O zaman hayaletler ortadan kaybolurlar.Ezután a szellem távozik.
Hiç iz bırakmadan ortalıktan kaybolur.Egyszer csak nyom nélkül eltűnik.
Daha sonra, kaybolur ve kendisini ebeveynlerinin bodrumunda bulur.Ezután Bruce feleszmél és szülei sírjában találja magát.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.A fertőzések többnyire maradéktalanul elmúlnak, maradandó májbetegség nélkül.
Aksi takdirde güç, çıkış direncinde kaybolur.Ellenkező esetben az eltávolítás során beszakadna.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.Az ereszkedés éjjeli sötétségben történik.
Yüzüğü takar ve gözden kaybolur.A gyűrű ismét az ujjára kerül, s eltűnik.
Kutuyu açmak için daireye döndüklerinde Betty aniden ortadan kaybolur.Miután belépnek a biztonságos ketrecbe, hirtelen Ben eltűnik onnan.
Diğer adam kavgadan sonra kaybolur.Némi vita után a férfi marad.
İşte o an çocuklar kaybolur.Jelenleg is odajárnak a zalacsébi gyerekek.
Pamuk Prenses, ormanda kaybolur ve yedi küçük cücenin eviyle karşılaşır.Hófehérke elmenekül az erdőbe, ahol egy kunyhóra talál, melyben hét törpe él.
Ortadan kaybolur.Sinä katoat.
Yüzüğü takar ve gözden kaybolur.Hän pudottaa sormuksen ja sokeutuu äkkiä.
O zaman hayaletler ortadan kaybolurlar.Sitten kummitus katoaa.
Michael Fader'ın hatırladığına göre: "Her şey o kadar çabuk gelişti ki bilinmezlikte kaybolurdun.Michael Fader muisteli, että ”Asiat tapahtuivat niin nopeasti, että niitä ei oikein edes ehtinyt huomata.
Bu sırada Chris Redfield ortadan kaybolur.Chris Houlihan Room kuitenkin puuttuu.
Onları öldürür ve kaybolur.Hän koskettaa niitä ja katoaa.
Bir gün ortadan kaybolur.Eräänä päivänä nainen katoaa.
Bir gün çalışanlardan iki kişi kaybolur.Yhtenä iltana hän menettää kaksi jengiläistä.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.Kärsimys lakkaa, kun syy poistuu.
Daha da önemlisi yönelimsel bilgiler kaybolur.Taikausko on väistynyt tiedon tieltä.
Honoria ortadan kaybolur.Wang on vain kadonnut.
Sonrasında Ensar ortadan kaybolur.Myöhemmin Ilja katosi.
Çekirdekçik kaybolur.Kihlasormuskin katosi.
Gözün gördüğü bir şey nasıl kaybolurdu?Mihin katosi hurja jätti?
Ergenlik çağına geldiğinde babasıyla ava çıkar ve ormanda kaybolur.Heidän koiransa haistaa jotain ja katoaa metsään.
Sonra yerin altına girip kaybolur.Lopulta hän kaatuu maahan ja katoaa kokonaan.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Molemmat katoavat jälkiä jättämättä.
İşte o an çocuklar kaybolur.Sen jälkeen lapsi katosi.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Ήταν δηλαδή ξέφωτο των μαγισσών.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Πολλοί τουρίστες έχουν εξαφανιστεί χωρίς ν' αφήσουν ίχνη.
Piyasaya sürülen banknotların değeri hızla kaybolur.Τα ομόλογα γρήγορα έχασαν σε αξία.
O zaman hayaletler ortadan kaybolurlar.Κατόπιν οι Ιλλυριοί αποχώρησαν.
Maggie kaybolur.Η Άννα εξαφανίζεται.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.Προς μεγάλη της ευχαρίστηση, ανακάλυψε ότι ο πόνος εξαφανίστηκε.
Bazen y sesine dönüşür, bazen de tamamen kaybolur.Η γλώσσα εξελίσσεται πολύ αργά και κάποιες φορές δεν αναπτύσσεται καθόλου.
Ortadan kaybolur.Έτσι εξαφανίστηκαν.
Beş genç "Hip-Hop Cadısı"nı ararken kaybolurlar.Fem teenagere er forsvundet i ghettoen, på udkig efter "Hip Hop Witch" (Hiphop-heksen).
Hemen ardından Murtagh kaybolur, herkes onun öldüğünü sanır.Fanshawe er blevet væk, og alle regner med at han er død.
Pamuk Prenses, ormanda kaybolur ve yedi küçük cücenin eviyle karşılaşır.Snehvide flygter dog ud i skoven og møder 7 små dværge i en hytte.
Sürüyü ve hayatını geride bırakıp kaybolur.Så vil hesten miste al sin kraft og forsvinde.
Hasta hayatta kalırsa belirtiler birkaç saat içerisinde kaybolur.Hos de fleste patienter forsvinder symptomerne indenfor få uger.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.Snuden vakler ud i den mørke nat.
Parlak bir yıldız ya da gezegen Ay'ın arkasından geçerse örtülür yani gözden kaybolur.Når en klar stjerne eller planet passerer bak månen, blir den okkultert eller skjult.
Coğrafi yönleri anlamada son derece zayıftır ve kolayca kaybolur.Du er veid på vekten og funnet for lett.
Maggie kaybolur.Gran forsvinner.
Aluwyn öfkeli bir şekilde ortadan kaybolur.Godwin av Wessex ble rasende.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Etterhvert begynner mennesker å forsvinne sporløst.
Hocası, şehzadenin kırk gün boyunca konuşmamasını ister ve ortadan kaybolur.Erobringen varte ikke lenge, gruppen forlot byen etter fire timer, hvorfor er ikke kjent.
Cadılar ortadan kaybolurlar.I det samme forsvinner trollhvalen.
Effüzyonların %50' si dört hafta içinde ve %80'i sekiz hafta içinde kaybolur.Slots må brukes minst 80 % i løpet av seks måneder.
Bunları söyler söylemez, ortadan kaybolur.Setelah mengatakan hal itu mereka pun menghilang.
Michael Fader'ın hatırladığına göre: "Her şey o kadar çabuk gelişti ki bilinmezlikte kaybolurdun.Michael Fader mengingat, "Semua terjadi begitu cepat, sebelum sadar Anda sepertinya sudah ditangkap.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Tiba-tiba sang pesulap menghilang.
Bilinmeyen bir sebepten dolayı 7 Temmuz X777 ylılında ortadan kaybolurlar.Dia menghilang pada 7/7/X777.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.Makhluk itu kemudian segera menghilang di kegelapan malam.
Sonrasında Ensar ortadan kaybolur.Setelah itu, makhluk itu menghilang begitu saja.
Semptomlar genellikle yedi ila on gün içinde ortadan kaybolur.Orang biasanya sembuh dalam tujuh sampai sepuluh hari.
Undertaker ise ortadan kaybolur.Icil Divo ikut menghilang.
Coğrafi yönleri anlamada son derece zayıftır ve kolayca kaybolur.Zoro sangatlah lemah dalam memahami arah geografikal dan sangatlah mudah tersesat.