Kaybolmak istemiyorum.I don't want to lose.
Tom gözden kaybolmak istiyor.Tom wants to disappear.
Kaybolmamız ihtimaline karşın yanımızda bir harita taşıdık.We carried a map with us in case we got lost.
Jack kalabalıkta gözden kayboldu.Jack disappeared from view in the crowd.
Şimdi her şey kaybolacak.Everything will be lost now.
Biz kaybolduk.We're lost.
Onlar kayboldu.They vanished.
Onlar kayboldular.They disappeared.
Diğer bilim adamları onun dinozorların kayboluşu hakkındaki teorisini tartışıyorlar.Other scientists are debating his theory about the disappearance of dinosaurs.
Benim cüzdanım kayboldu.My wallet's gone.
Kim kayboldu?Who vanished?
Tom uzaklaştı ve çok geçmeden siste kayboldu.Tom walked away and soon disappeared into the fog.
Tom kayboldu mu?Was Tom lost?
Tom kaybolmuş görünüyor.Tom looks lost.
Kaybolduk mu?Are we lost?
Her şey kaybolmuş.Everything is gone.
Tamamen kayboldum.I'm totally lost.
Sadece kayboldu.It just disappeared.
Az önce gözden kayboldu.It just vanished.
Sadece gözden kaybolma.Just don't disappear.
Kaybolmuş görünüyorsun.You look lost.
Hiç kaybolmadın.You've never lost.
O ne yapmak zorunda olduğunu görür görmez, ortadan kayboldu.As soon as he saw what he had to do, he ducked out.
Annelerinin kaybolması onları çok üzdü.The loss of their mother grieved them very much.
Kaybolduğunu Tom'a söyleme.Don't tell Tom you're lost.
Umarım kaybolmam.I hope I don't lose.
Bu gazete altı yıl sonra ortadan kayboldu.That newspaper disappeared after six years.
Şehirden dönerken kayboldum.I got lost driving back from town.
Buraya gelirken kayboldum.I got lost on my way here.
Ben sadece ortadan kaybolmak istiyorum.I just want to disappear.
Ortadan kaybolmak istedim.I wanted to disappear.
Kaybolan bir oğlum var.I have a son who disappeared.
Kaybolan kız adını söylerken hıçkırarak ağladı.The girl who'd got lost sobbed as she said her name.
O yine kayboldu.He disappeared again.
Sanırım kayboldum.I think I'm lost.
Dağ başında kaybolduk.We are lost in the middle of nowhere.
Kör itin öldüğü yerde kaybolduk.We are lost in the middle of nowhere.
Bu ücra yerde kaybolduk.We are lost in the middle of nowhere.
Bu kuş uçmaz, kervan geçmez yerde kaybolduk.We are lost in the middle of nowhere.
Bu ıssız yerde kaybolduk.We are lost in the middle of nowhere.
Tom uyandığında Mary'nin gözden kaybolduğunu keşfetti.When Tom woke up, he found that Mary had disappeared.
Tom uyandığında Mary'nin ortadan kaybolduğunu anladı.When Tom woke up, he found that Mary had vanished.
Kaybolduğunu düşünüyorum.I think you're lost.
Ona bir emanet verdim ve sonra o ortadan kayboldu.I gave him a deposit and then he disappeared.
Etrüsk dili ve kültürü M.Ö.1 yüzyılda hızla kayboldu.Etruscan language and culture disappeared rapidly during the 1st century; B.C.
Ben Tom'un kaybolduğunu düşündüm.I thought Tom had got lost.
Kaybolmadın, değil mi?You're not lost, are you?
Kaybolmuşsun, değil mi?You are lost, aren't you?
Benim valizim kayboldu.My suitcase was lost.
Bazen kayboluruz.Sometimes we get lost.
Bavulum kayboldu.My suitcase got lost.
Bagajım kayboldu.My luggage got lost.
Tom kaybolmuş ve şaşırmış gibi görünüyor.Tom looks lost and confused.
Tom geçen ay ortadan kayboldu.Tom disappeared last month.
Tom kaybolabilir.Tom might get lost.
Zorla ortadan kaybolmak insanlığa karşı bir suçtur.Forced disappearance is a crime against humanity.
O, hızla kalabalıkta kayboldu.He quickly disappeared in the crowd.
Trenin sesi azalarak kayboldu.The train's sound faded away.
Tom'un kaybolacağından endişeliyim.I'm worried that Tom will get lost.
Tom ortadan kaybolmuş görünüyor.Tom seems to have disappeared.