kaybolmuş ile cümle

kaybolmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Şehrin hayatta kalmasına rağmen, günışığı kalıcı olarak ortadan kaybolmuştur.Although the city survives, the sunlight seems to be blotted out permanently.
Kitap kaybolmuştur ve içeriği de bilinmemektedir.The book has been lost and its content is unknown.
Daha sonra Atalay on günlük ev izninde Paris'e gitmiş ve bu dönemde Olga kaybolmuştur.Atalay eventually went to Paris while on a 10-day leave, and Olga soon disappeared.
Franklin ve 128 adam bu seferde kaybolmuştur.Salomons and 128 of his men died.
Pausanias döneminde hepsi kaybolmuştur.It was in ruins in the time of Pausanias.
Ormanda kaybolmuş, gözleri bağlanmış birisiydim, neresi kuzey neresi güney bilmiyordum.I was like a blindfolded man in a forest, who doesn't even know where north or south is.
Bu kitap kaybolmuştur.This book is still missing.
Vimana ‘nın bu bölümü genelde zamanla kaybolmuş ve metalik bir tepelikle değiştirilmiştir.This portion of the vimana is often lost due to age and has been replaced with a metallic pinnacle.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.He disappeared mysteriously.
Ölümünden sonra eserlerinin birçoğu gizlenmiş veya kaybolmuştur.Many of his compositions were destroyed after his death, or are lost.
Bunların birçoğu tarihte kaybolmuştur.Hence, most of them are lost to history.
Bu yüzden Zakir Memmedov'un doğum belgesi de kaybolmuştur.Therefore, Mammadov's birth certificate was lost.
Bu heykel kaybolmuştur.This statue is now missing.
Evler olduğu gibi duruyor fakat yerleşimciler ortadan kaybolmuştu.The houses were intact, but the colonists had completely disappeared.
Roger Dale Madison, 15 ,16 aralık 1968 de kaybolmuşturRoger Dale Madison, 15, of Sylmar, California, who disappeared on 16 December 1968.
Pers arşivleri kaybolmuştur, o dönem ait bu savaşın Pers kaynakları yoktur.The Persian archives were lost so there are no contemporary Persian sources of this war.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.The truck driver and train driver were killed.
Aniden ortadan kaybolmuştur.She suddenly disappears.
Diğer beş bölüm kaybolmuştur.Five others are missing.
Köyün en güzel kızı Güvercin, iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur.A king's beautiful daughter vanished without a trace.
Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur.Our relationship is lost in the depths of time.
"Öyleyse izninizle efendim..." ve gözden kaybolmus."Her pardon, sire, let me implore - and then farewell, we meet no more".
Böylece, akrabalıklar kaybolmuş, aileler parçalanmıştır.Domains were destroyed, families broken.
Adada ise Claire kaybolmuştur.Rita disappeared from her province.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.The negative images of his photographs, including many portraits, have been lost.
Mezarının yeri kaybolmuştur.His grave has been lost.
Ölümünden sonra, Kindî'nin felsefe alanında birçok çalışması yok olmuştur ya da kaybolmuştur.Over the years, much of Tokita's work is believed to have been lost or destroyed.
Bu kavram Çin kaynaklarında 651'de kullanılmaya başlanmış, 766'dan sonra ise kaybolmuştur.The references to Nushibi appeared in Chinese sources in 651 and disappeared after 766.
Kız otele geri döndüğünde annesinin ortadan kaybolmuş olduğunu görür.When they get back to the hotel, they find her room has been ransacked.
Asıl metin kaybolmuş ve geriye sadece bazı parçaları kalmıştır.He destroyed his copies, and only fragments survive.
Çocuğun annesi hayatını kaybetmiş, babası ise savaşta kaybolmuştur.His mother died and his father missed in action.
Ordusu kaybolmuştu, kimse gidecek yolu bilmiyordu.Others did not understand the situation or were unsure where to go.
Bu at bir gün sahibinin elinden kaçarak kaybolmuş.Control of the host is lost once removed from the victim.
Ancak bu küçümseme zamanla ortadan kaybolmuştur.Over time, this limitation seems to have disappeared.
Kuyrukları körelmiş ya da kaybolmuştur.Their edges are cut or toothed.
Dünya her zaman olduğu gibidir ancak bütün insanlar kaybolmuştur.It must be what it has always been, people.
Yazık ki, tabancam da daha önce kaybolmuştu.Sadly, the weapon has since disappeared.
Sonraki birkaç gün Edward ortadan kaybolmuş ve döndüğünde ise Bella'ya ısınmaya başlamıştır.He disappeared for a few days, but warmed up to Bella upon his return.
İstediği şeye tam olarak ulaşamayınca her şeyini toplayıp ortadan kaybolmuştur.Feeling himself unfit to retain command, he requested and received permission to resign.
Üstelik cenazesini taşıyan gemi de Akdeniz'de kaybolmuştur.The man who had taken her out in the boat also drowned.
Ancak bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve ne olduğu bilinmemektedir.It has been long sealed away, and I know not where.
Lyon'daki açık hava heykelleri, Fransız Devrimi sırasında kaybolmuştur.Much of his public sculpture in Lyon was lost during the Revolution.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.But she, too, mysteriously disappears.
O zaman tamamen tablonun içinde kaybolmuş haldeyim.it's when I'm completely lost in there.
Bir kör bir insan, uzun bir duvarın yanında kaybolmuş. Kilometrelerce uzunlukta bir duvarın...A blind man, who was lost in that big wall Wall like a miles miles long.
Omurilik yılında Refleksleri kaybolmuş.Reflexes in the spinal cord have been lost.
Binlerce yavru kedi kaybolmuş durumda!Pussycats are going missing by the thousands!
Ben kaybolmuş yavru kediler üzerine bir hikaye hazırlıyorum.I am doing a story on the missing pussycats.
Ve sürekli " İsa sevginin içinde kaybolmuştu" diye tekrarladı.And yeah, he just kept saying "He was lost in love."
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 women have disappeared in a border town because they're brown and poor.
Sonunda Irak'tan ayrıldığımda, kaybolmuştum.When I finally left Iraq behind me I was lost.
Devasa Pasifikte kaybolmuş bir dünyaA world lost in the vastness of the Pacific
Ve yavaş yavaş farkettim ki tercümeler sırasında bazı şeyler kaybolmuştu.And so it came to me in waves. There had been something lost in translation.
Kaybolmuşlar - insanlarından, kitlelerden ayrı düşmüşler.They have lost.
Ona gitmeden önce, kaybolmuştu.But before I got to him, I was so lost.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.And just beyond it you can see features that have vanished, things that have disappeared.
Subay kapıya alamadan Şapkacı gözden kaybolmuştu.Hatter was out of sight before the officer could get to the door.
Yani, bilirsiniz, bazen bu gezegende kaybolmuş hissediyoruz.So, you know, sometimes we feel lost on this planet.
Bir gün tatmiyle gözden kaybolmuş.Then one day he totally disappeared.
"Roma vatandaşlarına değil, kaybolmuş koyunlara gidin."go not the way of the gentiles, but rather go to the lost sheep.

İlgili Sayfalar