kaybetmek ile cümle
kaybetmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dinleyin, ben işimi kaybetmek istemiyorum.Ascolti, non voglio perdere il mio lavoro.
Lupin'in en çok korktuğu şey en iyi arkadaşlarını animagus olduğu için kaybetmekti.Miley ha paura di perdere i suoi migliori amici per colpa di Joanie...
Futbolu sadece kazanmak ve kaybetmek üzerine kuran birisi değil.Tu giochi per vincere, non per perdere.
Sağlığı kaybetmek para kaybetmekten daha kötüdür.Потерять здоровье - это хуже, чем потерять деньги.
Seni kaybetmek istemiyorum, Tom.Я не хочу терять тебя, Том.
Angola'da her üç dakikada bir çocuk hayatını kaybetmektedir.В Европейском союзе каждые три минуты умирает один человек.
Suskundum, onu kaybetmekten ve orada olamamaktan korkuyordum."Я онемела и я просто боялась, что потеряю его и не смогу быть там.
Bu sırada Dozsa komutası altındakilerin hakimiyetini kaybetmektedir.На этот раз командарм окончательно потерял контроль над вверенными ему дивизиями.
Üstelik son zamanlarda nüfus kaybetmektedir.В последнее время наблюдается убыль населения.
Mandacılık, eski önemini kaybetmektedir ve hayvan sayısı giderek azalmaktadır.Команда постепенно теряет вес и показывает худшие результаты.
Henüz çocukken annesini kaybetmek, onu hayatı boyunca etkiledi.إن فقدان والدته عندما كان طفلا أثر عليه طوال حياته.
Malaylar din değiştirmeleri halinde bu ayrıcalıklarını kaybetmektedirler.المسلمون يفقدون السلطة في مالطا.
Sinha, bir köy kızını canlandırdığı filmde hazırlık için 30 kg kaybetmek zorunda kaldı.سينها إضطرت لإنقاص وزنها 30 كغ للتحضير لدورها كفتاة قروية.
Bunun sebebi, yemeklerin bulunduğu rotayı kaybetmek istememeleridir.ربما بسبب هذا أنهم ليسوا من الصعب إرضاءه بالطعام ويبدو أنهم يحبون الأكل.
İflas: Elindeki tüm parayı kaybetmektir.Caso contrário, você perde todas as suas moedas.
Söyleyecek bir şeyim yoktu ve onu kaybetmekten, onu kaybederken yanında olamamaktan çok korktum.Eu fiquei sem palavras e com medo de perdê-lo e eu não estaria lá.
Her yıl 11.000 kişi trafik kazalarında hayatını kaybetmektedir.Cerca de 40 mil pessoas morrem todos os anos no Brasil, vítimas de acidentes de trânsito.
Küresel mali kriz nedeniyle Kanada doları ABD doları karşısında değer kaybetmektedir.Historicamente, a cotação do dólar canadense se mantém abaixo do dólar americano.
Elektrik yanıkları nedeniyle her yıl yaklaşık 1.000 kişi hayatını kaybetmektedir.As queimaduras elétricas provocam anualmente cerca de 1000 mortes.
Sonuçta damadını tanımamaktadır ve kızını kaybetmekten ve onun zarar görmesinden çok korkmaktadır.Ou seja ela não pára de se lembrar do seu amado e sente-se muito triste.
Bir kaza nedeniyle otoyol trafiği sıkışmıştır ve bu yüzden vakit kaybetmektedir.Porém, sofre um aparatoso acidente de viação, acabando por morrer.
Suskundum, onu kaybetmekten ve orada olamamaktan korkuyordum."Eu fiquei calada e temia que poderia perdê-lo e eu não estaria lá.
Güven kazanmak oldukça zordur ama kaybetmek çok kolaydır.A confiança é bem difícil de ganhar, mas muito fácil de perder.
Maçı kaybeden de sunduğu şeyi kaybetmektedir.Een confrontatie die hij overigens verliest.
Hayatı kaybetmek korkusu.De angst om te sterven.
Söyleyecek bir şeyim yoktu ve onu kaybetmekten, onu kaybederken yanında olamamaktan çok korktum.Ze besloot om hem niets te vertellen uit angst hem te verliezen.
Köy nüfusu yıllar geçtikçe daha da kan kaybetmektedir.In de jaren daarna begon de dorpsgemeenschap weliswaar meer en meer dood te bloeden.
Komuch giderek otoritesini kaybetmektedir.Aladdin raakt zijn gezag definitief kwijt.
Kan kaybetmekteyim.Ik ben aan het bloeden.
Her şeyini kaybetmek nasılmış?Hoe voelt het om alles te verliezen?
Her şeyi kaybetmek nasıl bir duygu?Hoe voelt het om alles te verliezen?
Ancak San Marino bu maçı 7-1 kaybetmekten kurtulamadı.Jednakże San Marino przegrało ten mecz 1-7.
Her yıl 11.000 kişi trafik kazalarında hayatını kaybetmektedir.W wypadkach drogowych ginie 1,2 mln osób rocznie.
Amy, Rory'yi kaybetmek istemez.Han slutar aldrig att älska Rory.
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux insisterar på att Manon skall fly tillsammans med honom.
Hayatı kaybetmek korkusu.Страх втратити здоров'я.
Bunun yanı sıra, Afrika her yıl dört milyon hektar ormanını kaybetmektedir.На сьогодні на Землі знищується 14 млн га. лісу щороку.
Tecvid de, kaf çatlatmak derdiyle, çatlatmaktaki mânâyı kaybetmek değildir.Инакше, як до хаоса сваволі, Вести не може божевільний сніг.
Aksi takdirde onun yerine bir başkası hayatını kaybetmektedir.Pokud by tak neučinil, musí místo něj zemřít někdo jiný.
Ve bu çocukların büyük kısmı hayatını kaybetmektedir.Většina spotřebitelů tedy ztrácí.
Ama her okuma sürecinde hafıza bilgisini kaybetmekte idiler.To znamená, že při každém přečtení se data z paměti vymažou.
Cassio yaptığından utanmış ve pişman olmuştur ve rütbesini kaybetmek istememektedir.Carrie se stydí a nechce vyhrát.
Komuch giderek otoritesini kaybetmektedir.Archer postupně ztrácí víru.
Majör depresyon bozukluğuna sahip yetişkin hastaların %2-7'si intihar ile yaşamını kaybetmektedir.5–15 % nemocných s depresivní poruchou ukončí svůj život sebevraždou.
Bu biriktirme arasında dalgalar kırılmakta ve enerjisinin çoğunu kaybetmektedir.În acest fel gazele de evacuare pierd o parte din energie și se răcesc.
Suskundum, onu kaybetmekten ve orada olamamaktan korkuyordum."Csak hallgattam, és féltem, hogy el fogom őt veszíteni és nem leszek ott mellette.”
Küresel mali kriz nedeniyle Kanada doları ABD doları karşısında değer kaybetmektedir.A fizetések nőttek, miközben a kanadai dollár vesztett értékéből az amerikai dollárral szemben.
Söyleyecek bir şeyim yoktu ve onu kaybetmekten, onu kaybederken yanında olamamaktan çok korktum.Csak hallgattam, és féltem, hogy el fogom őt veszíteni és nem leszek ott mellette.
Elektrik yanıkları nedeniyle her yıl yaklaşık 1.000 kişi hayatını kaybetmektedir.Elektromos áram okozta égési sérülések következtében 1000 körüli a halálesetek száma évente.
Hayatı kaybetmek korkusu.Élőhelye elvesztése fenyegeti.
İflas: Elindeki tüm parayı kaybetmektir.Daloskönyv: Hogyha nékem sok pénzem lesz.
Majör depresyon bozukluğuna sahip yetişkin hastaların %2-7'si intihar ile yaşamını kaybetmektedir.A kóros szerencsejáték-függőségben szenvedők 12-24%-a kísérel meg öngyilkosságot.
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux’illa on vaikeuksia taivutella Manonia karkaamaan kanssaan.
Devlet maliyesi bozuktu ve tedavülde olan para enflasyon dolayısıyla devamlı değer kaybetmekte idi.Verotus romahti, joten valtion finanssit olivat pitkään hyvin sekavassa tilassa.
Her hafta onlarca mülteci, bu yolculuk esnasında hayatını kaybetmektedir.Έξι πόνι έχασαν τη ζωή τους κατά τη διάρκεια αυτού του ταξιδιού.
Böceklerden nefret eder ve IQ'sunu kaybetmekten korkar.Ακόμη, φοβάται τις αστραπές και μισεί το τουρσί.
Böceklerden nefret eder ve IQ'sunu kaybetmekten korkar.Hunden Bjæf både hader og er bange for sabelkatten.
Hayatı kaybetmek korkusu."Angsten for at miste".
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux går i fortvivlelse ved tanken om at skulle skilles fra Manon for altid hen til Manon.
İflas: Elindeki tüm parayı kaybetmektir.Men de mister alle deres penge på grund af svindel.