kaybolmuş ile cümle

kaybolmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hindistan'ın tarım ürünlerinin üçte biri bozulmadan kaybolmuştur.Najmanj tretjina kmetijskih površin v Nemčiji ostane neobdelanih.
Diğer beş bölüm kaybolmuştur.Vendar pa je vseh pet izginilo.
Parçaların çoğu kaybolmuş, pek azı elimizde kalmıştır.Pogorja so v večini poraščena in manj poseljena.
20. yüzyılın başlarında pek çoğu ya kaybolmuştur ya da önemini yitirmiştir.Na začetku 20.stoletja so bila le ta zelo nedodelana ali celo niso obstajala.
Ölümünden sonra eserlerinin birçoğu gizlenmiş veya kaybolmuştur.Po jos mirties daugelis namuose saugotų dokumentų buvo sunaikinti arba dingo.
Bundan kısa bir süre sonra ise Bezmen ortadan kaybolmuştur.Taip pasakęs senis staiga dingo.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Nepaaiškinamomis aplinkybėmis jie paslaptingai dingsta.
Asıl metin kaybolmuş ve geriye sadece bazı parçaları kalmıştır.Po gimdymo ji visai suyra ir lieka tik maži gabalėliai.
Bu arada Pyotr Stepanoviç ortadan kaybolmuştur.Kažkokiu būdu Petrukauskui pavykę išsigelbėti.
Yazık ki, tabancam da daha önce kaybolmuştu.Dažniau tai būdavo proginis ginklas.
III. Theodosius'un evlenmiş olduğu bilinmektedir ama karısının ismi kaybolmuştur.Suleimanas II buvo vedęs, žinomas žmonos vardas (Khadija), tačiau įpėdinių jis nepaliko.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Ta suri mõistatuslikel asjaoludel.
Fotoğrafları kaybolmuş bir dünyanın canlı resimlerini gösteriyordu.Pilte ühest kadunud maailmast.
Servis şekli ve hatta törensel dil kaybolmuş.Kutenai keeles ei leidu ka täismineviku ja täistuleviku vormi.
Yazık ki, tabancam da daha önce kaybolmuştu.Ühel olevat relv lumme kadunud.
Bu nedenle bu ormanda çok fazla kişi kaybolmuştur.Juba enne oli palju mehi metsa põgenenud.
Kuyrukları körelmiş ya da kaybolmuştur.Nende vars on sõlmine ja lehistunud.
Bu kitap kaybolmuştur.Raamat müüdi maha.
Ancak birçok eski yerleşim bugün kaybolmuştur.Südalinna asumi mitmed vanad ja olulised hooned on tänaseks kadunud.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.1974-ben fiatal voltam és naiv, és a saját világomban éltem.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.1974년의 저는 어리고 순진해서, 제 자신의 세상 속에 빠져 있었습니다.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.1974, war ich jung, naiv und ziemlich in meiner Welt gefangen.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum. Çok idealisttim.En 1974 yo era joven, era inocente, y estaba muy perdida en mi mundo. era realmente idealista.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.Di tahun 1974, saya masih mudah, naif, dan terjebak di dunia saya sendiri.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.En 1974, j'étais jeune et naïve, et un peu perdue dans mon monde.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.În 1974, eram tânără, eram naivă, si eram destul de pierdută în lumea mea.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.In 1974 was ik jong, ik was naief, en aardig verdwaald in mijn wereld.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.Nel 1974 io ero giovane, ingenua, non avevo ancora trovato il mio posto nel mondo.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.Vào năm 1974, tôi còn trẻ, tôi còn khờ, và tôi đã đi lạc trong thế giới của chính mình.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.V roce 1974 jsem byla mladá, naivní, a pěkně ztracená ve světě.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.W 1974 byłam młoda, byłam naiwna i byłam całkiem zagubiona w moim świecie.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.Το 1974, ήμουν νέα, αφελής και χαμένη στον κόσμο μου.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.В 1974 году я была юна и наивна и потерялась в этом мире.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.През 1974-а бях млада, бях наивна и бях твърде изгубена в собствения си свят.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.У 1974 я була молода і наївна, я загубилась у власному світі.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.ב1974 הייתי צעירה, הייתי נאיבית, והייתי דיי אבודה בעולם שלי.
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.عام 1974، كنت يافعة، كنت ساذجة، وكنت ضائعة في عالمي
1974 senesinde genç ve saftım; dünyamın içinde kaybolmuştum.自分の世界におぼれた 真の理想主義者でした
1980'den beridir, kalan buzun bir % 20-30'u daha kaybolmuştur.Čtyři z pěti let s největšími hospodářskými ztrátami v Evropě byly zaznamenány od roku 1997.
1980'den beridir, kalan buzun bir % 20-30'u daha kaybolmuştur.Desde 1980, desapareceram outros 2030 % do gelo restante.
1980'den beridir, kalan buzun bir % 20-30'u daha kaybolmuştur.Από το 1980, χάθηκε ακόμη ένα 2030 % του υπόλοιποι' πάγου.
1980'den beridir, kalan buzun bir % 20-30'u daha kaybolmuştur.От 1980 г. насам са загубени още 20­30 % от останалия лед.
1995 yılında küçük bir genel cinsiyet farkı (yüzde 4 puan) görülmüş ama bu fark 2007’de kaybolmuştur.Der registreredes en lille generel kønsskævhed (fire procentpoint) i 1995, men denne var forsvundet i 2007.
1995 yılında küçük bir genel cinsiyet farkı (yüzde 4 puan) görülmüş ama bu fark 2007’de kaybolmuştur.On notait un léger écart global entre les sexes (4 points) en 1995, mais celui-ci avait disparu en 2007.
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››ale veseliť a radovať sa patrilo, lebo tento tvoj brat bol mŕtvy a ožil, bol ztratený a našiel sa.
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››이 네 동생은 죽었다가 살았으며 내가 잃었다가 얻었기로 우리가 즐거워하고 기뻐하는 것이 마땅하다 하니라
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››men vi burde fryde og glede oss fordi denne din bror var død og er blitt levende, var tapt og er funnet.
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››Nhưng thật nên dọn tiệc và vui mừng, vì em con đây đã chết mà lại sống, đã mất mà lại thấy được.
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››Nhưng thật nên dọn tiệc và vui_mừng , vì em con đây đã chết mà_lại sống , đã mất mà_lại thấy được .
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››а о том надобно было радоваться ивеселиться, что брат твой сей был мертв и ожил, пропадал и нашелся.
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››אבל נכון לשוש ולשמח כי אחיך זה היה מת ויחי ואבד היה וימצא׃
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››ولكن كان ينبغي ان نفرح ونسرّ لان اخاك هذا كان ميتا فعاش وكان ضالا فوجد
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››只 是 你 這 個 兄 弟 、 是 死 而 復 活 、 失 而 又 得 的 、 所 以 我 們 理 當 歡 喜 快 樂
‹Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!› ››只是 你這個 兄弟 、 是 死 而 復活 、 失 而 又 得的 、 所以 我 們理當歡 喜 快樂
Beklenmeyen veri sonu. Bazı bilgiler kaybolmuş olabilir.Fin des données inattendue, certaines informations peuvent être perdues.
Beklenmeyen veri sonu. Bazı bilgiler kaybolmuş olabilir.Fin inesperado de datos, parte de la información se puede haber perdido.
Beklenmeyen veri sonu. Bazı bilgiler kaybolmuş olabilir.Gặp kết thúc dữ liệu bất ngờ nên có lẽ thông tin bị mất.
Beklenmeyen veri sonu. Bazı bilgiler kaybolmuş olabilir.예상하지 못한 데이터의 끝, 몇몇 정보가 손실되었을 수 있습니다.
Beklenmeyen veri sonu. Bazı bilgiler kaybolmuş olabilir.Nepričakovan konec podatkov, nekateri so mogoče izgubljeni.
Beklenmeyen veri sonu. Bazı bilgiler kaybolmuş olabilir.Odottamaton tiedon loppu, jotain tietoa on voinut hukkua.

İlgili Sayfalar