Bunlar atardamar olabilirdi ve kırmızı kan hücreleri oksijen kaybettikçe toplardamara dönüşebilirdi.This would be arteries and then they'd become veins as the red blood cells lose their oxygen.
Kaybettikleri anları unuturlar.They forget the times they lose.
Burda 5 dağcı kaybettik.There were five climbers lost here.
Yine kaybettim.I lost again.
Clay kendisini ülkesine döndükten sonra kaybettiklerinden dolayı öldürdü.Clay killed himself because of what he lost when he came home. He lost purpose.
Yaşam amacını kaybetti.He lost his community.
Çevresindekileri kaybetti. Ve en acısı, kendine verdiği değeri kaybetti.And perhaps most tragically, he lost his self-worth.
Ve dedi ki, "Herkes kendini kaybetti.She said, "Everybody lost it.
Matbaa dosyayı kaybetti ve bize haber vermedi.The printer lost the file, didn't tell us.
O uçuşta bir adam kaybettim, ve Josef'in haline bir bak.I lost a man on this trip, and look at Josef.
Ama en sonunda bir maç kaybettik ve 4. olduk.But at the end, we lost a match and ended up 4th.
Bu senaryoda hisse değeri 50 lira yükseldiği için açık satış yapan 50 lira kaybettiSo in this scenario when the stock price rose by $50, he lost $50.
Borsada da 2/5m +500'le başladı Ama bunun %20'sini kaybettiNow in the stock market, she started with 2/5 m plus 500, but she lost 20% on that money.
Gittikçe kontrolü kaybettiğimin farkındayım.I know that I am losing my grip.
Onlar için işler yolunda değildi, para kaybettiler.Doesn't work out too well for them, they lose money.
Warner'ın 400 milyon dolardan fazla para kaybettiği söylendi.Warner, of course, writes off more than 400 million dollars.
-- kaybettikleri demem lazım-- kumar parası diğer tüm eğlence şekillerine harcadıklarından fazla.I should say, lose more -- gambling than on all other forms of entertainment combined.
Yolda 20 dolar kaybettiysem bununla ne alakası var?What does the loss of 20 dollars along the way have to do?
Yolda bir şey kaybettiniz.Along the way, you lost something.
Farklı olan şu; bileti kaybettiğinizde kendinize şöyle dersiniz,The difference is that when you lost the ticket you say to yourself,
O zaman iki gün daha kaybettik.Which is the day the nor'easter hit, so then we lost another two days.
Atmosfere giriş hızımızın %99'unu kaybettik.We've lost 99 percent of our entry velocity.
"Ve neticede hem kazandık hem kaybettik.""And in conclusion, win some, lose some."
Yani, evimi kaybettim ama ...I mean, I lost my house but...
Kesinlikle, yani yudumlamıyordu içkiyi iyice kaybetti kendini ve çoraplarımı ortaya serdiShe gets trashed and unrolls my socks But I eat shrimps
Milyonlarca insan bu beyin fırtınalarını gerçek hareketlere dönüştürme yetisini kaybetti.Millions of people have lost the ability to translate these brainstorms into action, into movement.
Ve görüyorsunuz, tüm halk hareket kabiliyetinin bir kısmını kaybettiği için sinirleniyor.And so you see this whole society getting frustrated about losing some of its mobility.
Birkaç yıl önce AIDS hastalığı yüzünden eşini kaybetti... ...ve onda HIV enfeksiyonu var.He lost his wife to AlDS a couple of years ago, and he's HlV-positive.
"Balıklarımızın ve balık yumurtalarımızın yüzde 20'sini kuşlar yüzünden kaybettik."We lose 20 percent of our fish and fish eggs to birds.
Biz dilimizi, kültürümüzü ve ailemizi kaybettik.Biz dilimizi, kültürümüzü ve ailemizi kaybettik.
Amerika'nın kaybettiği ilk savaştı.It was the first war that, one, America lost.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Since you lost your house, you must have no shoes left.
Kabileler milyonlarca hektar toprak kaybetti.Tribes lost millions of acres.
Diyelim ki kolunuzu dirseğinizin üzerinden kaybettiniz.Now you've lost your arm above the elbow.
Kolunuzu kaybettiğinizde bu sinir sistemi hala çalışmaktadır.When you lose your arm, that nervous system still works.
Ve eğer bir ikinci dünya savaşı gazisinin sinir ucuna dokunsam, kaybettiği kolunu hissedecektir.And if I tap the nerve ending on a World War II vet, he'll still feel his missing hand.
Bir kaç ayın ardından, Jessenin göğsüne dokunduğunuzda, kaybettiği elini hissetti.And after a few months, you touch Jesse on his chest, and he felt his missing hand.
Amanda, bize kolunu nasıl kaybettiğini anlatabilir misin?So Amanda, would you please tell us how you lost your arm?
Kaybettiğimde savaşı kazanabilirdim... ...şimdi savaşıyorum.Where I'm losing so that I could win the battle that I'm fighting now.
Zaman ve mekân olarak ben bütün duygularımı kaybettim.I lost all sense of time and space.
Kendimi kaybettim!I lost my own self!
Bu yollarda defalarca Ben birçok şeyler kaybettim.Unless that's the intention.
Daha ilk vardiyamı bitiremeden işimi kaybettiğime inanamıyorum.I can't believe I lost a job before I even finished my first shift.
O 5 yaşındayken ailesini kaybettiğinde bu çocuğun nasıl büyüdüğünü merak ettim.I'd wondered how this kid would grow when she lost her parents, at the age of 5.
Çocuklar aklınızı kaybettiniz, değil mi?You guys have lost your minds, haven't you?
Kaybettin artık.You've lost
15 yaşımda bir çocuğumu kaybettim ikinci çocuğum 16 yaşımdayken oldu.I lost a child when I was 15, a second child when I was 16.
1997'de olan ilk karşılaşmayı Garry Kasparov Deep Blue isimli makineye karşı kaybetti.The first happened in 1997, in which Garry Kasparov, a human, lost to Deep Blue, a machine.
Wenlie gidin başımdan sadece bir maç kaybettim ne var ki ! abartılcak birşey değilWenlie Leave me alone I've only lost one match
Wenlie, Bombardımanı öldürdün ve patron senin yüzünden para kaybettiSure Wenlie, you killed Cannon And Qiangren lost money because of you
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson lost an arm, an eye, an ear and a leg in various battles.
Charlie, aklını kaybettin mi?- Charlie, have you lost your senses?
Mesela, bacağınızı kaybettiyseniz, geri alacaksınız.Like, if you'd lost a leg, well, you get it back.
Kaybettikleri zamanları unuturlar.They forget the times they lose.
Kaybettin, pislik!You lost, sucker!
Seninle konuţtum diye ođlum iţini kaybetti.Está louco? Estão te esperando.
Çenemi kaybettiğim için artık bu kapalı ortamı yaratamıyordum.Because I had lost my jaw,
Neredeyse iki katı para kaybettiğinizi gösteriyorum. -And I show that you are burning almost double the money.
Araba dublörü olarak rol alma şansımı kaybettim.I hurt my chances of debuting a car stunt.
Seni kaybettim.I failed you.