Kaza onun gelişini engelledi.The accident prevented him from coming.
Kazanın nedeni bizce bilinmiyor.The cause of the accident is not known to us.
Kaza sebebi polis tarafından araştırılıyor.The cause of the accident was being investigated by the police.
Kazanın nedeni bilinmiyor.The cause of the accident is unknown.
Kazanın nedenini araştırıyoruz.We are looking into the cause of the accident.
Kazanın ardından polis kalabalığa geri durmasını söyledi.After the accident, the police told the crowd to keep back.
Kazadan hemen sonra polis geldi.Shortly after the accident, the police came.
Kazayı duydun mu?Have you heard about the accident?
Kazanın sorumlusu sendin.It was you that was responsible for the accident.
Kaza kavşağın yanında oldu.The accident took place near that intersection.
Bir kaza her zaman olabilir.An accident may happen at any time.
Kazalar çoğunlukla dikkatsizlikten kaynaklanır.Accidents often result from carelessness.
Daha az kazalar yerine daha çok kazalar var.Instead of fewer accidents there are more.
Aniden kaza oldu.The accident happened all of a sudden.
Kaza pazar günü yaklaşık olarak saat üçte oldu.The accident happened on Sunday at about 3:00.
Kazalar kaçınılmaz.Accidents are inevitable.
Dikkatsizlik kazaları ortaya çıkarır.Accidents arise from carelessness.
Bir kaza geçirebilirsin.You might have an accident.
Kazaya sahip olduğu için onu lanetledi.She cursed him for causing the accident.
Muhtemelen önümüzdeki seçimlerde kazanacak.He'll probably win in the next election.
O, kendi mezarını kazıyor.He is digging his own grave.
Trafik kazasının olay yeri korkunç bir manzaraydı.The scene of the traffic accident was a horrible sight.
Araba kazası onun için kötü bir deneyimdi.The car crash was a bad experience for her.
Kazandığımı öğrendiğimde şaşırdım.I was amazed to learn I had won.
Kendi giysilerini yaparsan, bu sana para kazandırır.If you make your own clothes, it will save you money.
Aslında trafik kazasına şahit olmadım.Actually, I did not witness the traffic accident.
Onlar bir araba kazasında kötü bir şekilde yaralandı.They were badly injured in a car accident.
Araba kazaları ile ilgili mevcut yasa değişiklikler gerektirir.The existing law concerning car accidents requires amending.
Sürücüler kazalara karşı her zaman uyanık olmalılar.Drivers should always be on their guard against accidents.
Ne kadar çok kazanırsan, o kadar çok harcarsın.The more you earn, the more you spend.
Yetenekli bir tamirci makul ücretler kazanır.A skilled mechanic earns decent wages.
İlkbahar geldiğinde onlar tarlaları kazarlar ve tohumları ekerler.When spring comes, they dig up the fields and plant seeds.
Kazanıp kazanmamanın bir önemi yok.It doesn't matter whether you win or not.
Kazanıp kazanmaman bir şey fark etmiyor.It doesn't matter whether you win or not.
Kazanmanın bir dış şansı vardır.There's an outside chance of winning.
Çok az kazanma şansımız var.We have little chance of winning.
Bir kazanan olmak iyidir.It is good to be a winner.
Tüm oyunu kazanma umudu kayboldu.All hope of winning the game vanished.
Erkek çocuğu ağacın üzerine adını kazıdı.The boy carved his name on the tree.
Kazanın çıkardığı sesi asla unutmayacağım.I'll never forget the sound the crash made.
Kazayı duyar duymaz evden dışarı fırladı.As soon as he heard the crash, he rushed out of the house.
Umarım ödülü kazanmayı başarırsınız.I hope you will succeed in winning the prize.
Ceketinin altına bir kazak giysen iyi olur.You'd better wear a sweater under your jacket.
Yeni koalisyon hükümeti fırtınayı kazasız belasız atlatmaya çalışıyor.The new coalition government is trying to ride out the storm.
Gazete röportajına göre, dün akşam bir uçak kazası vardı.According to newspaper reports, there was an airplane accident last evening.
Bir kişinin kazanabileceği en değerli beceri, kendini düşünebilme yeteneğidir.The most valuable skill one can acquire is the ability to think for oneself.
Başkalarının hakkında kötü konuşarak bir şey kazanamazsın.You gain nothing by speaking ill of others.
Herkes bir kazananı sever.Everybody loves a winner.
Övüldüğümüz zaman güven kazanırız.When we are praised, we gain confidence.
Kazadan dolayı sürücüyü suçladılar.They blamed the driver for the accident.
Çok sayıda şirket sözleşmeyi kazanmak için yarışıyor.Several companies are competing to gain the contract.
Hükümet kazayı araştırmak için bir komite atadı.The government appointed a committee to investigate the accident.
Sabır sonunda kazanır.Patience wins out in the end.
Kampanya başarılı oldu ve o, seçimi kazandı.The campaign succeeded and she won the election.
Tamamen NTT'ye ait şirket, iyi kazanıyor.The company, wholly owned by NTT, is doing well.
Hızlı bir çocuk yarışı kazanabilir fakat yavaş bir çocuk bile yarışabilir.A fast child may win the race, but even a slow child can compete.
Sendika, % 5 oranında ücret artışı kazandı.The union won a 5% wage increase.
Jack davasından kazandığı parayla refah içinde yaşayabilmeli.With the money Jack won from his lawsuit, he should be able to live on easy street.
Erken kalkma alışkanlığını kazanmalısın.You should cultivate the habit of getting up early.
Onun kötü bacağı yarışı kazanmasını engelledi.His bad leg prevented him from winning the race.