Geriye kalan enerjisi uzayda kaybolur.El tanque externo se pierde en el espacio.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Por otra parte, la muñeca desaparece misteriosamente.
Ancak, aynı gece ortadan kaybolan Aydın, bir daha görülmemiştir.Cuando ella trató de contactarla de nuevo esa noche, no hubo respuesta.
Böylece tohumun acı lezzeti kaybolur ve hoş bir koku meydana gelir.Cuando la persona golpea al falso gallo, esto traerá un maravilloso olor.
Kişi aynı rakımda kalırsa belirtiler 1-2 gün içerisinde kaybolabilir.Descontinuación del agente que produjo la reacción, lo que lleva a que los síntomas desaparezcan en 1-2 días.
Marie çocukken Markiz'in bakımına bırakılmış ve kaybolmuştur.La niña había quedado al cuidado de la marquesa, pero se perdió.
Mezarının yeri kaybolmuştur.La localización de su tumba se ha perdido.
7 top görev sırasında kayboldu.Se perdieron 7 Invader en acción.
Bir kısmı ise tamamen kaybolmuştur.Casi todos han desaparecido.
Daha sonra, kaybolur ve kendisini ebeveynlerinin bodrumunda bulur.Ella sigue insistiendo y lo encuentra en su apartamento.
1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur.Mueren al menos 271 personas y 15 160 quedan sin hogar.
1999'daki isyanla 70'ten fazla öğrenci kayboldu.Después de los incidentes, más de setenta estudiantes desaparecieron.
Ama çingenelerin antik büyüleri çok uzun zaman önce kaybolmuştur.La estructura social tradicional de clanes ha desaparecido en gran medida.
Ancak, öldüğü 18 Ağustos 1993 gününe kadar kamuoyu tarafından “Savaşta Kaybolduğu” sanıldı.Afirma que falleció "ayer a la noche" (o sea, el 8 de marzo).
10:31'de alçalmaya başlayan uçak, 10:40'ta radardan kayboldu.El signo del avión desapareció de los radares a las 22:07.
Kaybolan 12 kişinin cesedi ise bulunamamıştır.¿Qué harán 10 candidatos que perdieron?
6 kişi ise kayboldu.Seis personas murieron.
Ancak bir anda ışıklar kesildi ve TitanTron kayboldu.En el transcurso del combate, se apagaron las luces y Trytan desapareció del ring.
Bu bitişe göre; Freddy ortadan kaybolacak, her şey bir rüya olarak gözükecek.En este punto, Fred se despierta, lo que sugiere que todo fue un sueño.
1939'da, aniden ortadan kaybolduğunu açıklamak için Kızıl Ordu'ya askere çağrıldı.Fue enlistado en el ejército en 1939 para explicar su desaparición repentina de la ciudad.
Nisan 2005'te, 9 ila 12 yaşlarında beş çocuk ortadan kayboldu.A principios de 2010 ya hay 5 niños que pronto serán 6.
Bir gün ortadan kaybolur.Un día desaparecida.
Eğer problem kalıtımsal değilse, belirtiler birkaç ay içinde kaybolur.Si hace caso omiso, la notificación desaparecerá por sí misma tras unos segundos.
Birdenbire kaybolur.Desaparecen rápidamente.
Q metni eğer var olduysa, oldukça erken dönemde kaybolmuş olmalıdır.De haber existido, muy posiblemente murió tempranamente.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.El beso es en medio de la calle, en una noche oscura.
Tek Yüzük Ferah Çayırlar'da kaybolmuş ve uzun süre kimse tarafından bulunamamıştır.Perdió en el barro un anillo que no se encontró en toda su vida.
Küçük laringospazmlar genellikle kendiliğinden kaybolur.Incluso, las pitayas silvestres suelen abrirse ligeramente por sí solas.
Bu heykel kaybolmuştur.Este personaje allí desapareció.
20. yüzyılın başlarında pek çoğu ya kaybolmuştur ya da önemini yitirmiştir.Muchas de las figuras de la primera mitad del siglo XIX se habían retirado o habían muerto.
Osmanlı idaresinde Makedonya adı kullanımdan kayboldu.Durante el gobierno otomano el nombre se dejó de utilizar.
Yüzyıllar boyunca kimse bu şehirde neler yaşandığını, nasıl ortadan kaybolduğunu bilmedi.Durante siglos estuvieron desaparecidos y no se tenía noticia alguna de su existencia.
Plymouth Şirketi sözleşmesini karşılayamadı ve ortadan kayboldu.El gerente de la River Plate no estuvo de acuerdo y se retiró.
Gün gelir bu koruyucu nesne ortadan kaybolur.En ese momento, el atacante invisible desaparece.
Persephone'yi kaptığı gibi ortalıktan kaybolmuş.Digitalizado como Perseus.
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.Además, en la mayoría de las serpientes, el pulmón izquierdo está muy reducido o ausente.
Evlilikten hemen önce Homer kaybolur, Lisa ve Bart Figüran Bob tarafından kaçırılmış olduğundan şüphelenir.Luego de que una broma les sale mal, Bart y Lisa creen que han matado accidentalmente a Martin Prince.
Sonra hem eşinin bedeni hem de dedektif ortadan kaybolur.Dos: el detective/policía fracasará.
Film büyük ihtimalle kayboldu.La película se encuentra perdida.
Kişinin parmak kıvrımları yaşlanması ile değişmez ve kaybolmaz.La plasticidad disminuye a medida que envejecemos pero nunca desaparece.
Honoria ortadan kaybolur.Molino hoy desaparecido.
Öldükten sonra zamanla bu parlaklık kaybolur.Al morir, este efecto desaparece.
İlk kez bir atom silahı kayboldu.Esa fue la primera vez que un arma nuclear tipo cañón fue totalmente ensamblada.
Streste artabilir ve uykuda kaybolabilir.Ella sólo quiere dormir y desaparecer.
Bir nehrin içinde kayboldu.Ribera de un río.
1 Şubat 1995'te grubun gitaristi Richey Edwards kayboldu.Meses después, el 1 de febrero de 1995, Richey James Edwards desapareció.
Birikme bölgesinden taşınan buza eş miktarda buzun eriyerek kaybolduğu yerde oluşur.Éste se produce cuando el glaciar entero se desplaza sobre el terreno en el que se encuentra.
O sırada yılan gözden kaybolur.Al inicio de la misa la serpiente es convocada.
Tom bir harita taşımazsa, her zaman kaybolur.Tom si perde sempre se non porta con sé una mappa.
Tom uyandığında Mary'nin gözden kaybolduğunu keşfetti.Quando si svegliò, Tom scoprì che Mary era scomparsa.
Kuş uçup gözden kayboldu.L'uccello volò via e scomparve alla vista.
Tom kaybolmuş ve şaşırmış gibi görünüyor.Tom sembra smarrito e confuso.
Evler olduğu gibi duruyor fakat yerleşimciler ortadan kaybolmuştu.Le case erano intatte, ma i coloni erano come scomparsi.
Franklin ve 128 adam bu seferde kaybolmuştur.Tutti i membri della spedizione, Franklin e 128 uomini, non furono mai più ritrovati.
İki hafta sonra Guevara kamu hayatından çekildi ve ardından tamamen ortadan kayboldu.Due settimane dopo, Guevara si ritirò dalla vita pubblica e scomparve.
Mesh-ki-ang-gasher denize yürüdü ve gözden kayboldu.Mesh-ki-ang-gasher andò in mare e sparì.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.È misteriosamente scomparso.
Kütüphane 473 yılında yakıldı ve yaklaşık 120.000 cilt kayboldu.La biblioteca fu bruciata nell'anno 473 e circa 120.000 volumi andarono per così dire, in fumo.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.L'autista e lo scassinatore sono morti.
("Kaybol, köylü!")Brilla, ragazzo contadino !"