kaynakları ile cümle
kaynakları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
1940, Enerji Kaynakları.1924 - Instalação de energia elétrica.
Doğadaki bütün ışık kaynakları geniş bir tayf üzerinde ışınım yaparlar.Outras emitem luz esverdeada em todo corpo.
Medreselerin gelir kaynakları esas olarak vakıflardan sağlanırdı.Em vez disso, o modelo de receita é baseada, principalmente, em serviços de apoio.
Bu kampanya, petrol kaynaklarının adil bir biçimde paylaşılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Mas para isso é fundamental que a população faça a separação correta do lixo.
Bu tip uygulamaları desteklerken kaynaklarının daha verimli şekilde kullanılmasını sağlar.Curiosamente, acaba se tornando mais eficiente ao adotar esse método.
Borçlanma, sermaye akınına yol açmış, bu da ülke kaynaklarının kurutulmasına neden olmuştur.Actualmente, a fonte encontra-se num processo de restauro, o que obrigou à deslocação dos leões.
Son yıllarda küresel ısınma ile su kaynakları son derece yetersiz hale gelmiştir.O transporte público, nos anos mais recentes, é considerado insuficiente.
Zamanının en önemli kaynaklarından biridir.Het is een van de belangrijkste bronnen uit zijn tijd.
Açıkçası radyo kaynakları küçük başlamak ve daha büyük büyümek zorundadırlar.Het is duidelijk dat radiobronnen eerst klein zijn en dan groter worden.
Bugün, Aeneas ve Liviu'un ilk bir-iki kitabı bu insan mitolojisinin en önemli kaynaklarını oluşturmaktadır.De Aeneï en de eerste boeken van Livius zijn de beste bronnen voor deze menselijke mythologie.
Lignan kaynakları: 2007'de yapılan bir çalışma beslenmede memeli lignan öncüllerinin karmaşıklığını gösterir.Bronnen van lignanen: Een onderzoek uit 2007 laat de complexiteit van lignaanprecursors in de voeding zien.
RSS ve Atom kaynaklarını destekler.Het heeft ondersteuning voor RSS en Atom.
11. Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur.De journalist wenst eerst zijn bronnen te beschermen.
Sovyet kaynakları, çoğu hasta olmak üzere 140 bin kişinin tahliye edildiğini ileri sürmektedir.Sovjetbronnen beweren dat zo'n 140.000 man waren geëvacueerd.
Antik kaynakların iddiasına göre, askerler kendilerine söz verilen ödemenin ancak yarısını almışlardı.Antieke bronnen suggereren dat zij slechts de helft van het aan hun beloofde donativum hadden ontvangen.
Nehir, Çad Gölü'nü besleyen kaynakların toplamda %90'ını oluşturur.Ze verstrekt 90% van al het water dat in het Tsjaadmeer stroomt.
Bununla birlikte toprakların dar oluşu halkı başka geçim kaynakları aramaya yöneltmiştir.De bewoners van de stad gingen op zoek naar andere bronnen van inkomsten.
Kandil, 2011 yılından 2012 yılına kadar önceden Su Kaynakları ve Sulama Bakanı idi.Qandil was eerder werkzaam als Minister van Water, Hulpbronnen en Irrigatie van 2011 tot 2012.
Benlik kaynakları tükenmesi, suçluluk ve prososyal davranışta da kendini göstermektedir.Het Über-ich is ook verantwoordelijk voor gevoelens van schuld en schaamte.
Ayrıca bunlar gelir kaynaklarıydı.Dat vormde ook een bron van inkomsten.
Devlet kaynaklarına göre 187 kişi ölmüş, 437 kişi yaralanmıştır.Volgens officiële schattingen van de regering (de winnende partij) vielen er 187 doden en 437 gewonden.
Su kaynaklarını korur.De grondwaterbronnen worden beschermd.
Çin tarih kaynakları bu konuda önemli deliller sunar.Het Klassiek Chinees vertoont hier duidelijke sporen van.
Çekirdeğin görevleri sistemin kaynaklarını yönetmeyi de kapsamaktadır.De transferfunctie is ook de Laplacetransformatie van de impulsrespons van het systeem.
Ana kaynaklar, her çağda bulunması gereken kaynaklar olup, besin, odun, altın ve taş gibi kaynakları içerir.De eerste grondstoffen zijn verkrijgbaar in alle tijdperken en zijn: voedsel, hout, goud en steen.
Kaynakların verimli kullanılmasını sağlar.Een efficiënter gebruik van hulpbronnen.
İki yöntem de oldukça benzerdir, farkları güç kaynaklarından ileri gelmektedir.Bij doubletten worden twee bronnen op enige afstand (ca.
Kaynakları metal, kristal ve deuterium olmak üzere 3 çeşittir.In OGame zijn er drie grondstoffen: metaal, kristal en deuterium.
Narlıgöl yer altından sıcak su kaynaklarıyla beslenmesi nedeniyle minarelce zengin, suları acı bir göldür.Dankzij de zachte maar warme lente heeft Lapta rijke waterbronnen en een vruchtbare grond.
Ancak kaynakların tümü sonuç hakkında hemfikir durumdadır.Voor het oog vallen de bronnen dan samen.
Locke'un two Treaties of Government kitabı, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesinin kaynaklarından biridir.Het beste voorbeeld van dit gedachtegoed van Locke is de Amerikaanse Declaration of Independence.
Geçim kaynakları bu hayvanlar olan insanlar için bu durum iyi bir seçenek değildir.Voor dieren die buiten lopen is dit een onmogelijke taak.
Köyün geçim kaynakları arasında Hayvancılık %80 payla ilk sırayı almaktadır.Het dagelijkse voer voor de koeien moet minimaal voor 80% uit het productiegebied afkomstig zijn.
Ayrıca bölgesel bazı kaynakları da tekelinde bulundurmaktadır.Binnen het gebied liggen ook enkele akkertjes.
Bulunan su kaynakları ortak kullanım için su deposuna bağlandı.Het betrof woeste gronden voor gemeenschappelijk gebruik.
Nehirler Azerbaycan su kaynaklarının en önemli bölümünü oluşturuyor.Rivieren en meren vormen het belangrijkste deel van de watersystemen in Azerbeidzjan.
Ayrıca son yıllarda turizm de gelir kaynaklarından birini oluşturmaya başlamıştır.De laatste jaren is ook het toerisme een toenemende inkomstenbron.
İnsan Kaynakları Yönetimi.In het besturen van mensen.
Selçuklu kaynakları savaşın iki gün iki gece sürdüğünü belirtir.Volgens een van de Arabische bronnen twee dagen.
Avcılık, balıkçılık ve ormancılık diğer önemli gelir kaynaklarıdır.Bosbouw, mijnbouw en visserij zijn eveneens belangrijke bronnen van inkomsten.
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği.Ze is de directeur-generaal van de International Union for Conservation of Nature and Natural Resources.
En büyük ilham kaynakları arasında Travis ve The Libertines bulunmaktadır.Haar muziek wordt onder andere beïnvloed door Travis en The Libertines.
Köy halkı farklı geçim kaynakları aramaktadır.De inwoners zochten andere bronnen van inkomsten.
Bazı kaynakların bildirmesine göre Muhammed şeytan tarafından kandırılmıştır.Anderen gaan nog een stap verder en beweren dat Mohammed werd geïnspireerd door Satan.
Su kaynakları bol olana mahallesimüzde her türlü tarım ürünü yetişmesine imkân sağlamaktadır.In een landbouwontwikkelingsgebied krijgt de intensieve veehouderij alle kansen om zich te ontwikkelen.
Beslenme kaynakları zayıftır.De infrastructuur van Mat is slecht.
Balıkçılık ve turizm önemli gelir kaynaklarıdır.De visserij en het toerisme zijn andere belangrijke bronnen van inkomsten.
Su kaynakları oldukça zengindir.Het water is vrij voedselrijk.
Yapay nehirler (kanallar) ve göletlerde Azerbaycan su kaynaklarının bir parçasıdır.Sztuczne rzeki (kanały) i stawy są częścią systemów wodnych Azerbejdżanu.
İnsan Kaynakları Yönetimi.Zarządzanie zasobami ludzkimi.
İthal enerjiye olan bağımlılığı göz önüne alındığında, Japonya kaynaklarını çeşitlendirmeyi hedeflemiştir.Ze względu na silne uzależnienie od importu energii, Japonia zamierza dokonać dywersyfikacji źródeł.
Üst sahası üzerinde su kaynakları vardır.W górnym biegu znajdują się elektrownie wodne.
11. Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur.Dziennikarz powinien strzec tajemnicy źródła danej informacji.
Ayrıca Sovyet kaynakları önemli miktarlarda diğer sosyalist devletlere yardım olarak tahsis edilmiştir.Znaczna ilość radzieckich zasobów przeznaczana była na pomoc dla innych państw socjalistycznych.
Bu savaşın kaynakları çoğunlukla Bizans kökenlidir.Źródła dotyczące wojny pochodzą głównie z Bizancjum.
Petrol kaynaklarında kullanılan araçları üreten Sentry International firmasında yöneticilik yaptı.Następnie kierował Sentry International zajmującą się sprzętem używanym do wydobywania ropy naftowej.
Köyün kendi su kaynakları da vardır.Wieś ma własne ujęcie wody.
RSS ve Atom kaynaklarını destekler.Obsługuje standardy RSS oraz Atom.
Evrendeki tüm yayıcı kaynakları düşünelim.Tworzenie się wielkoskalowych struktur Wszechświata.
İrlanda'nın maden kaynakları sınırlıdır.Zasoby surowców naturalnych w Irlandii są niewielkie.