Aynı zamanda gerçekten yoldan çıkmış ve kaybolmuştur.Lui aussi se sentait égaré, perdu !
Örgüt, yaklaşık 700 kişinin kaybolması ve ölümünden sorumlu tutulmuştur.Elle serait responsable de la mort d'environ 700 personnes.
Karakoldaki üç polis memuru kayboldu.Trois des meneurs se retrouvent au poste de police.
Danası kaybolmuş.La main a disparu.
Çoğu tarihi mobilya kaybolmuştur.Cette fabrique de meubles de grande qualité a disparu.
Bunun yanında çok sayıda kişi kayboldu.De nombreuses personnes ont disparu.
Ancak çok geçmeden babası da hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur.Mais peu de temps après, il disparaît sans laisser de trace.
Kısa bir süre sonra ortadan kaybolur.Coming Soon disparaît.
Cenazesi Eyüp Mezarlığı’na defnedildi ancak mezarı daha sonra kaybolmuştur.Il fut inhumé dans le cimetière de cette ville, mais sa tombe a par la suite disparu.
Bu taş da bir zaman sonra kaybolmuştur.Cette pierre a maintenant disparu.
Karay dili kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olan dillerden biridir.Aujourd'hui le badaga est considéré comme une langue en danger d'extinction.
Daha sonra kayboldu ve tekrar parladı.Elle est tombée, puis elle a rebondi et est encore retombée.
Biri pencereye çarpıp dışarı çıkan, diğeri kilisenin içinde bir yerlerde ortadan kaybolandır.L'une des entrées donne sur l'extérieur, du côté ouest, et l'autre donne sur l'intérieur de l'église.
Kitabesi kaybolmuştur.Libri a disparu.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Le contrôleur et le conducteur du train sont tués.
Bunların birçoğu tarihte kaybolmuştur.La plupart de ces noms se sont perdus au cours de l'Histoire.
Ancak, eski İmparatorluk kentinin tarihi yapısal durumun büyük bölümü sonsuza kadar ortadan kaybolmuş oldu.Une grande partie du restant de la collection disparait à jamais.
Bu at bir gün sahibinin elinden kaçarak kaybolmuş.Un camion renverse un jour le chien.
Botlardan biri yolda kayboldu.L'un d'eux décéda pendant le trajet.
Şems-i Tebrîzî kayboldu.Le tumulus a disparu.
Fresklerin çoğu duvardan düşmüş ve renkleri gittikçe daha da kaybolmuştur.Tous les murs étaient couverts de fresques mais beaucoup ont disparu.
Ancak, duman kaybolup da her şey gözükmeye başlayınca, Buffy, Angel'ın gittiğini anlar.Une fois la fumée de l'explosion dissipée, Buffy aperçoit Angel qui s'éloigne.
(2.600 kişilik mürettebattan 346'sı öldü, 43'ü kayboldu ve 264'ü yaralandı.)Parmi l'équipage du Bunker Hill, 373 hommes sont tués, 264 blessés et 43 disparus.
Uzun süre kaybolduğu düşünülen filmin 2005 yılında Fransa'da bulunduğu açıklanmıştır.À noter que le film est passé totalement inaperçu à sa sortie en France.
İlk kez bir atom silahı kayboldu.C'est la première fois qu'une arme thermonucléaire est larguée depuis un avion.
Beklediği yaşama kavuşamayan Nesibe, bir süre sonra ortadan kaybolur.Le succès, qu'il n'a pas connu durant sa vie, va survenir peu après sa mort.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Il sait qu’il est perdu dès ce moment.
Bir gün ortadan kaybolur.Un matin, il a disparu.
Victoria Şelalesi'nin üzerinde ise,hiç kaybolmayan bir gökkuşağı vardır.En outre, l'aéroport d'Ameland, situé sur l'île éponyme, ne dispose pas d'une piste goudronnée.
Effüzyonların %50' si dört hafta içinde ve %80'i sekiz hafta içinde kaybolur.La moitié de l'arsenic est ainsi éliminé en 48 heures et 90 % en six jours.
Athena da Aineas şeklinde kaybolmuştur ve Hera nın yanına gitmiştir.Héléna s’enfuit également, suivie de près par Hermia.
Hemen ardından Murtagh kaybolur, herkes onun öldüğünü sanır.À Hastinapura, tout le monde croit qu'ils ont péri.
Rick, ayrıca, karısı ve oğlunun ortadan kaybolduğunu görür.On y apprend que sa femme et son fils sont morts.
Kuyrukları körelmiş ya da kaybolmuştur.Les vitraux brisés ou retirés.
Hücre bölünmesi sırasında çekirdekçik kaybolur.Les séparations des cellules ont disparu.
Hemen oğluna ortadan kaybolması ve bir daha hiç gözüne görünmemesi emrini verir.Il réitère à son fils l'ordre de ne plus la voir.
Gök ve yer kaybolup gidecek, fakat benim sözlerim asla kaybolup gitmeyecek.""La science est venue et elle a disparu, mais la croyance reste encore".
Tüm hamilelikler içinde %2-5 oranında görülür ve doğumdan sonra ortadan kaybolabilir.Il en découle un tassement qui peut varier entre 1-2 % jusqu'à 5 % si l'arbre venait juste d'être coupé.
Geriye kalan enerjisi uzayda kaybolur.L'électron est dit délocalisé dans l'espace.
Bu sözü söyleyerek kayboluyor.Ce mot est désuet.
Hayvan büyüdükçe, renginin güzelliği ve parlaklığı azalır, kıvırcık bukleler kaybolur.Une fois l'anneau parti, la magie et la beauté de la Lórien diminuèrent et elle se dépeupla lentement.
Yani mesaj verildikten hemen sonra kaybolurlar ve tekrar edilmedikleri sürece başa alınma olanakları yoktur.Ils disparaissent au bout d'un certain temps s'ils ne sont pas ramassés.
Mürebbiye, hayalete karşı çıkar ve ve hayalet ortadan kaybolur.L'hôtel s'embrase alors instantanément et les fantômes se désagrègent avec lui.
Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur.L’origine de cette tarte se perd dans les brumes de l’histoire.
Aynı gece Uğur'da kaybolur.Le soir même, elle disparaît.
Persephone'yi kaptığı gibi ortalıktan kaybolmuş.Il se replie sur Perpignan.
Yavruların çoğu kürklerinin üzerinde beyaz benekler ile doğar ancak yaşlandıkça bu lekeler kaybolur.Les bébés ont parfois des taches blanches sur leur corps et en grandissant, elles disparaissent.
Zıt iki kutup birbirine dokunur ve birbirleri içinde kaybolurlar.Une pomme se détache et tombe précisément entre eux deux...
Aksi takdirde güç, çıkış direncinde kaybolur.Une fois touché, cette capacité disparaît.
Üst kabuktaki açık yeşil renk kaybolur.Le cartouche en bronze en haut de la colonne a disparu.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.L'origine de cette potion se perd dans la nuit des temps.
Karanlıkta kaybolmaktan korkuyordum.Tenía miedo de perderme en la oscuridad.
Kar yakında kaybolacak.La nieve desaparecerá pronto.
Ormanda kayboldu.Se perdió en el bosque.
Ormanda kayboldum.Me he perdido en el bosque.
O, parkta kayboldu.Él se perdió en el parque.
Kayboldun, değil mi?Te has perdido, ¿verdad?
Ormanda kaybolduk.Nos hemos perdido en el bosque.
Tren gözden kayboldu.El tren se perdió de vista.
Ormanda niçin kayboldun?¿Por qué te perdiste en el bosque?