Tom earns twice as much as Mary.
Tom, Mary'nin kazandığının iki katı kadar çok kazanır.Tom earns twice as much as Mary.
Tom Mary'yi önceden kazdığı çukura indirdi.Tom dumped Mary's body into the hole he had dug previously.
Tom Mary gibi bir kadını geçindirmek için yeterli para kazanmıyor.Tom doesn't earn enough money to support a woman like Mary.
Tom Mary'ye kazadan bahsetmedi.Tom didn't tell Mary about the accident.
Tom, Mary'e kazadan bahsetmedi.Tom didn't tell Mary about the accident.
Tom oğullarını öldüren kaza için Mary'yi suçladı.Tom blamed Mary for the accident that killed their son.
Tom Mary'ye büyük olasılıkla yarışı kimin kazanacağını düşündüğünü sordu.Tom asked Mary who she thought would be the most likely to win the race.
Tom Mary'ye onun karıştığı kaza hakkında soru sordu.Tom asked Mary about the accident that she was involved in.
Onun sevgisini kazandı.He won her love.
O işle, o ayda 500 doların üzerinde kazanmaktadır.He earns over 500 dollars a month with that job.
O işten, ayda 500 doların üzerinde kazanmaktadır.He earns over 500 dollars a month from that job.
O işte, ayda 500 doların üzerinde kazanıyor.He earns over 500 dollars a month at that job.
O, benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanıyor.He earns three times as much as I do.
Tom bir otomobil kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in an automobile accident.
Tom Mary'nin yarışı kazanması hakkındaki övünmelerinden bıkıyordu.Tom was getting tired of hearing Mary bragging about winning the race.
O kolaylıkla yarışı kazandı.He won the race with ease.
Piyangoyu kazanmış olsan ne yapardın?What would you do if you won the lottery?
Kent, önemli bir turistik yer olarak rağbet kazandı.The city is gaining popularity as a major tourist destination.
Kaza anında, neredeyse otobüsteki yolcuların hepsi uyuyordu.At the time of the accident, almost all of the passengers on the bus were sleeping.
Bir kaza geçirdi ve bacağını kırdı.He had an accident and fractured his leg.
Ne pahasına olursa olsun kazanmalıyız.We must win at all costs.
Tom için önemli olan tek şey, onun ne kadar para kazandığıdır.The only thing that matters to Tom is how much money he makes.
Kazanmak önemli olan tek şey değildir.Winning isn't the only thing that matters.
Önemli olan tek şey kazanmak olsa, o zaman keyfimiz kaçar.If the only thing that mattered was winning, then we'd be depressed.
Geçen hafta bir Segway kazası geçirdim.I had a Segway accident last week.
Saygın bir insan bulmak bir piyango kazanmaktan daha zor.Finding a decent man is more difficult than winning a lottery.
Kaza olduğunda, otomobilde dört kişi vardı.Four people were in the car when the accident happened.
Birçok araba kazaları soförler dikkatsiz davrandıkları için olurlar.Most car accidents happen because drivers aren't paying attention.
Tom bir kaza raporunu dosyalamak için polis karakoluna gitti.Tom went to the police station to file an accident report.
Tom Mary'nin kazada yaralanmadığını duyduğuna gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary hadn't been injured in the accident.
Tom, bir trafik kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in a traffic accident.
Tom, bir uçak kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in a plane crash.
Tom, bir araba kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in a car accident.
Tom, bir trafik kazasında yaralandı.Tom was injured in a traffic accident.
Tom Mary'nin saatte otuz dolardan daha fazla kazanamayacağını düşündü.Tom thought Mary wouldn't be able to earn more than thirty dollars an hour.
Tom yarışı kazanma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to win the race.
Tom borsada çok para kazanma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to make a lot of money on the stock market.
Tom biraz daha çok çabalasaydı, yarışı kazanabileceğini düşünüyor.Tom thinks that if he had tried a little harder, he could have won the race.
Tom, John'un seçimi kimin kazanacağını umduğunu Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew who John hoped would win the election.
Tom detaylı olarak kazayı bildirdi.Tom reported his accident in detail.
Tom dengesini yeniden kazandı.Tom regained his balance.
Tom restoranlar için menüleri çevirerek çok para kazanır.Tom makes a lot of money translating menus for restaurants.
Tom odalarından birini bir üniversite öğrencisine kiralayarak ekstra para kazandı.Tom made some extra money by renting one of his rooms to a college student.
Tom piyangoyu kazanacağını ummuştu.Tom had hoped that he would win the lottery.
Tom kaza hakkında bir şey duymamıştı.Tom had heard nothing about the accident.
Tom'u kaz gibi yoldular.Tom got taken to the cleaners.
Tom kazıklandı.Tom got ripped off.
Tom Mary'nin kazası için sorumlu hissetti.Tom felt responsible for Mary's accident.
Tom saatte üç yüz dolar kazanır.Tom earns three hundred dollars an hour.
Tom ön avlusunda bir çukur kazdı.Tom dug a hole in his front yard.
Tom yarışı kazanmayı beklemiyordu.Tom didn't expect to win the race.
Tom seçimi kimin kazanacağını tahmin ederek iyi bir iş yaptı.Tom did a good job predicting who would win the election.
Tom kesinlikle Mary'nin kazandığından daha çok para kazanır.Tom definitely earns more money than Mary does.
Tom kazadan sonra kaykay yapmaktan vazgeçmeye karar verdi.Tom decided to give up skateboarding after his accident.
Tom şu anda eskisi kadar çok para kazanmıyor.Tom currently doesn't make as much money as he used to.
Tom kazayı önlemek için bir şey yapmış olamazdı.Tom couldn't have done anything to prevent the accident.