Ana içeriğe geç
Sözlük

kaybol ile cümle

kaybol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Lyon'daki açık hava heykelleri, Fransız Devrimi sırasında kaybolmuştur.Der Aufenthalt im französischen Lyon fiel in die Zeit der Revolution.
Fakat her şey Elly’nin aniden ortadan kayboluşuyla bambaşka bir yola girer.Auf einen Versöhnungsversuch von Elly geht Bud nicht ein.
Bu tablolardan biri bugün mevcut iken diğer kaybolmuştur.Eine befindet sich dort noch heute, die andere ist mittlerweile verschollen.
Üst kabuktaki açık yeşil renk kaybolur.Der Griffelkopf ist am oberen Ende flach.
Kısa bir süre sonra kedi kaybolur.Kurz darauf stirbt der Kater.
Film büyük ihtimalle kayboldu.Der Film ist zum größten Teil verschollen.
Her nasılsa "Acil" ibaresi mesajın yolculuğu sırasında kaybolmuştu ve bu birkaç saat kaybettirmiştir.Einige Kontakte überdauerten in Briefform die Zeit der Reise und erstreckten sich auf die Zeit danach.
Ancak Tuncel Kurtiz negatiflerin kaybolmadığını savunuyor.Das Magazin merkte das Fehlen von klanglicher Untermalung negativ an.
Bundan kısa bir süre sonra ise Bezmen ortadan kaybolmuştur.Kurz nach seinem Auftauchen ist er spurlos verschwunden.
Kimi ölür, kimi kaybolur, kimi kazanır.Über Menschen, die verschwinden und jene, die sie suchen.
Ancak bu küçümseme zamanla ortadan kaybolmuştur.Diese abwertende Färbung ist jedoch mit der Zeit verloren gegangen.
Fred ise bir gün kaybolup hiç geri gelmemesinden korktuğundan dolayı ona yardım etmeye çalışır.Karl willigt ein unter der Bedingung, dass sie nie wieder zurückkommt.
Bu hayvanlar aniden ortaya çıkıp kaybolabilirler.Die Tiere fallen dann scheinbar ohne erdenklichen Grund einfach um und sind tot.
Çoğu basılmamış, bir kısmı kaybolmuş, arandığı halde bulunamamıştır.Der obere Teil fehlt und wurde trotz Suche nicht gefunden.
Polis karısının kaybolması ile ilgili soruşturmada hiçbir kanıt bulamaz ve anlatıcı serbest kalır.Da die Polizei aber nicht genug Beweise hat kommt er frei.
Komada, hafızası kaybolmuş bir şekilde uyanır (hiç ölmemiştir).Es verbleibt nach dessen Tod seinen Hinterbliebenen als Andenken.
Bu olaydan sonra kaynaklardan kaybolmuştur.Danach verschwanden sie aus den Quellen.
Bir gün ortadan kaybolur.Eines Tages verschwindet sie spurlos.
1835 yılında kilisenin gücünü kaybetmesi ile günmerkezliliğe karşı olan her şey ortadan kayboldu.Um 1835 wurde das Langhaus der Kirche, das mittlerweile baufällig geworden war, abgetragen.
Bir kısmı ise tamamen kaybolmuştur.Andere verschwanden vollkommen.
Figürlerdeki detaylar ise kaybolmuş gibiydi.Die Karten jedoch scheinen verloren gegangen zu sein.
Bir gün çalışanlardan iki kişi kaybolur.Eines Tages sind die beiden Dauergäste verschwunden.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Der Rennwagen samt Fahrer wird abgeschleppt.
Tamamen kaybolmuş bir halde iken 1951'den itibaren kazılarla büyük bir kısmı ortaya çıkarılmıştır.Der größte Teil des gesamten Gebietes hatte seit 1951 nicht mehr gebrannt.
Bugün tamamına yakını doldurulmuş olan ya da kaybolan doğal limanları vardır.Natürliche Häfen fehlen fast völlig.
Müller'in uçağı siste kaybolur.Die Müller-Maschine dockt an.
Birdenbire kaybolur.Plötzlich verschwindet er.
Fakat huş ağacı kabuklarına yazıldığı düşünülen orijinal kitap, (tabii gerçekten var olduysa) kaybolmuştur.In diesem Buch geht es jedoch nur um den Tod des ersten Dombaumeisters, der vom Gerüst gefallen sein soll.
Özellikle kaybolan, yitirilen zamanın arayışı üzerine.Auf der Suche nach einer verlorenen Zeit.
Ancak bu tabletlerin kendileri Churchward onları gördükten sonra kaybolmuştur.Nach Vollendung wurde es, von den Churchills weiterhin ungesehen, abtransportiert.
Bu esnada polis memuru Schierke Bayan Knobbe' nin kaybolan bebeğini aramaktadır.Sergeant Burns sucht die vermisste Gina.
Ancak görünen o ki kameralar açık değilken ortadan kayboldu." dedi.Doch ehe wir reagieren konnten, war er im Kanal verschwunden“.
Bu aşamadan sonra yeşilimsi bir sis gemiyi örtmeye başlamış ve USS Eldridge ortadan kaybolmuştu.Dann kommt es aber zur Katastrophe und die USS Eldridge ist plötzlich spurlos verschwunden.
(Gelecek zaman kipi) Gözlüğüm sanırım kayboldu.Der Glanz war aus ihren Augen verschwunden.
Kuyuya girerek kaybolur.Ins Paradies vertrieben.
Ancak bu sırada Schneider kaybolur ve onu bulmaya gider.Schneider vertraut ihm jedoch und reist ab.
Hiçbiri zarar görmedi ve kaybolmadı.Niemand wurde verletzt, nichts wurde beschädigt.
Örnek olarak bebek bakıcısı öldürüldüğünde kafası kaybolur ve boynundan kan fışkırır.Sobald der Babysitter getötet wurde, verschwand sein Kopf und es blieb nur ein blutender Hals zurück.
Annesinin ölümünden sonra ortadan kaybolmuştur.Leben nach dem Tod meiner Schwester erschien.
Çoğu tarihi mobilya kaybolmuştur.Die meisten der alten Möbel sind immer noch da.
Kısa bir süre sonra bayan Holton esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur.Inzwischen ist die Haushälterin Mrs. Horton plötzlich aus dem Haus verschwunden.
Babası Lafayette'ten kaybolur.Ihre Familie stammte aus Lazaropole.
Ordusu kaybolmuştu, kimse gidecek yolu bilmiyordu.Aber er ist verschwunden und niemand weiß wohin.
Yazık ki, tabancam da daha önce kaybolmuştu.Wahrscheinlich war das Wappen auch zuvor schon in Verwendung.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Seitdem ist sie dort allerdings verschwunden.
(Bu durumda, her Geroch an ancak kitlesel kaybolur).Zudem lehnt er alle (falschen) Götter ab.
Birden Euridice bir ruh gibi gözleri önünden kaybolur.Plötzlich scheint Airi aus seinem Gedächtnis verschwunden zu sein.
Streste artabilir ve uykuda kaybolabilir.Er kann durch Stress und Emotionen ausgelöst werden und kann auch im Schlaf auftreten.
Hindistan'ın tarım ürünlerinin üçte biri bozulmadan kaybolmuştur.Ein Drittel der Pflanzengesellschaften in Deutschland gilt als ungefährdet.
Alice ise gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştur.Sein Großvater ist auf mysteriöse Weise verschwunden.
İz bırakmadan kayboldu.Il a disparu sans laisser de trace.
Sürekli nostaljik düşüncelerin içinde kayboluyor.Il est constamment perdu dans des pensées nostalgiques.
Bu, iki hafta içinde kendiliğinden kaybolacak.Cela va disparaître naturellement dans deux semaines.
Uçak artık gözden kayboldu.L'avion n'est déjà plus visible.
Eğer güneş kaybolsa, ay yeter.Si le soleil disparait, la lune suffit.
Eğer sokakta kaybolursan, bir polise sor.Si tu te perds dans une rue, demande à un policier.
Kaybolmuş olabileceğinden korkuyorum.J'ai peur qu'elle se soit perdue.
Yedi yıl önce oğlu kayboldu.Son fils a disparu il y a sept ans.
İlacın etkileri yavaş yavaş kaybolmaya başladı.Les effets du médicament se sont peu à peu dissipés.
Tom'un kaybolduğunu sandım.Je pensais que Tom était perdu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod