kaybetmek ile cümle
kaybetmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Badiu, "izlenen bir avukat" olduğu için müvekkilini kaybetmekten korktuğunu da belirtti.Badiu also said he is afraid he will lose clients because he is "a monitored lawyer".
Mekan sahipleri, en çok gelire ihtiyaçları olduğu zamanda müşteri kaybetmekten korkuyor.Owners fear a loss of customers just when they need the revenues most.
Başbakan aynı zamanda Türk toplumunu ahlaki değerlerini kaybetmekle de eleştirdi.At the same time, he criticised Turkish society for losing its moral bearings.
Birini böyle genç yaşta kaybetmek hep çok zor bir şey.It's always hard when someone so young passes away.
Iliescu, parti yönetimini seçmenlerle teması kaybetmekle eleştirdi.He has criticised the leadership for losing touch with voters.
Ancak, değişikliğin bedeli bir sonraki seçimlerde iktidarı kaybetmek de olabilir.But the price for change may be loss of power in the next elections.
Ancak bunun bedeli, bir sonraki seçimlerde iktidarı kaybetmek olabilir.The price, however, may be loss of power in the next elections.
Sırbistan'ın yenilmesine para kaybetmekten daha çok üzüldüm."I am sadder at Serbia's defeat than losing money," he said.
Bulgaristan AB fonlarını kaybetmekten "hayal kırıklığına uğradı"Bulgaria "disappointed" by loss of EU funds
Pek çok kimse, mali kriz yüzünden işini kaybetmekten korkuyor. [Getty Images]Many fear losing their jobs as a result of the financial crisis. [Getty Images]
İkili sarılır ve Carol Alexandria'dan başka kimseyi kaybetmek istemediği için ayrıldığını açıklar.The two hug, and Carol tells Daryl that she left Alexandria as she didn't want to lose anyone else.
Burada yaşıtlarıma zemin kaybetmek istemiyorum.I don't want to lose ground to my peers here.
Suriyeli seçkinler, her şeylerini kaybetmek üzere olduklarının farkına vararak birleştiler.Syrian elites were united in the realization that they were about to lose everything.
Kayıptan korunmak Diğer amaç oyunu kaybetmekten kurtulmaktır.Avoiding loss The counterpart to the above is saving a lost game.
Tom Mary'yi kaybetmek istemiyor.Tom will Maria nicht verlieren.
Seni kaybetmek istemiyorum, Tom.Ich will dich nicht verlieren, Tom.
Seni tekrar kaybetmek istemiyorum.Ich will dich nicht wieder verlieren.
Seni bir arkadaş olarak kaybetmek istemiyorum.Ich will dich nicht als Freund verlieren.
Onu kaybetmek istemiyorum.Ich will sie nicht verlieren.
Olmaz biliyorum. Ama seni bir arkadaş olarak kaybetmek istemiyorum.Es geht nicht, ich weiß. Aber ich will dich nicht als Freund zu verlieren.
Ben onu kaybetmek istememiştim.Ich wollte ihn nicht verlieren.
Tom karısını kaybetmek istemedi.Tom wollte seine Frau nicht verlieren.
Hayatımı kaybetmekten korkuyorum. Sen benim hayatımsın.Ich habe Angst mein Leben zu verlieren. Denn du bist mein Leben.
Ayrıca, aşkın kendisinin doğası üzerine, "kazanıp kaybetmek" olduğunu söyleyerek yorum yapıyor.Er erklärt auch singend von der Natur der Liebe selbst, dass es ein „Gewinnen und Verlieren“ ist.
Fakat Selim geldiği zaman bir tercih yapamaz; her iki kadını da kaybetmek istememektedir.Als diese sich weigert, will er den beiden die Fürsorge nicht gewähren.
Köy nüfusu yıllar geçtikçe daha da kan kaybetmektedir.Diese Dörfer sollten über einen längeren Zeitraum ausbluten.
Ancak San Marino bu maçı 7-1 kaybetmekten kurtulamadı.Allerdings verlor San Marino auch dieses Spiel (1:7).
Sonuçta damadını tanımamaktadır ve kızını kaybetmekten ve onun zarar görmesinden çok korkmaktadır.Sie mag ihren Onkel sehr und weiß, dass er noch immer unter dem Verlust seiner Schwester leidet.
Yahudi kimliğini kaybetmek istemediğini söylüyor.Von den Judenverfolgungen wollte er nichts gewusst haben.
Komuch giderek otoritesini kaybetmektedir.Friedrich August verlor zunehmend seine Autorität.
Tevfik, çok kan kaybetmektedir.Rongo verabscheut blutige Opfer.
Futbolu sadece kazanmak ve kaybetmek üzerine kuran birisi değil.Erinnern wir uns, dass das hier nur ein Footballspiel ist, egal wer gewinnt oder verliert.
Amy, Rory'yi kaybetmek istemez.Lena will nie wieder reiten.
En büyük korkusu (gümüş maymuna dönüştükten sonra) tamamen robotik olan vücudunun kontrolünü kaybetmektir.Das Zeitintegral des Drehmoments ist der Drehimpuls, den der rotierende Körper verliert.
Sağlığı kaybetmek parayı kaybetmekten daha önemlidir.Perdre la santé est plus grave que perdre de l'argent.
Dinleyin, ben işimi kaybetmek istemiyorum.Écoutez, je ne veux pas perdre mon boulot.
Her yıl 11.000 kişi trafik kazalarında hayatını kaybetmektedir.Environ 10 000 élans sont tués dans des accidents de la circulation, chaque année.
Küresel mali kriz nedeniyle Kanada doları ABD doları karşısında değer kaybetmektedir.Le dollar canadien baisse face au dollar des États-Unis.
Futbolu sadece kazanmak ve kaybetmek üzerine kuran birisi değil.Souvenez vous que ce n'est qu'un match de football, peu importe qui gagne ou qui perd.
Hayatı kaybetmek korkusu.Il faut perdre la vie.
Angola'da her üç dakikada bir çocuk hayatını kaybetmektedir.Selon la CTA, toutes les 25 minutes un enfant meurt à cause de la pauvreté.
Dale'i kaybetmek grup için büyük bir anlam ifade ediyor.Son décès est une perte immense pour Danny.
Kilo kaybetmek için biraz spor yapmalısın.Para bajar de peso deberías practicar algún deporte.
Tom Mary'yi kaybetmek istemiyor.Tom no quiere perder a Mary.
Onu sonsuza kadar kaybetmek yerine, bir arkadaşına karşı sabırlı ol.En vez de perderlo para siempre, sé paciente con el amigo.
Sizi kaybetmek istemem.No quiero perderos.
Mary'yi kaybetmek istemiyorum.No quiero perder a Mary.
Kaybetmekten hoşlanır mısın?¿Le gusta perder?
Onu kaybetmek istemiyorsun.No quieres perderlo.
Hiçbirimiz kaybetmek istemedi.Ninguno de nosotros quería perder.
Ve bu çocukların büyük kısmı hayatını kaybetmektedir.Existe la certeza de que la mayoría de esos niños siguen con vida.
En büyük korkusu (gümüş maymuna dönüştükten sonra) tamamen robotik olan vücudunun kontrolünü kaybetmektir.Su mayor miedo es perder el control de su nuevo cuerpo mecánico.
Angola'da her üç dakikada bir çocuk hayatını kaybetmektedir.Cada sesenta minutos secuestran a una persona en América Latina.
Her yıl 11.000 kişi trafik kazalarında hayatını kaybetmektedir.Mil personas fallecían en accidentes laborales cada año.
Keisuke oldukça dikbaşlıdır ve kaybetmekten nefret etmektedir.Lucía es una persona competitiva y odia perder.
Futbolu sadece kazanmak ve kaybetmek üzerine kuran birisi değil.Recuerden que esto es solamente un juego de fútbol, no importa quién gane o pierda.
Bu yüzden bütün gece ayakta kalıp sarhoş olmak ve tüm parasını kaybetmek istememektedir.Se preocupa de que no se drogue o beba demasiado y eche todo a perder.
Fas çölleşme sorunu yüzünden yılda 31 hektarlık ormanlık alanını kaybetmektedir.Cada año se pierden 10.000 hectáreas de selva primaria.
En büyük korkusu tüm cesaretini kaybetmek ve canavarların karşısında etkisiz kalmaktır.Preciosa enfrenta con valentía todas sus desgracias.
Seni tekrar kaybetmek istemiyorum.Non voglio perderti di nuovo.