Sözlü dil, kavramsal yazı dilinin ortaya çıkmasıyla ortadan kaybolmuştur.A língua meroítica e sua escrita parecem ter desaparecido.
Gök ve yer kaybolup gidecek, fakat benim sözlerim asla kaybolup gitmeyecek."ARA: “O inferno e o abismo nunca se fartam, e os olhos do homem nunca se satisfazem”.
Pausanias döneminde hepsi kaybolmuştur.Ambas foram construídas na época de Vespasiano.
Eğer yumurta ya da yavru kaybolur ya da ölürse yerine başka bir yumurta yumurtlanır.Se o ovo é perdido ou removido do ninho, os pais produzem um novo ovo.
Örnek: "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu.""Orando, ele teve uma visão, três dias antes de o prenderem: viu seu travesseiro queimado pelo fogo.
Manastırın mezarlığı da bugün bütünüyle kaybolmuştur.As construções do convento desapareceram completamente.
İkinci Dünya Savaşı sırasında resimlerinin çoğu kayboldu.A maior parte da informação sobre a Segunda Guerra Síria perdeu-se.
Zıt iki kutup birbirine dokunur ve birbirleri içinde kaybolurlar.Ainda sobram duas moedas e eles partilham-nas entre si.
Krasnoyarsk Reservoir'ın sularının altında kayboldu.Foi inundada após a construção e vazão do reservatório de água de Krasnoyarsk.
Dış dekorasyonunun çoğu kayboldu, ancak iç mekanın muhteşem mozaikleri, çinileri ve duvar resimleri korundu.Muita da decoração exterior perdeu-se, mas o interior preserva ainda soberbos mosaicos, faianças e murais.
Kızılok, bütün bunlar üzerine ortadan kayboldu.O falso (Arqueiro Vermelho) desapareceu depois disso.
Adam'ın anısına kurulan Code Adam adlı bir şirket de, alışveriş merkezlerinde kaybolan çocukları aramaktadır.O programa Código Adam para ajudar crianças perdidas em lojas tem este nome em memória de Adam.
Kızılhaç yetkilileri bu olaylar sırasında 7.500-8000 kişinin kaybolduğunu bildirmiştir.Entretanto, segundo a polícia militar em toda a marcha foram 750 a 800 mil pessoas.
Resmî rakamlara göre 24 kişi öldü, onlarca kişinin kaybolduğu duyuruldu.As autoridades locais já contabilizaram cerca de 71 mortes e outras dezenas de desaparecidos.
Bunun için de hangi bitin kaybolduğunun bilinmesi gerekir.Queres saber mesmo qual é a besta que deve ser sacrificada?
Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur.Kuras então parece desaparecer dos registros históricos.
Heather, 18. yaş doğum gününden bir gün önce korkunç kabuslar görür ve babası ortadan kaybolur.Agora, na véspera do seu aniversário de 18 anos, o pai de Heather misteriosamente desaparece.
Mayıs 1988'ten sonra tamamen kayboldu ve hakkında bir daha doğruluğu kanıtlanmış bir bilgiye ulaşılamadı.Desapareceu em 1934, e, desde então, não houve informação sobre seu paradeiro .
Bella Nereye Kayboldu?Onde Nasceu o Brasil?
Daha sonra, kaybolur ve kendisini ebeveynlerinin bodrumunda bulur.Horas depois ela acorda e encontra sua mãe a enterrando em seu quintal.
Quasimodo bir süre ortalıktan kaybolur.E Crescêncio desapareceu por algum tempo.
Böylece, akrabalıklar kaybolmuş, aileler parçalanmıştır.Agora, séculos se passaram, e os laços familiares são quebrados.
Kısa bir süre sonra kedi kaybolur.Acredita-se que pouco tempo depois a espécie desapareceu.
Dört büyük Dor sütunlarını destekleyen bir saçak vardır fakat Forcella'nın bahsettiği "Pius V P.M." kayboldu.A inscrição "PIUS V P.M.", mencionada por Forcella, desapareceu.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Em pouco tempo, desapareceria sem sequer deixar um traço.
Bu parametre çok küçük tümsek veya oyukların ağ içinde kaybolmamasını saplar.Estes resultados serão obtidos tanto para as partículas massivas quanto para as desprovidas de massa.
Bu sırada şehir komutanı Yağı-Sayan kaçıp ortadan kaybolmuştu.Na sequência, lutou contra o Homem de Ferro e fugiu.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Esta desaparecido desde então.
Vincent Babe'e kardeşi Holden'ın savaşta kaybolduğundan bahseder.Vincent avisa que seu irmão, Holden, foi declarado desaparecido em missão.
1974'te kaybolmuştur.Faleceu em 1974.
TARDIS kaybolduktan sonra Amelia aceleyle bir bavul hazırlar ve TARDIS'in kaybolduğu yerin yakınında bekler.A garota prepara uma mala e espera perto de onde a TARDIS tinha partido.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.A infeção geralmente resolve-se sozinha e sem causar outras doenças no fígado.
Kaybolan zamanı telafi etmeliyiz.Temos que recuperar o tempo perdido.
Tom kayıktan düştü ve gözlerden kayboldu.Tom caiu do bote e desapareceu.
Fakat, 1995 SN55 olarak bilinen kaybolmuş centaurun geçmişte daha büyük olduğu biliniyordu.Alleen de verdwenen Centaur 1995 SN55 was vermoedelijk groter.
Cadılar ortadan kaybolurlar.Daarna verdween de heks.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.Vanaf dat moment verdwijnt ze uit de bronnen.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.Vele anderen verdwenen zonder sporen na te laten.
O sırada yılan gözden kaybolur.Opeens verdween de slang in het niets.
İkinci Dünya Savaşı sırasında resimlerinin çoğu kayboldu.Tijdens de Tweede Wereldoorlog gingen de schilderijen bijna verloren.
Diğer beş bölüm kaybolmuştur.Vijf delen zijn verloren gegaan.
Bu Sielulintu (ruh kuşu), kişinin ruhunun rüya aleminde dolaşırken yolunu kaybolup gitmesine mânî olur.Zulk een ziel beweegt en leeft naar de Wil van haar Schepper en gaat het allerhoogste Paradijs binnen.”
Bu çalışmanın 2003'te tekrar bulunana kadar kaybolduğu sanılıyordu.Er werd gedacht dat deze soort uitgestorven was, tot hij in 1996 herontdekt werd.
Botlardan biri yolda kayboldu.Sommigen zijn onderweg gesneuveld.
Böylece Ra'zac ırkı sonsuza dek kaybolur.Daarmee verdween het exarchaat van Ravenna voorgoed.
Ortadan kaybolan Nicholai' ın öldüğü farzedilir.Nu kent alleen nog de verdwenen Nikolaus ze.
Kutuyu açmak için daireye döndüklerinde Betty aniden ortadan kaybolur.Als hij terugkomt in de motelkamer blijkt Beth weg te zijn.
İşte o an çocuklar kaybolur.Verdwenen zijn de kinderen.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Een mysteriekist ontsluierd.
Hayatının amacı ortadan kaybolmuş, o kadar emeği boşuna gitmiştir.Eeuwigheid zal dan verdwijnen en al haar werk is dan voor niets geweest.
Onun ortadan kaybolması çekimleri aksatır.Hier verdween zijn verlegenheid.
Mezarının yeri kaybolmuştur.Zijn graf is inmiddels verdwenen.
Kuyrukları körelmiş ya da kaybolmuştur.De sluizen zijn afgebroken of volgestort.
Ölümsüzler (Sonsuzlar) ortadan kayboldu.Ook werden er missen opgedragen voor de overleden leden.
Effüzyonların %50' si dört hafta içinde ve %80'i sekiz hafta içinde kaybolur.De helft van alle vragen wordt binnen vijf minuten beantwoord en 80% binnen een kwartier.
Çığlık Geçidi'nde kayboldu.Het verdween op de plank.
Kayboluşundan 1 ay sonra kocası boğulmuş olarak bulundu.Een maand na zijn verdwijning werd zijn lichaam gevonden, vermoedelijk door verdrinking om het leven gekomen.
Üç ülkeden arama ekipleri kaybolan uçağı aramaya başladılar.Na drie dagen werden vanuit drie landen zoekteams uitgestuurd om het vermiste vliegtuig te traceren.
Kurıkan konuşması tamamen kaybolmamıştır.De naam verdween niet helemaal.
39 kişi öldü, 4 kişi kayboldu.4 opvarenden overlijden, 49 worden vermist.