Saat 23:00’e geldiğinde Rus filosu ortadan kaybolmuştur.وبحلول الساعة 9:00 صباح هذا اليوم، فارق الروسي الحياة.
Simge, geçici "kesme" durumunu bir yere yapışana kadar kaybolur.ويتعطل "هال" شيئا فشيئا حتى انطفأ.
Bu savaşta binlerce insan öldü ve 10.000 kişi de kayboldu.قتل في هذه المعركة أكثر من 10 آلاف وفر الباقون.
Ancak bir anda ışıklar kesildi ve TitanTron kayboldu.وبعد أن انطفأت الأنوار بوقت قصير، انشطرت تيتانيك إلى نصفين.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.وبعد عدة أشهر، رحلت حنا فجأة دون أن تترك أي أثر.
Yaptığı 'şeyi' tekrar yok etmeye karar vermişken 'yaratık' (Robert De Niro) ortadan kaybolur.بعد تدمير إنشائه استخدم طريقة أخرى لاستبدال روح اصطناعية معروفة باسم "نيكروير" بالروح المفقودة.
Kuşlar uçarak uzaklaştılar ve gözden kayboldular.حلق الطائر بعيداً حتى غاب عن الأنظار.
Kaybolmuş hissediyorum.أشعر بالضياع
Kütüphane 473 yılında yakıldı ve yaklaşık 120.000 cilt kayboldu.A biblioteca foi queimada no ano de 473 e cerca de 120.000 volumes foram perdidos.
Bir yıl sonra, Kristi ve Daniel'in evi yağmalanır ve kasetler kaybolur.Um ano depois, a casa de Kristi e Daniel é aparentemente roubada e as fitas desaparecem.
Üç ülkeden arama ekipleri kaybolan uçağı aramaya başladılar.Os grupos de busca de três países procuraram o avião desaparecido.
Gece olunca evden çok sayıda ses duyulur ve Bill'in arkadaşları birer birer kaybolmaya başlar.À medida que a noite cai, os ruídos na casa aumentam e os amigos de Bill começam a desaparecer um a um.
Bran ve Rickon gece gözden kaybolurlar ve Theon onları bulamaz.Bran e Rickon desaparecem em uma noite e Theon não consegue recapturá-los.
Tutuklular gizlice Almanya'ya taşınmış ve iz bırakmadan kaybolmuşlardı.Os prisioneiros eram transportados secretamente para a Alemanha, e desapareciam sem deixar rasto.
Mezarının yeri kaybolmuştur.Sua sepultura foi perdida.
Birçok modern Hint-Avrupa dilinde kaybolmasına karşın bazılarında bugüne kadar kalmıştır.Embora tenha sido perdido por muitas línguas indo-europeias modernas, algumas conservam o caso ainda hoje.
Mesh-ki-ang-gasher denize yürüdü ve gözden kayboldu.Meš-ki-aĝ-gašer entrou no mar e desapareceu.
Botlardan biri yolda kayboldu.Algumas delas desmaiaram no caminho.
Ölümsüzler (Sonsuzlar) ortadan kayboldu.Os mortos (The Dead).
18 kitaplık Chronographia (Χρονογραφία) yazmıştır, başı ve sonu kaybolmuştur.Ele escreveu uma Cronografia (Χρονογραφία) em 18 livros, o começo e o fim dos quais estão perdidos.
Michael Fader'ın hatırladığına göre: "Her şey o kadar çabuk gelişti ki bilinmezlikte kaybolurdun.Michael Fader lembrou: As coisas aconteceram tão rápido que você ficava preso sem perceber.
Ertesi gün ödül kaybolur ve herkes birbirinden şüphelenmeye başlar.No dia seguinte, o prêmio desaparece; imediatamente, todos começam a suspeitar um dos outros do roubo.
O kişi de benim için kaybolmaz.Eu não posso perder você também.
Aynı gece Uğur'da kaybolur.Falece naquela mesma noite.
Bundan sonra kaynaklardan kaybolur ve aynı yıl görevden alınmış olabilir.Ele não é mais mencionado nas fontes, podendo ter sido demitido no mesmo ano.
Ormanda kaybolmuş, gözleri bağlanmış birisiydim, neresi kuzey neresi güney bilmiyordum.Eu era como um homem de olhos vendados em uma floresta, que ainda não sabe onde é o norte ou sul.
Klasik Latince bazı sözcükler vokabülerden kayboldular.Certas palavras do latim clássico foram tiradas do vocabulário.
Heather ve Mike, ertesi sabah uyandığında Josh'ın ortadan kaybolduğunu fark ederler.No sexto dia, Heather e Mike despertam e descobrem que Josh desapareceu.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.Depois disto ele desapareceu das fontes.
Bugüne kadar bu emrin sonucunda kaç kişinin kaybolduğu bilinmiyor.Até à data desconhece-se quantos milhares de pessoas terão desaparecido como resultado desta ordem.
Beş genç "Hip-Hop Cadısı"nı ararken kaybolurlar.Cinco adolescentes ficaram perdidos no gueto, e ficam aterrorizados quando encontram a "bruxa do Hip Hop".
Kutuyu açmak için daireye döndüklerinde Betty aniden ortadan kaybolur.De volta ao apartamento, Betty abre a caixa e desmaia.
"Tutucu" bir kalıp 130 nesilden veya basamaktan önce genelde kaybolur."Diehard" é uma imagem que eventualmente desaparece após 130 gerações, ou passos.
Yedi kişi kayboldu.No mínimo 7 pessoas desapareceram.
Pek çok kadın onunla evli olduğunu ve kaybolduğunu iddia etmektedir.Diversas mulheres alegam ter se casado com ele, que eventualmente desaparece.
Ortadan kaybolur.Você desaparece.
Öksürükle kaybolur.Desaparecem com a tosse.
Pers arşivleri kaybolmuştur, o dönem ait bu savaşın Pers kaynakları yoktur.Os arquivos persas foram perdidos então não há fontes contemporâneas persas da guerra.
Hikayelerin iç değeri de aynı şekilde kayboldu.O valor intrínseco das histórias foi de alguma forma perdido.
Bir kısmı ise tamamen kaybolmuştur.Muitos desaparecerão completamente.
Fakat, 1995 SN55 olarak bilinen kaybolmuş centaurun geçmişte daha büyük olduğu biliniyordu.1995 SN55, também escrito como 1995 SN55, é um centauro perdido.
1934'te Fard gizemli bir şekilde ortadan kayboldu.Em fevereiro do ano seguinte Gordiano faleceu misteriosamente.
Bazıları hiçbir iz bırakmadan kaybolur.As pessoas desapareciam sem deixar qualquer rasto.
("Kaybol, köylü!")"Desaparece, gato!"
Bir nehrin içinde kayboldu.Saiu no Rio.
Philae'de kalan son resmî kültler ise beşinci ile altıncı yüzyıllarda ortadan kaybolmuştur.Os últimos cultos formais, em Filas, extinguiram-se no quinto ou sexto século.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Ela morreu de forma misteriosa.
Bir gün ortadan kaybolur.Mas, um dia, desapareceu de vez.
Bu sırada Chris Redfield ortadan kaybolur.Max Freeman estava enganado.
İğ iplikleri kaybolur.As mandíbulas estão ausentes.
Ancak bilinmeyen bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve ne olduğu bilinmemektedir.Aparentemente, foi preso, e não se sabe por onde anda.
Bu yan etkilerin çoğu geçicidir ve tedavi süresince kaybolur.A maioria dos efeitos adversos são transientes e desaparecem com a continuidade do tratamento.
Yönelim gücü kaybolur.Potência dissipada.
Böylece Claudius'un politikalarıyla ilgili kendi ağzından çıkmış olan sözleri kayboldu.Portanto, os motivos privados de Cláudio sobre as suas políticas e motivos perderam-se na história.
Çekirdekçik kaybolur.A cauda é ausente.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.A fundação da Sertã perde-se na noite dos tempos.
Ama o zaman eski şevki kayboluverdi.E o pobrezinho tinha desaparecido.
Geriye kalan enerjisi uzayda kaybolur.O restante da sonda permanecerá no espaço.
Bunun yanında çok sayıda kişi kayboldu.Mesmo assim, muita gente ficou de fora.
"Boşluğa Karışmak, Kaybolmak, Ölmek..."Hei de torcer até morrer, morrer, morrer...