kaybolmuş ile cümle

kaybolmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bir gün tatmiyle gözden kaybolmuş.Однажды он совсем пропал.
Bir gün tatmiyle gözden kaybolmuş.Одного дня він взагалі зник.
Bir gün tatmiyle gözden kaybolmuş.После един ден съвсем изчезнал.
Bir gün tatmiyle gözden kaybolmuş.ויום אחד הוא נעלם לחלוטין.
Bir gün tatmiyle gözden kaybolmuş.وذات يوم إختفى تماماً
Bir gün tatmiyle gözden kaybolmuş.時が経って
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 donne sono scomparse in una città di confine, perché povere e di pelle scura.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 femai au dispărut într-un oraș de frontieră deoarece aveau pielea întunecată și erau sărace.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 femmes ont disparu dans une ville frontière parce qu'elles étaient bronzées et pauvres.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 Frauen sind in einer Grenzstadt verschwunden, weil sie braun und arm sind.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.가난한 유색 인종이라는 이유만으로 한 국경 도시의 여성 300명이 행방불명 되었는데,
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 kobiet przepadło bez śladu, bo miały ciemną skórę i były biedne.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 mujeres han desaparecido en un pueblo fronterizo porque son morenas y pobres.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 vrouwen zijn verdwenen in een grensstad omdat ze bruin en arm zijn.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 γυναίκες είχαν εξαφανιστεί σε μια πόλη κοντά στα σύνορα, επειδή ήταν σκουρόχρωμες και φτωχές.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 жени били изчезнали, защото са цветнокожи и бедни.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 נשים נעלמו בעיירת גבול כי צבע עורן הוא חום וכי הן עניות.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.300 امراة قد اختفت في بلدة حدودية لانهن سمراوات و فقيرات
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.Numa cidade fronteiriça. desapareceram 300 mulheres.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.В одном приграничном городе пропали без вести из-за смуглого цвета кожи и бедности 300 женщин.
Bir sınır kasabasında 300 kadın kaybolmuştu, çünkü yoksul ve esmerdiler.貧困のため失踪し 失踪に関する反応は何もなく
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.A tu dalej, widać cechy terenu, które zanikły.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.Daar net voorbij kun je zaken zien die verdwenen zijn, dingen die niet meer bestaan.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.E proprio dietro di esso potete vedere le caratteristiche che sono svanite, cose che sono scomparse.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.시청 공원을 넘어서면 사라진 용모들, 즉 어떤 것들이 없어졌는지를 볼수 있죠.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.Ngay ra khỏi ranh giới ấy bạn có thể thấy những thứ đã lụi tàn, biến mất.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.Și chiar în spatele său puteți vedea trăsături care au dispărut, lucruri care au dispărut.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.Un peu au-delà, vous pouvez voir des éléments de paysage qui ont disparu, qui n'existent plus.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.Un poco más allá pueden ver elementos que ya no están, que han desaparecido.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.Και πέρα απ' αυτό μπορείτε να δείτε σημεία που έχουν εξαφανιστεί, πράγματα που έχουν χαθεί.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.За ним вы можете видеть черты, которые исчезли; детали, которые испарились.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.И точно отвъд него виждате черти, които са изчезнали, неща, които са изчезнали.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.וממש מעבר תוכלו לראות מאפיינים שנעלמו, דברים שלא קיימים עוד.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.وبعد ذلك، يمكنك مشاهدة بعض الملامح التي اختفت، أشياء لم تعد هناك.
Bunun hemen ötesinde de, yok olmuş özellikleri ve kaybolmuş şeyleri görebilirsiniz.消え去った 失くなった姿です これはコレクトポンドです ここはニューヨークの最初200年間と
Cinsiyet farkı 1995’te yüzde dört puan olup, bu küçük fark 2007 yılında tamamen kaybolmuştur.En mer blandad utveckling kan konstateras i Frankrike,
Cinsiyet farkı 1995’te yüzde dört puan olup, bu küçük fark 2007 yılında tamamen kaybolmuştur.Kønsforskellen var fire procentpoint i 1995, men denne lille forskel er helt forsvundet i 2007.
Cinsiyet farkı 1995’te yüzde dört puan olup, bu küçük fark 2007 yılında tamamen kaybolmuştur.Na drugi strani občasno čezmerno pitje kaže majhno, a stalno povečanje v tem obdobju.
Cinsiyet farkı 1995’te yüzde dört puan olup, bu küçük fark 2007 yılında tamamen kaybolmuştur.Rodový rozdiel bol v roku 1995 štyri percentuálne body, ale tento malý rozdiel úplne zmizol v roku 2007.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.Albowiem ten syn mój umarł był, a zasię ożył; zginął był, i znaleziony jest; i poczęli się weselić.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.căci acest fiu al meu era mort, şi a înviat; era pierdut, şi a fost găsit.` Şi au început să se veselească.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.For denne min sønn var død og er blitt levende igjen, var tapt og er funnet. Og de begynte å være glade.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.이 내 아들을 죽었다가 다시 살아났으며 내가 잃었다가 다시 얻었노라 하니 저희가 즐거워하더라
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.lebo tento môj syn bol mŕtvy a ožil; bol ztratený a našiel sa. A začali sa veseliť.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.Mert ez az én fiam meghalt, és feltámadott; elveszett, és megtaláltatott. Kezdének azért vígadni.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.Nebo tento syn můj byl umřel, a zase ožil; byl zahynul, a nalezen jest. I počali veseli býti.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.porque este meu filho estava morto, e reviveu; tinha-se perdido, e foi achado. E começaram a regozijar-se.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.vì con ta đây đã chết mà bây giờ lại sống, đã mất mà bây giờ lại thấy được. Ðoạn, họ khởi sự vui mừng.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.vì con ta_đây đã chết mà bây_giờ lại sống , đã mất mà bây_giờ lại thấy được . Ðoạn , họ khởi_sự vui_mừng .
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.zakaj ta sin moj je bil mrtev, in je oživel, in izgubljen je bil, in se je našel. In začno se veseliti.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.διοτι ουτος ο υιος μου νεκρος ητο και ανεζησε, και απολωλως ητο και ευρεθη. Και ηρχισαν να ευφραινωνται.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.бо сей син мій мертвий був, та й ожив; згинув був, та й знайшов ся. І почали веселитись.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.защото този мой син бе мъртъв, и оживя, изгубен бе, и се намери. И почнаха да се веселят.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.ибо этот сын мой был мертв и ожил, пропадал и нашелся. И начали веселиться.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.כי זה בני היה מת ויחי ואובד היה וימצא ויחלו לשמח׃
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.لان ابني هذا كان ميتا فعاش وكان ضالا فوجد. فابتدأوا يفرحون.
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.因 為 我 這 個 兒 子 、 是 死 而 復 活 、 失 而 又 得 的 。 他 們 就 快 樂 起 來
Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.› Böylece eğlenmeye başladılar.因為 我 這個 兒子 、 是 死 而 復活 、 失 而 又 得 的 。 他 們 就 快樂起來
Dediklerine göre 10 yıl önce bir hasta kaybolmuş.Es heißt, dass vor 10 Jahren hier ein Patient verschwand.
Dediklerine göre 10 yıl önce bir hasta kaybolmuş.Mówią, że dziesięć lat temu zaginął pacjent.

İlgili Sayfalar