kaybet ile cümle

kaybet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Birkaç yıl önce AIDS hastalığı yüzünden eşini kaybetti... ...ve onda HIV enfeksiyonu var.He lost his wife to AlDS a couple of years ago, and he's HlV-positive.
Ayrıca nazik bir şekilde kaybetmeyi öğrendiler, kazanandan intikam almadan.And they also have learned how to lose gracefully, without avenging the winner.
"Balıklarımızın ve balık yumurtalarımızın yüzde 20'sini kuşlar yüzünden kaybettik."We lose 20 percent of our fish and fish eggs to birds.
Burada yaşam gücünü kaybetmekte olan kişi olağanüstü bir gerçekçilikle yansıtılmış. .And this is an extraordinarily human rendering of something that is losing his power.
Biz dilimizi, kültürümüzü ve ailemizi kaybettik.Biz dilimizi, kültürümüzü ve ailemizi kaybettik.
Amerika'nın kaybettiği ilk savaştı.It was the first war that, one, America lost.
Ve ısınmaya devam ediyor ama hiç ısı kaybetmiyorsun.So you still get heated, but you don't dissipate any.
Evinizi kaybettikten sonra hiç ayakkabın kalmamıştır.Since you lost your house, you must have no shoes left.
Kabileler milyonlarca hektar toprak kaybetti.Tribes lost millions of acres.
Bugüne dek hiç kaybetmedim.To date I have not lost.
Oksitlenmek elektron kaybetmek demek. .OlL RlG.
Diyelim ki kolunuzu dirseğinizin üzerinden kaybettiniz.Now you've lost your arm above the elbow.
Kolunuzu kaybettiğinizde bu sinir sistemi hala çalışmaktadır.When you lose your arm, that nervous system still works.
Ve eğer bir ikinci dünya savaşı gazisinin sinir ucuna dokunsam, kaybettiği kolunu hissedecektir.And if I tap the nerve ending on a World War II vet, he'll still feel his missing hand.
Bir kaç ayın ardından, Jessenin göğsüne dokunduğunuzda, kaybettiği elini hissetti.And after a few months, you touch Jesse on his chest, and he felt his missing hand.
Amanda, bize kolunu nasıl kaybettiğini anlatabilir misin?So Amanda, would you please tell us how you lost your arm?
Peki, kolunu kaybetmenin ardından iyileştin.Okay, so after your amputation, you healed up.
Bunu.. ...köyümdeki yaşlı kadın... ...çocuklarını kaybetmiş kadın için yapıyorum.I'm doing this because of an old lady in my village now, who have lost her children.
Bazen yarışı kaybetmek zorundasınızdır.Sometimes you gotta lose to win.
Ve bu kampanyanın adına da... ...Kaybetmek mi kazanmak mı? dedim.And I've done a campaign called Lose to Win.
Kaybettiğimde savaşı kazanabilirdim... ...şimdi savaşıyorum.Where I'm losing so that I could win the battle that I'm fighting now.
Zaman ve mekân olarak ben bütün duygularımı kaybettim.I lost all sense of time and space.
Kendimi kaybettim!I lost my own self!
Bu yollarda defalarca Ben birçok şeyler kaybettim.Unless that's the intention.
Siz annenizi kaybetmediniz.You haven't lost your mother.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.It's that easy to lose beauty, because beauty's incredibly difficult to do.
Daha ilk vardiyamı bitiremeden işimi kaybettiğime inanamıyorum.I can't believe I lost a job before I even finished my first shift.
Şimdi de arkadaşlarımı mı kaybetmem gerek?I need to lose my friends too now?
O 5 yaşındayken ailesini kaybettiğinde bu çocuğun nasıl büyüdüğünü merak ettim.I'd wondered how this kid would grow when she lost her parents, at the age of 5.
Çocuklar aklınızı kaybettiniz, değil mi?You guys have lost your minds, haven't you?
Sen onları gözden kaybetme.You keep an eye on them
Kaybettin artık.You've lost
15 yaşımda bir çocuğumu kaybettim ikinci çocuğum 16 yaşımdayken oldu.I lost a child when I was 15, a second child when I was 16.
Önemli olan şey kazanıp kaybetmek.The only thing that matters is that you win or you lose.
Çoğu insandan daha kötü kaybetmedi.He lost no worse than most people do.
hi kaybetmek insanlar gerçekten o istiyorum en iyisi şimdi benim referans çerçevesi girerhi you lose people want to really up that that you better come into my frame of reference now
1997'de olan ilk karşılaşmayı Garry Kasparov Deep Blue isimli makineye karşı kaybetti.The first happened in 1997, in which Garry Kasparov, a human, lost to Deep Blue, a machine.
Diğer bacağı da kaybetmeyi dene istersen, kimbilir?Try losing the other leg, maybe.
Adil mi? ama dünya adil değil umarım Wenlie kazanır kaybetmemeliIt's a good sport Fair? It's not a fair world
Wenlie gidin başımdan sadece bir maç kaybettim ne var ki ! abartılcak birşey değilWenlie Leave me alone I've only lost one match
Wenlie, Bombardımanı öldürdün ve patron senin yüzünden para kaybettiSure Wenlie, you killed Cannon And Qiangren lost money because of you
Özgürlüğümü bağlılığımı kaybetmemek için kaybedeceğim.I will lose my freedom in order not to lose connection.
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson lost an arm, an eye, an ear and a leg in various battles.
Charlie, aklını kaybettin mi?- Charlie, have you lost your senses?
Bu yüzden benim yüzümden servetini... ...kaybettiği için benden nefret ettiğini sanıyordum.But because of me, all of his inheritance is being taken away. He must really hate me!
Mesela, bacağınızı kaybettiyseniz, geri alacaksınız.Like, if you'd lost a leg, well, you get it back.
Kaybettikleri zamanları unuturlar.They forget the times they lose.
Kaybettin, pislik!You lost, sucker!
Uzun lafın kısası, sahip olduğumuz şeyi kaybetmekten nefret ederiz.Simply put, we hate losing what we've got.
Seninle konuţtum diye ođlum iţini kaybetti.Está louco? Estão te esperando.
Eşi daha fazla vakit kaybetmiyor ve her şey sona erdiğinde rahat yastığında dinlenmeye çekiliyorHer partner wastes no more time And when it's all over she gets a rest on a comfortable pillow
Şirketler vakit kaybetmeden Kömürden elektrik üretmeye başladı.Soon utility companies start burning coal to generate electricity.
Çenemi kaybettiğim için artık bu kapalı ortamı yaratamıyordum.Because I had lost my jaw,
Neredeyse iki katı para kaybettiğinizi gösteriyorum. -And I show that you are burning almost double the money.
Araba dublörü olarak rol alma şansımı kaybettim.I hurt my chances of debuting a car stunt.
Bir kız hatırına kaybetmek için çok şeyim var.I have too much to give it all up for one woman.
Seni kaybettim.I failed you.
Hayır hayır kaybetmedin.No. No, you did not.
2009 yılında, çok sevdiğim birini kaybettim.In 2009, I lost someone I loved very much.
Yine de, kendimizi kaybetmenin bize ne yararı var?And after all, how could it ever be good for us to lose ourselves?
İlgili Sayfalar