Böyle şeyler söylersen, sen kaybedersin.Si vous dites ce genre de choses, vous perdez.
Böyle şeyler söylersen, sen kaybedersin.Αν το πας εκεί, τότε εσύ θα είσαι η χαμένη.
Böyle şeyler söylersen, sen kaybedersin.اذا تصرفتي هكذا فأنت من سيخسر
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.보시는 것은 작은 그래프입니다. 그래프를 보여주면 보통 청중의 10%가 관심을 잃게 되는데요.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Ada sebuah grafik di sini, dan setiap kali Anda menunjukkan grafik, 10 persen dari penonton Anda menghilang.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.C'est un petit graphique, et chaque fois qu'on présente un graphique, on perd 10% de l'audience.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Đây là một đồ thị nhỏ, mỗi lần bạn trình bày một biểu đồ bạn mất 10% lượng khán giả
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Elke keer ik een grafiek toon, verlies ik 10 procent van het publiek.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Este es un pequeño gráfico, y cada vez que muestras un gráfico, pierdes el 10% de la audiencia.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Este é um pequeno gráfico — quando mostramos um gráfico perdemos 10% da audiência.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Hier ein Diagramm, immer wenn man eins zeigt, verliert man ca. 10% des Publikums.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Hver gang man viser et diagram, mister man 10 % af publikum.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Iată un grafic -- de câte ori arăți un grafic, pierzi 10% din audiență.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Questa è una piccola trama, e ogni volta che si svela una trama, si perde il 10 percento del pubblico.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Toto je zápletka a zakaždým, keď ju odhalíte, stratíte 10 % publika.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Za każdym razem, gdy pokazuje się ten wykres, traci się 10% audytorium.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Αυτό είναι ένα μικρό διάγραμμα, και κάθε φορά που δείχνετε ένα διάγραμμα, χάνετε το 10 τοις εκατό των θεατών.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Вот простой график. Обычно с каждым графиком теряется 10% слушателей.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.Това е малка диаграма, а всеки път когато покажете диаграма губите 10 процента от публиката.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.זה גרף קטן, ובכל פעם שאתם מראים גרף, אתם מאבדים 10 אחוז מהקהל.
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.هذه خريطة صغيرة ، و كل مره تعرض خريطة ما تفقد 10% من الجمهور
Bu küçük bir grafik ve seyirciye ne zaman bir grafik gösterirseniz, onların %10'unu kaybedersiniz.聴衆の1割を失ってしまいます こんなのが12枚あるのですが --(笑)
Çünkü öngörünüzü kaybedersiniz. Gayet açık değil mi?لأانك فقدت إمكانية التنبؤ, هل هذا واضح؟
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Adică, tu pierzi.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Das heißt, Sie verlieren.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Di dietro, padrone — vince il di dietro.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Ik bedoel: jij verliest.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.그러니까, 당신이 졌다고요.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Le derrière gagne. Vous perdez.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Quero dizer, vocês perdem.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.To znaczy, ty przegrywasz.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Úgy értem, hogy mi vesztünk.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Y el trasero siempre gana.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Δηλαδή, εσείς χάνετε.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.Всмысле, вы проигрываете.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.אני מתכוון, אתה מפסיד.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.أنا أعني، أنت تخسر.
Demek istediğim siz kaybedersiniz.青春期の犬の頭脳を持っていたら、
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Acreditou no inimigo, e perdeu a vontade de lutar?!
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!¿Creíste las palabras del enemigo y perdiste las ganas de pelear?
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Hai dato ascolto al nemico e hai perso la volontà di lottare?
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Trodde du på vad fienden sa och förlorade din kämpaglöd?!
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Troede du på fjendens ord og mistede lysten til at kæmpe?
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Uskoit vihollista ja kadotit taistelutahtosi!
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Uwierzyłaś wrogowi na słowo i straciłaś wolę walki?
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Πίστεψες στα λόγια του εχθρού και έχασες τη θέληση να παλέψεις;
Düşmanın sözüne inanıp savaşma isteğini kaybedersin ha?!Ты поверила слову врага и потеряла волю сражаться?!
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Als je op een harde stoel zit op een stevige ondergrond, ben je strenger.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Ha kemény széken ülsz, egy merev felületen, akkor te magad is merev leszel.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Jika kamu duduk di sebuah kursi keras pada permukaan yang kaku, kamu akan menjadi lebih kaku.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."딱딱한 바닥에 있는 딱딱한 의자에 앉아 있으면 스스로 딱딱해지게 되지요.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Ngồi trên một chiếc ghế cứng có mặt ghế cứng, bạn cũng cứng nhắc hơn.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Se ti siedi in una sedia rigida su una superficie rigida, sarai più rigido.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Si estás sentado en una silla dura sobre una superficie rígida, estarás más rígido.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin." Si tu est assis sur une chaise dure, sur une surface rigide, tu seras plus rigide.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Wenn man auf einem harten Stuhl mit einer starren Oberfläche sitzt, ist man starrer.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Εάν κάθεσαι σε μια σκληρή καρέκλα πάνω σε μια άκαμπτη επιφάνεια, θα είσαι ακόμα πιο άκαμπτος.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Ако сте седнали в твърд стол върху твърда повърхност, Вие ще бъдете по-твърди.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Если ты сядешь на жёсткий стул на устойчивой поверхности, ты будешь более непреклонным.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Якщо ви сидите на твердому стільці чи поверхні, то станете суворими і непохитними.