kaynakları ile cümle

kaynakları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Alman kaynakları çatışmaların sonunda 103 bin Sovyet askerinin tutsak alınmış olduğunu ifade etmektedir.Powojenne źródła niemieckie twierdzą, że do niewoli dostało się w sumie 103 000 radzieckich żołnierzy.
İlde su kaynaklarının azlığından dolayı ülkenin tarım üretiminin yalnızca %4,5'ini oluşturmaktadır.Rozwój rolnictwa jest w znacznym stopniu ograniczony, gdyż zaledwie 4,5% ziemi nadaje się pod uprawę.
Tüm bunlara karşılık yörede bugün bile tarım baş geçim kaynakları arasındadır.Tak jak w starożytności, tak i teraz skupia się tam całe rolnictwo.
İslam kaynakları 70.000 Yahudinin Deccal'e tabi olacağını yazar.Tradycja muzułmańska wyjawia, że wśród czcicieli Antychrysta będzie 70 000 Żydów.
Ancak kaynakların tümü sonuç hakkında hemfikir durumdadır.Cenne są jednak wszystkie źródła nabytków.
Kayıp sayısı bilinmemekle birlikte bazı haber kaynaklarına göre saldırılarda en az 132 kişi ölmüştür.Późniejsze wiadomości informowały jednak o mniejszej liczbie ofiar, choć 13 osób uznano za zaginione.
Beslenme kaynakları zayıftır.Silnie odczuwalny brak żywności.
Sovyet kaynakları, 60 bin Alman askerinin öldüğünü, 120 esir alındığını ileri sürmektedir.Armia Czerwona twierdziła że zginęło 60 000 Niemców, a 120 000 zostało wziętych do niewoli.
Soğuk su kaynakları bakımından da zengindir.Chłodne wody są też bogatsze w ryby.
Sovyetler, ülkenin mineral kaynaklarını talep ettiler.Rzymianie korzystali ze źródeł mineralnych w mieście.
Jincheng, özellikle kömür olmak üzere önemli maden kaynaklarına ev sahipliği yapmaktadır.Jincheng jest przemysłowym ośrodkiem wyspecjalizowanym w wydobyciu węgla.
Hakkındaki bilgiler Çin kaynakları ve Soğdca yazılan Moğolküre Yazıtı'ndan elde edilmiştir.Nieco światła rzucają na ten problem katalogi tworzone przez chińskich mnichów.
Kendisi bu kaynakları göstermektedir.O ile wskazują go źródła.
Tarıma elverişli toprakların az oluşu halkın başka geçim kaynakları aramasına neden olmaktadır.Słabe gleby uprawne Kociewia powodowały poszukiwania innej możliwości bytowania ludności.
Firdevsi eserlerini yazarken kullandığı kaynakların doğruluğuna özen göstermiştir.Autor starał się dokładnie przekazać teksty źródeł, które wykorzystywał.
Bu kıyılardaki tatlı su kaynakları tarım yapılması için çok elverişli olanaklar sunmaktadır.Ławice ryb w tych warunkach znajdują korzystne warunki do rozwoju.
Bunun bir sonucu gayet temiz iyi içimli şu kaynakları bulunmasıdır.Obok jest dobre i wydajne źródło wody pitnej.
Ancak, Fin kaynakları tükenmiş durumdaydı.Jednak eksploatowane złoża były na wyczerpaniu.
Tarım arazilerinde kaynakları olan nehirlerin gerçek kaynaklarını tespit etmek çok zordur.Na czystość wód rzeki istotny wpływ mają również spływy powierzchniowe z terenów rolniczych.
Ayrıca zengin mineral su kaynakları da vardır.Występują też gorące źródła wód mineralnych.
Medreselerin gelir kaynakları esas olarak vakıflardan sağlanırdı.Środki finansowe na działalność organizacji pochodziły głównie od anonimowych darczyńców.
Rus ve Ukrayna kaynaklarında bu mektupların 17 çeşitlemesi bulunmaktadır.Podobne liczby podają również źródła niemieckie i ukraińskie.
Konular, eski Yunan ve Latin kaynaklarından alınır.Termin Piceni jest znany ze starożytnych źródeł greckich i łacińskich.
Su kaynaklarını korur.Ochrona wód przed zanieczyszczeniem.
Polis kaynakları, tiyatroda yaklaşık 100 kişinin öldürüldüğünü açıkladı.W teatrze terroryści zabili około 100 zakładników.
Ancak son 20 yıl içerisinde göç arttığı için nüfus azalmış, gelir kaynakları kısıtlanmıştır.Liczba ta zmniejszała się nadal, gdyż przez kolejne dekady udoskonalano ochronę granicy.
Bu kaynakların çoğu Kannada alfabesi ve dili kullanılarak yazılmıştır.Większość mniejszości koreańskiej wciąż używa w piśmie i mowie języka koreańskiego.
Verilen bilgiler bazen onaylanmamış ve sorgulanabilir olabilir, kaynakları eksik olabilir.Dostępne informacje są niepotwierdzone i czasem sprzeczne.
Hayvancılık da geçim kaynaklarından biridir.Srebro jest też innego pochodzenia.
Warner kardeşler kaynakları için fon oluşturup film şirketlerini 1910'da taşıdılar.W 1910 roku bracia Warnerowie zebrali swoje środki i zaangażowali się w produkcję filmową.
Daha önceden süpürgecilik de yaygın olarak kullanılan geçim kaynaklarından biriydi.Specjalne znaczenie posiadała inna suspensja będąca jednym z powszechniej używanych skrótów Średniowiecza.
Otlar ve kamış sürgünleri ana besin kaynaklarıdır.Świerk i brzoza są tutaj głównymi gatunkami.
Başlıca düşünce kaynakları Marx ve Freud olarak belirtildi.Moje spotkanie z myślą Marksa i Freuda.
Dünyanın kaynakları sınırlıdır.Zasoby Ziemi są ograniczone.
Az miktardaki diğer kaynakların Nero hakkındaki bilgileri sınırlı ve değişik bakış açılarına sahiptir.En handfull andra källor ger också ett begränsat och varierat perspektiv på Nero.
Hıristiyan kaynakları Sagrahas savaşı olarak kullanmaktadır.Kristna källor kallar händelsen slaget vid Sagrajas.
Çok zengin doğal kaynaklarına rağmen günümüz Endonezya'sında fakirlik yaygındır.Landet är rikt på naturresurser, men fattigdomen är utbredd i dagens Indonesien.
Yerden çıkan küçük su kaynaklarının iyelerine Çaygara (Çaykara) veya Çığanak (Çağanak) İyesi denilir.Jordhus (piséhus) är byggnader uppförda med väggar av packad (stampad) jord, eller lerblandad jord.
Ermeni kaynaklarına göre ise:Nor Kiugh'dur.Wâdî el ‘Aryân är en wadi i Egypten.
Doğal su kaynakları kısıtlıdır.Tillgången på naturligt färskvatten är begränsad.
Konular, eski Yunan ve Latin kaynaklarından alınır.Det är då fråga om lånade former från latin och grekiska.
Beslenme kaynakları zayıftır.Näringsinnehållet är lågt.
Bu tanrı ve tanrıçaların ruhları kutsal ağaçlar, taşlar, su kaynakları ve kuyularla ilişkilendirilirdi.Deras gudar var förbundna med solen, vattner och åskan.
Ayrıca zengin mineral su kaynakları da vardır.Detta gäller även importerade mineralvatten.
Grek – Pers Savaşları üzerine birinci el kaynakların hemen hemen tümü Grek kaynaklarıdır.Det som i dag är känt om krigen kommer i stort sett uteslutande från grekiska källor.
Bölgede yayla turizmi de önemli geçim kaynaklarındandır.Turismen i staden är också stor och intäktsdrivande.
Üretim kaynakları son derece bol ve çeşitli.Produktionen var omfattande och varierad.
Göl sularının %85'ini akarsulardan, %13'ünü yağışlardan, %2'ni de yeraltı kaynaklarından sağlar.Omkring 85 % av vattnet kommer från tillflödeskanalerna, 13 % från nederbörd och 2 % från grundvatten.
Tabii ki bunlara video ve medya kaynakları da eklenebilir.Man kan även ha med ljudfiler och videoavsnitt.
Malikane usulünde, gelir kaynaklarını işletme hakkı kişilere kayd-ı hayat şartıyla veriliyordu.Villkoret var att de skulle ha full nyttjanderätt till egendomen så länge de levde.
Üst sahası üzerinde su kaynakları vardır.Kopane Vode ligger uppe på en höjd.
Geri kalan bölgeler yeraltı kaynakları dışında ikincil konumdadır.Resterande områden, utom när det gäller mineraltillgångar, är av underordnad betydelse.
Fabrikalar gerekli işgücü, ana para ve tesis kaynaklarının bir araya gelmesi ile oluşur ve etkinlik gösterir.En grundsten i föreningens verksamhet är och var att samla in pengar och gåvor.
Balıkçılık ve turizm önemli gelir kaynaklarıdır.Småskaligt fiske och turism utgör inkomstkällor.
Gelibolu savaşı tüm kaynakları emmişti.Hela överskottet gick till Barncancerfonden.
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından hassas türler arasına alınmıştır.Detta trots att vattendomstolen och de stora naturskyddsorganisationerna hade accepterat en exploatering.
Hükümet rüzgâr ve güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynakları üzerine yatırım yapmaya çalışmaktadır.Man har utvecklat och satsar mycket på alternativa energikällor som solenergi och vindenergi.
O zamandan beri büyük doğal gaz kaynakları da keşfedilmiştir.Efter prospektering har man funnit stora tillgångar på naturgas.
Bu tür cihazlar ışık kaynaklarıyla, merceklerle , anahtarlarla, modülatörler ve sensörlerle yönlendirilmiştir.Denna energi lagras i ligament, muskler och senor.
Bunlardan birincisi iş analizlerini insan kaynakları yönetimi açısından ele alır.En annan aspekt är att kontroll av professionella utövas genom social kontroll.

İlgili Sayfalar