Bu savaşta binlerce insan öldü ve 10.000 kişi de kayboldu.قتل في هذه المعركة أكثر من 10 آلاف وفر الباقون.
Ancak bir anda ışıklar kesildi ve TitanTron kayboldu.وبعد أن انطفأت الأنوار بوقت قصير، انشطرت تيتانيك إلى نصفين.
Kuşlar uçarak uzaklaştılar ve gözden kayboldular.حلق الطائر بعيداً حتى غاب عن الأنظار.
Kütüphane 473 yılında yakıldı ve yaklaşık 120.000 cilt kayboldu.A biblioteca foi queimada no ano de 473 e cerca de 120.000 volumes foram perdidos.
Mesh-ki-ang-gasher denize yürüdü ve gözden kayboldu.Meš-ki-aĝ-gašer entrou no mar e desapareceu.
Botlardan biri yolda kayboldu.Algumas delas desmaiaram no caminho.
Ölümsüzler (Sonsuzlar) ortadan kayboldu.Os mortos (The Dead).
Klasik Latince bazı sözcükler vokabülerden kayboldular.Certas palavras do latim clássico foram tiradas do vocabulário.
Heather ve Mike, ertesi sabah uyandığında Josh'ın ortadan kaybolduğunu fark ederler.No sexto dia, Heather e Mike despertam e descobrem que Josh desapareceu.
Bugüne kadar bu emrin sonucunda kaç kişinin kaybolduğu bilinmiyor.Até à data desconhece-se quantos milhares de pessoas terão desaparecido como resultado desta ordem.
Yedi kişi kayboldu.No mínimo 7 pessoas desapareceram.
Pek çok kadın onunla evli olduğunu ve kaybolduğunu iddia etmektedir.Diversas mulheres alegam ter se casado com ele, que eventualmente desaparece.
Hikayelerin iç değeri de aynı şekilde kayboldu.O valor intrínseco das histórias foi de alguma forma perdido.
1934'te Fard gizemli bir şekilde ortadan kayboldu.Em fevereiro do ano seguinte Gordiano faleceu misteriosamente.
Bir nehrin içinde kayboldu.Saiu no Rio.
Böylece Claudius'un politikalarıyla ilgili kendi ağzından çıkmış olan sözleri kayboldu.Portanto, os motivos privados de Cláudio sobre as suas políticas e motivos perderam-se na história.
Bunun yanında çok sayıda kişi kayboldu.Mesmo assim, muita gente ficou de fora.
Örnek: "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu.""Orando, ele teve uma visão, três dias antes de o prenderem: viu seu travesseiro queimado pelo fogo.
İkinci Dünya Savaşı sırasında resimlerinin çoğu kayboldu.A maior parte da informação sobre a Segunda Guerra Síria perdeu-se.
Krasnoyarsk Reservoir'ın sularının altında kayboldu.Foi inundada após a construção e vazão do reservatório de água de Krasnoyarsk.
Dış dekorasyonunun çoğu kayboldu, ancak iç mekanın muhteşem mozaikleri, çinileri ve duvar resimleri korundu.Muita da decoração exterior perdeu-se, mas o interior preserva ainda soberbos mosaicos, faianças e murais.
Kızılok, bütün bunlar üzerine ortadan kayboldu.O falso (Arqueiro Vermelho) desapareceu depois disso.
Kızılhaç yetkilileri bu olaylar sırasında 7.500-8000 kişinin kaybolduğunu bildirmiştir.Entretanto, segundo a polícia militar em toda a marcha foram 750 a 800 mil pessoas.
Resmî rakamlara göre 24 kişi öldü, onlarca kişinin kaybolduğu duyuruldu.As autoridades locais já contabilizaram cerca de 71 mortes e outras dezenas de desaparecidos.
Bunun için de hangi bitin kaybolduğunun bilinmesi gerekir.Queres saber mesmo qual é a besta que deve ser sacrificada?
Mayıs 1988'ten sonra tamamen kayboldu ve hakkında bir daha doğruluğu kanıtlanmış bir bilgiye ulaşılamadı.Desapareceu em 1934, e, desde então, não houve informação sobre seu paradeiro .
Bella Nereye Kayboldu?Onde Nasceu o Brasil?
Dört büyük Dor sütunlarını destekleyen bir saçak vardır fakat Forcella'nın bahsettiği "Pius V P.M." kayboldu.A inscrição "PIUS V P.M.", mencionada por Forcella, desapareceu.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Esta desaparecido desde então.
Vincent Babe'e kardeşi Holden'ın savaşta kaybolduğundan bahseder.Vincent avisa que seu irmão, Holden, foi declarado desaparecido em missão.
TARDIS kaybolduktan sonra Amelia aceleyle bir bavul hazırlar ve TARDIS'in kaybolduğu yerin yakınında bekler.A garota prepara uma mala e espera perto de onde a TARDIS tinha partido.
Tom kayıktan düştü ve gözlerden kayboldu.Tom caiu do bote e desapareceu.
İkinci Dünya Savaşı sırasında resimlerinin çoğu kayboldu.Tijdens de Tweede Wereldoorlog gingen de schilderijen bijna verloren.
Bu çalışmanın 2003'te tekrar bulunana kadar kaybolduğu sanılıyordu.Er werd gedacht dat deze soort uitgestorven was, tot hij in 1996 herontdekt werd.
Botlardan biri yolda kayboldu.Sommigen zijn onderweg gesneuveld.
Ölümsüzler (Sonsuzlar) ortadan kayboldu.Ook werden er missen opgedragen voor de overleden leden.
Çığlık Geçidi'nde kayboldu.Het verdween op de plank.
39 kişi öldü, 4 kişi kayboldu.4 opvarenden overlijden, 49 worden vermist.
Bolognalı Peter ise kayboldu ve bir daha hiç görülmedi.Plesman werd neergeschoten en van hem is nooit meer iets gehoord.
Ve o şovdan sonra ekranlardan kayboldu.Als dusdanig verdween hij even van het scherm.
Mezarın zamanla kaybolduğu düşünülür.Het graf is in de loop der tijden verloren gegaan.
Bunun için de hangi bitin kaybolduğunun bilinmesi gerekir.Daarnaast moet bekend zijn welk gewas er geteeld gaat worden.
Daha sonra kayboldu ve tekrar parladı.Nadien leek hij weer verdwenen.
Bu tarihten sonra görüş açısından kaybolduğu düşünülmektedir.Vanaf dat moment verdwijnt zij uit het blikveld van de geschiedenis.
Hikayelerin iç değeri de aynı şekilde kayboldu.Het uitduel gaat met diezelfde cijfers verloren.
Mesh-ki-ang-gasher denize yürüdü ve gözden kayboldu.Zijn vader was Mesh-ki-ang-gasher, hij die verdween op zee.
Film büyük ihtimalle kayboldu.De film is waarschijnlijk verloren gegaan.
Bu işlemi sonlandırdığınızda, (tavsiye edilmez) görev çubuğunun kaybolduğunu görürsünüz.En waarheen gij ook kijkt, zult gij een zaligheid voelen en een groot koninkrijk aanschouwen.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Sindsdien geldt het als verdwenen.
7 top görev sırasında kayboldu.Hij viel in aflevering zeven af.
Havalimanında bazılarının valizleri kayboldu bunlara tahammül edemem.Deze zijn in de bodem opgenomen, zodat er geen bagageruimte verloren gaat.
Böylece kültür kayboldu.Wel verdween de cultuur nagenoeg.
Bu süre zarfında birkaç muhalif öldürüldü ve 'ortadan kayboldu'.Veel gewonden bleken enige tijd 'zoek' te zijn.
Şems-i Tebrîzî kayboldu.De umlaut is verdwenen.
Selden sonra üç kişi kayboldu.Drie mensen worden vermist na de overstroming.
Onun oğlu yedi yıl önce kayboldu.Zijn zoon verdween zeven jaar geleden.
İlk bakışta, evin çoktan kaybolduğunu gördüm.Bij de eerste aanblik, zag ik al dat het huis verloren was.
Kol saatim kayboldu.Mijn horloge is verloren gegaan.
Üç yıl sonra, 25 Temmuz 1841'de bir kez daha ortadan kayboldu.Trzy lata później, 25 lipca 1841 roku zniknęła ponownie.
Mesh-ki-ang-gasher denize yürüdü ve gözden kayboldu.Mesz-ki-ag-gaszer wszedł do morza i zniknął”.