Ana içeriğe geç
Sözlük

kaybol ile cümle

kaybol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Eğer iletim esnasında mesaja basamaklar eklenir ya da çıkarılırsa senkronizasyon kaybolur.Se i simboli sono aggiunti o rimossi dal messaggio durante la trasmissione, si perde la sincronizzazione.
Karakoldaki üç polis memuru kayboldu.I tre agenti si trovano al distretto di polizia.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Le infezioni di solito si risolvono completamente e senza che vi sia un danno al fegato.
2011 yılında yapıdan geriye modern yapılar arasında kaybolan bazı duvarlar dışında bir şey kalmamıştı.Nel 2011 di essa rimanevano solo alcuni muri, nascosti tra edifici moderni.
O zaman hayaletler ortadan kaybolurlar.Alla fine il fantasma scompare.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.I negativi delle sue foto, tra cui ritratti, sono andati perduti.
İşte o an çocuklar kaybolur.Intanto il ragazzino sembra sparito.
Arapça küçük şerhin orijinali kaybolmuştur.L'originale arabo è perso.
Orta Hindistan'da Kanha Ulusal Parkı dışında barasinga tamamen ortadan kaybolmuştur.Nell'India centrale, il barasinga è scomparso da tutta la regione, a eccezione del Parco nazionale di Kanha.
Bu kitap kaybolmuştur.Questo libro è andato perduto.
"Nebraska" isimli bölümde Hershel, samanlıkta olanların ardından ortalıktan kaybolur.Nell'episodio Nebraska, Hershel sparisce dopo l'incidente del fienile.
Gemisi Kuzey Denizi'nde kaybolur ve Kuzey Rüzgârı tarafından hoş karşılanır.La sua imbarcazione si smarrisce nel Mare del Nord, e viene ospitato dalla figlia del Vento del Nord.
Mezarının yeri kaybolmuştur.La sua tomba è andata perduta.
Kısa bir süre sonra ortadan kaybolur.Subito dopo si sparisce...
Ancak bu soyut nesneler boşlukta kaybolur.Ma la bottiglia sembra sparita nel nulla.
Ciliospinal refleks kaybolur.Scompare il riflesso corneale.
Honoria ortadan kaybolur.Avril dovette quindi sparire.
6 kişi ise kayboldu.Morirono 6 uomini.
Alison kaybolduktan sonra okulun en popüler kızı oluyor.Ha preso il posto di Alison come la studentessa più popolare della scuola.
Cadılar ortadan kaybolurlar.La strega è morta!
Bu sırada şehir komutanı Yağı-Sayan kaçıp ortadan kaybolmuştu.In quel momento, l'ex poliziotto, ormai folle, scappa via.
Kayboluş (roman) (Fransızca özgün adıyla La disparition), Fransız yazar Georges Perec'in 1969 tarihli romanı.La scomparsa (La Disparition) è un romanzo di Georges Perec del 1969.
Lyon'daki açık hava heykelleri, Fransız Devrimi sırasında kaybolmuştur.Altre sue opere, che erano a Lione, furono distrutte durante la Rivoluzione francese.
Sutcliffe, bombayı ayarlarken yaratık serbest kalır ve Sutcliffe dondurucu suda kaybolur.Quando Sutcliffe fa scattare la bomba, la creatura si libera finendo col mangiare Sutcliffe.
Bu boykot sonucu acid house sahnesinin hızlı kaybolması oldu.Questo brano segnò la nascita dello stile acid house.
18 kitaplık Chronographia (Χρονογραφία) yazmıştır, başı ve sonu kaybolmuştur.Della Cronografia (Χρονογραφία) il cui inizio e fine sono perduti, restano 18 libri.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.Da questo momento scompare dalle fonti.
Onun ortadan kaybolması çekimleri aksatır.Nel suo apparire ella scompare.
Film büyük ihtimalle kayboldu.La pellicola è andata probabilmente perduta.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.Le sue origini si perdono nella notte dei tempi.
Benjamin Kirby Tennyson : Ben, büyükbaba Max kaybolduktan sonra lider rolünü üstlenir.Ben Tennyson Ben ora è quindicenne e ricopre il ruolo di leader del gruppo dopo la scomparsa di Max.
Başlık kışın kaybolur ancak yerine koyu dikey çizgiler kalır.Il cappuccio si perde in inverno e lascia solo delle strisce verticali.
Birkaç saniye sonra ışık kaybolacaktır.Le luci si spengono per 2 secondi.
Daha sonra kayboldu ve tekrar parladı.Fu fatto alzare di nuovo e frustato ancora una volta.
Ancak, aynı gece ortadan kaybolan Aydın, bir daha görülmemiştir.Quello che successe nella camera dell'ammiraglio quella notte non è mai stato chiarito in modo definitivo.
Ve sonra kaybolan bu kişinin babası olduğu ortaya çıkar.Si rivelerà poi essere il padre perduto di Ken.
4.2 K sıcaklığında, o direnç aniden kaybolduğu görülmektedir.Egli trovò che alla temperatura di 4.2 K, la resistenza del mercurio si annullava.
Ordusu kaybolmuştu, kimse gidecek yolu bilmiyordu.In questo modo, al muoversi dell'esercito, nessuno poteva sapere cosa sarebbe accaduto.
O sırada yılan gözden kaybolur.Viene deturpata in volto da dei serpenti.
Bu adaların dogal mi yoksa insan eliyle mi yapıldıgi tarihin derinlikleri içinde kaybolup bilinmemektetir.Non è noto se sia presente anche in aree disturbate dalla presenza umana.
Sayısı otuzu bulan eserler yayımlanmamış, bunların bazıları kaybolmuştur.Numerosi gli edifici teatrali e non del Novecento ormai scomparsi.
Hemen ardından Murtagh kaybolur, herkes onun öldüğünü sanır.Beauregard è finalmente libero, poiché tutti lo credono morto.
Bella Nereye Kayboldu?Dov'è nata?
Özellikle kaybolan, yitirilen zamanın arayışı üzerine.Alla ricerca del modello perduto.
Bundan sonra kaynaklardan kaybolur ve aynı yıl görevden alınmış olabilir.Dopo questa data se ne perdono le tracce e si presume che morì nello stesso anno.
Zaman yolcusunun ortaya çıkışı, birkaç saniye sonraki kayboluşunun bir sonucudur.Il resto del gruppo principale arrivò con un ritardo di pochi secondi.
Bunu diğerleri takip etti ama hepsi savaş sırasında kayboldu.Tutte le unità andarono perse o vennero affondate nel corso della guerra.
Ancak bu gerçekçilik, gemi anaforda alçaldıkça kaybolur.Questa nave viaggia da una realtà all'altra indebolendone la struttura.
Bunun yanında çok sayıda kişi kayboldu.Molte altre sono invece scomparse.
1934'te Fard gizemli bir şekilde ortadan kayboldu.Nel 1924 da Ossero fu staccata Neresine.
Örgüt, yaklaşık 700 kişinin kaybolması ve ölümünden sorumlu tutulmuştur.Potrebbe essere indirettamente responsabile della morte di 700 persone.
Uyku esnasında ağrı algılama duygusu kaybolmaz.Addormentatasi, al risveglio non sentì alcun dolore.
Kaybolan ya da bulunamayan insanlar konusunda yaptığı çalışmalarla bilinir.Non è chiaro se stessero seppellendo una vittima conosciuta o sconosciuta.
Pausanias döneminde hepsi kaybolmuştur.Ai tempi di Pausania la città era in rovina.
Bu öyküler, Story'nin reddi sonrasında ortadan kayboldu.La regina, non appena saputa la notizia, rimase devastata.
Ancak bu koloni 1975 yılında kaybolmuştur.Tale corona è stata trafugata nel 1975.
Babası Lafayette'ten kaybolur.Egli fu succeduto da Lacidao.
Genç asker erkek kardeşinin kaybolduğuna bir türlü inanamamaktadır.Il ragazzo non si dà pace per l'inspiegabile sparizione del fratello.
Hikayelerin iç değeri de aynı şekilde kayboldu.Il segreto del tesoro sembra così perduto per sempre.
İğ iplikleri kaybolur.Scompaiono le sue tracce.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod