20. yüzyılın başlarında pek çoğu ya kaybolmuştur ya da önemini yitirmiştir.Однако в XX веке многие из этих различий исчезли или оказались сильно нивелированными.
Franklin ve 128 adam bu seferde kaybolmuştur.Убит Мемати и Полатом в 128 серии.
Birinci Doktor'un rejenerasyonu The Tenth Planet hikâyesinin kaybolan son bölümünden gösterilmiştir.Для регенерации Первого Доктора использовалась оригинальная запись из серии «Десятая планета».
Aynı şekilde tekstil fabrikaları ve bacaları da şehrin ufkundan kaybolmuştur.Посадочный талон и вещи девочки тоже пропали.
İnsanlar kayboluyor bir daha geri gelmiyordu.Девушка убежала, и больше никогда его не видела.
Kullanmadığında da yetenek kaybolmaz.Про умение надеяться и талант не разочаровываться.
Harbin'e geldiği yıl oğlu öldü ve eşi kayboldu.Сын давно уехал в Киев, а жена умерла.
Böylece Ra'zac ırkı sonsuza dek kaybolur.Соколиная охота со смертью Екатерины II навсегда замирает.
Ancak modern kıyafet geleneksel giysilerin kaybolmasına sebep olmuştur.Традиционный костюм ныне вытеснен современной одеждой.
("Kaybol, köylü!")«Встать, зверёныш!».
Film büyük ihtimalle kayboldu.Фильм полностью утрачен.
Erişim tarihi: 10 Temmuz 2009. ^ "Okuryazarlığın kayboluşu".2009; А что-то главное пропало… // Октябрь 2009. № 12; Юность не порок.
Ama çingenelerin antik büyüleri çok uzun zaman önce kaybolmuştur.Но старинные цыганские проклятия начинают сбываться.
Batman icabına bakacağını söyleyip gecenin karanlığında kaybolur.يعد باتمان للتحقيق في الأمر، ويختفي بعده في ظلام الليل.
1848'de gizemli bir şekilde kayboldu ve sonunda ölü olduğu tahmin edildi.اختفى في ظروف غامضة في عام 1848، وفي نهاية المطاف تبين أنه قتل.
4 Eylül'e kadar birçok gemi fırtınalar sebebiyle kaybolmuş ve donanma güç kaybetmişti.و حتى يوم 4 سبتمبر كان الأسطول قد فقد قوته نتيجة لفقد الكثير من السفن بفعل الرياح.
Cadılar ortadan kaybolurlar.غابت وقائع ساحرة ...
Vincent Babe'e kardeşi Holden'ın savaşta kaybolduğundan bahseder.يُعلن فينسنت بأن أخاه هولدن فقد في المعركة.
Normalde doğumdan 3 ila 5 sene sonra ve en geç ergenlik çağı sırasında kaybolur.تختفى عادة في خلال ثلاث أو خمس سنوات بعد الولادة و دائما تختفي عند البلوغ .
Bunun yanında çok sayıda kişi kayboldu.حيث إختفى العديد منهم.
Fakat, 1995 SN55 olarak bilinen kaybolmuş centaurun geçmişte daha büyük olduğu biliniyordu.إلى أن الكويكب المفقود 1995 SN55 من كويكبات قنطور ربما كان أكبر منه.
Kaybolan 12 kişinin cesedi ise bulunamamıştır.لا تزال جثث المواطنين المتبقية في عداد المفقودين.
Ve bütün bilgileri kaybolmuştur, bulunamamıştır.ٱلْـمُحْصِي: هو الذي أحصى كل شيء بعلمه، فلا يفوته منها دقيق ولا جليل.
Ölümsüzler (Sonsuzlar) ortadan kayboldu.إبراهيم: توفي من دون ذرية.
Sonra hem eşinin bedeni hem de dedektif ortadan kaybolur.أخيراً تكتشف جثة الرجل ويكتشف القاتل.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.وعادةً ما تنتهي العدوى تماماً وبدون حدوث أمراض للكبد.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.و يتم إيقاف استخدام الضمادات عندما يتوقف الألم.
Figürlerdeki detaylar ise kaybolmuş gibiydi.أما التفصيل الذى في الأرقام فكان تائها.
Geleneksel dini kurumlar dağıtılınca hiyeroglif yazı bilgisi, büyük ölçüde kayboldu.وفي الوقت الذي تم فيه حل المؤسسات الدينية التقليدية، فُقدت تقريبا المعرفة بالكتابة الهيروغليفية.
İki hafta sonra Guevara kamu hayatından çekildi ve ardından tamamen ortadan kayboldu.في عام 1965 بعد ذلك بأسبوعين قل ظهور غيفارا في الحياة العامة ومن ثم اختفى تماماً.
Uzmanlaşmış endüstriyel kullanım dışında, ISA bugün neredeyse kaybolmuştur.بعيداً عن الاستعمال الصناعي المتخصص، فإن الأيزا كانت كل شيء، ولكنها اليوم قد ولت.
Bu ortaya çıkış kaybolan ikiz sendromuna benzerdir ama genellikle ikizin emilmemesiyle sonradan ortaya çıkar.هذا الحدث يشبه متلازمة التوأم المتلاشي، ولكن يحدث عادة في وقت لاحق، حيث لا يتم ارتشاف التوأم.
Kitabesi kaybolmuştur.وقد ضاعت كتبه.
Aniden ortadan kaybolmuştur."فقد اختفوا بشكل مفاجئ...
Okyanusya'da yaptığı keşifler esnasında kaybolmuştur.ضاع وهو في رحلة استكشافية في أوقيانوسيا.
Kaybolma olayları ve ölümler olabilmektedir.وقد يُؤدي إلى الإعاقة والوفاة .
Eva bir TIR şoförüyle ortadan kaybolur.يصطحبها إدوارد بالسيارة مع السائق.
Oradan kaçıp, San Francisco Körfezi’nde kayboldular.وقيل انه قتلها وبعد أن فقد عقله، قفز إلى خليج سان فرانسيسكو.
O sırada yılan gözden kaybolur.ظل الثعبان محشورا ينظر اليه.
Bu turnuvada ilk defa hakemler baraj mesafesini belirlemek amacıyla kaybolan sprey kullanmışlardır.وكانت تلك المرة الأولى التي تستعمل فيها السيارات بدل الإبل لقطع تلك المسافة.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.و قد توفي في ظل ظروف غامضة.
Bir nehrin içinde kayboldu.وهي تقع على نهر إمستقريبا.
("Kaybol, köylü!")شدي حيلك يا بلد"..
Yazık ki, tabancam da daha önce kaybolmuştu.وكما هي الحال, وأيضا من البندقية فقد غادرسريعاا .
6 kişi ise kayboldu.لم يكتمل سوى 6 منهم.
Kaybolan kızı izleyip, bulmayı üç kişi üstlenmiştir.من أعماله ثلاث فتيات مفقودات.
Sözlü dil, kavramsal yazı dilinin ortaya çıkmasıyla ortadan kaybolmuştur.ومما لا شك فيه أن الأدب الإسباني الشفوي قد وجد قبل ظهور النصوص الإسبانية المكتوبة.
İlk önce görme, son olarak işitme duyusu kaybolur.وبعد ظهورها لأول مرة ، اختفت عن الأنظار.
Annesinin ölümünden sonra ortadan kaybolmuştur.وبالأخص بعد أن فقد أمه.
Bu işlemi sonlandırdığınızda, (tavsiye edilmez) görev çubuğunun kaybolduğunu görürsünüz.إن رأيتموه واقفا على بئر فألقوه فيها بهذا أدين الله عز وجل».
Büyük evlerde kaybolup, baz istasyonlarını bulamama riskleri bulunmaktadır.تزداد فرص انتشارها في المنازل التي تفتقر إلى شروط النظافة الأساسية.
Bu kitap kaybolmuştur.وهو كتاب مفقود.
Tamamen kaybolan lahitler de fazladır.ومع ذلك، فإن عدد المسلمين غير الملتزمين في الواقع أعلى بكثير.
Öte yandan, bu mesajlaşma kayıplıdır (yani mesajlar kaybolabilir).وهذا يمكن أن يتسبب في فقدان الرسائل (الإشارات).
Geriye kalan enerjisi uzayda kaybolur.يتحرك هذا الشعاع في الفضاء الحالي.
Öldükten sonra zamanla bu parlaklık kaybolur.وحينما تكون الظاهرة ذات بعد سئها.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.ثم اختفت بنفس الطريقة الغامضة التي ظهرت فيها.
Bu sebeple köyün nüfusu tamamen kaybolmaya yüz tutmuş durumdadır.وبهذا تنجو المدينة من الدمار الكامل.
1951 yılında tekrar kaçtı ve bir iz bırakmadan kayboldu.أنه احترق في عام 1951 و لا الصور البقاء على قيد الحياة.
Onları öldürür ve kaybolur.يأمر بقتلهم او تهجيرهم.