kaybı ile cümle
kaybı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Egzersiz, kilo kaybı ve alkol alımının azaltılması da tansiyonu düşürmeye yardımcı olmaktadır.Фізична активність, втрата зайвої ваги та зменшене вживання алкоголю також допомагають знизити кров'яний тиск.
Afoni kısmi veya tam ses kaybı.Призводить до часткової або повної втрати голосу.
Kilo kaybı sağlayan bir diyabet diyeti önemlidir.Діабетична дієта, що сприяє зменшенню ваги, є дуже важливою .
Resmi rakamlara göre Kızılordunun kaybı ise 527 ölü ve 3285 yaralıdır.За даними радянських джерел, червоноармійці втратили 527 чоловік убитими і 3285 пораненими.
Can kaybı olmadı.Втрат немає.
En ağır kaybı ise Almanlar yaşadı.Найбільші втрати були заподіяні Німеччині.
Çoğuna göre, grubun Alan Wilder'ın 1995'teki kaybından sonra tekrar kendini bulmuştu.Це був останній реліз перед тим, як Алан Уайлдер покинув групу у 1995 році.
Can kaybı oldu.Сюрприз загублений.
Saç kaybına sebep olan diğer pek çok neden vardır, bunlar genetik ile karıştırılmamalıdır.Крім того, чимало комах, що мають придатки не пов'язані із розмноженням.
Kale’nin kaybı sadece 350 askerdi.У замку стояв гарнізон чисельністю 350 солдатів.
En sık görülen belirtileri, nefes darlığı (dispne), öksürme (kanlı öksürme da dahil) ve kilo kaybıdır.Найбільш поширені симптоми захворювання — кашель (в тому числі з кровохарканням), втрата ваги та задишка.
Doğal ortam kaybı en büyük tehditdir.Втрата середовища проживання є серйозною загрозою.
Kazada can kaybı yaşanmadı.Жертв в аварії не було.
En fazla işçi kaybının yaşandığı faciaya doğru gidiyoruz..."Їмо ми гірше всяких поденників…».
Eksüdatif tipte ise görme kaybı daha ani olur.А почуватись засмученим набагато драматичніше, ніж почуватись дурнем.
Sivil can kaybı sayısı tartışmalıdır.Про число жертв судити важко.
Türkler'in ise savaş gemisi kaybı yoktu.Корейський же флот не втратив жодного судна.
Hastalığı boyunca, bilinç kaybı yaşadığı ve gittikçe kötüleşen nöbetlere tutulur.Під час кожної акції він відчував нестерпний біль, коли його піднімали і опускали.
Bazıları ise Yahudileri bu talihsizlik ve genel olarak Suriye'nin kaybından sorumlu tuttu.Багато хто вважав винуватцями всіх бід, в тому числі втрати візантійських земель, євреїв.
Saydam örtü amacı yutucu yüzeyi korumak ve ısı kaybını önlemektir.Мета конвенції — припинити втрати водно-болотних угідь та зберігати існуючі.
Habitat kaybı tehdidi altındadır.Втрата середовища проживання є загрозою.
Hafıza kaybı geçirmiştir ve hiçbir şey hatırlamamaktadır.Його звинувачують у вбивстві, і тепер він повинен довести свою невинуватість.
Çoğuna göre, grubun Alan Wilder'ın 1995'teki kaybından sonra tekrar kendini bulmuştu.Mnozí pociťovali, že se skupina opět našla, po ztrátě Alana Wildera v roce 1995.
Kentin II. Dünya Savaşı'nda en önemli kaybı, Auschwitz'e 1221 Yahudi vatandaşının sınırdışı edilmesi oldu.Nejvýznamnější ztráta ve druhé světové válce byla deportace 1221 židovských občanů města do Auschwitz.
Fransa'nın Cezayir Savaşı'nın sona ermesinden bu yana en ağır askerî kaybıdır.Pro Francii jde o největší vojenskou ztrátu od alžírské války.
Az bir performans kaybı olmasını sağlar.Což způsobuje malé ztráty výkonu.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Nikdo naštěstí nepřišel o život, ale byly zde značné materialové škody.
Yıldızın açısal devinirliğinin önemli bir kısmı yıldız rüzgârının sonucunda oluşan kütle kaybıyla dağılır.Velká část momentu hybnosti hvězdy se ztratí následkem ztráty hmotnosti prostřednictvím hvězdného větru.
Bulaşıcı gastroenterit koronavirüs (TGEV) domuzlarda ortaya çıkar ve kusma, ishal ve su kaybına neden olur.Koronavirus přenosné gastroenteritidy (TGEV) se objevuje u prasat a způsobuje zvracení, průjem a dehydrataci.
Şiddetli bir sıvı kaybı endişesi olduğunda, elektrolitler ve böbrek fonksiyonu da kontrol edilmelidir.V případě obav z vážné dehydratace by měla být zkontrolována také hladina elektrolytů v těle a funkce ledvin.
Çatışmalardaki can kaybının %75'ten fazlası bu üç yerde yaşandı.V těchto třech městech bylo zabito 75 % obětí konfliktu.
Migren, önemli derecede hem tıbbi masraflara hem de verimlilik kaybına neden olmaktadır.Migréna je významnou příčinou zvýšených léčebných nákladů a ztracené produktivity.
Acil Seyahat Belgesi Pasaport kaybında verilir.Stačilo požádat o cestovní doklad.
Kazada can kaybı yaşanmadı.Při nehodě nedošlo ke ztrátám na životech.
1866 yazında Chōshū Şogun yönetimini yener ve büyük bir otorite kaybına sebep olur.V létě 1866 byl šógunát poražen, což mělo za následek značnou ztrátu autority.
Bunu deneyin kaybı olarak nitelendirdi.Řekl jsem si, že to prubnu.
Kale’nin kaybı sadece 350 askerdi.Srbská armáda přišla o 150 000 vojáků.
Ağır can kaybı ile gemi hızlıca battı.Loď se rychle potopila.
Mayıs 2005 ve Haziran 2006 arasında işitme kaybı yaşadı.Období produkce je uvedeno od května 2005 do června 2006.
Sivil can kaybı sayısı tartışmalıdır.Počet srbských civilních obětí je předmětm sporu.
Görme kaybı ortalama olarak 75 yaşında ortaya çıkmaktadır.Průměrný věk pacientů se pohybuje kolem 75 let.
Bayatlama sadece su kaybından değil, ekmekteki maddelerin de değişikliğe uğramasından ileri gelir.Úbytek váhy může být způsoben nejen ztrátou tuku, ale i vody nebo svalů.
İç savaş Lübnan'da çok ağır maddi hasara ve can kaybına yol açtı.Přesto laviny způsobovaly velké škody materiální i na lidských životech.
STS-5, 1982 : Yüksek miktarda döşeme kaybına devam edildi.Padesátý čtvrtý ročník (1982) – Byla přidána kategorie masky.
Bitkinin su kaybını engeller.Rostlina tak zabraňuje ztrátám vody.
Atom bombası binlerce sivilin kaybına neden olmuştur.Výbuch atomové bomby odsoudí k smrti tisíce amerických vojáků.
Baltık Denizi'ne olan tek erişiminin kaybı, Litvanya ekonomisine büyük darbe vurdu.Pierderea unicei ieșiri la Marea Baltică a fost o mare lovitură pentru economia lituaniană.
Bu, Birleşik Devletler'deki işgücü kaybının %40'na tekabül eder.Acest fapt este considerat responsabil de 40% din timpul de lucru pierdut în Statele Unite.
1971 yılını izleyen dönemlerde OPEC bu değer kaybını telafi edebilmek için ağır hareket etmiştir.În anii de după 1971, OPEC a reajustat lent prețurile pentru ca acestea să reflecte deprecierea.
Kan kaybından dolayı kırmızı kan hücresi seviyesi düşebilir.Poate apărea nivel scăzut de hematii în sânge, din cauza pierderii de sânge.
Bu muharebede Atina filosunun gemi kaybı yoktur.Din flota de pescuit oceanic nu a mai rămas nimic.
Can kaybının olmadığı depremde önemli bir maddi hasar yaşanmadı.Cutremurul a fost resimțit fără a fi înregistrate pagube materiale însemnate.
Laboratuvar testi, sıvı kaybının derecesini belirlemek açısından az bir klinik öneme sahiptir.Testele de laborator au un beneficiu clinic destul de mic în a determina gradul de deshidratare.
Can kaybı olmadı.Nu s-au produs pagube.
Atrofik tipte görme kaybı yıllar içerisinde gelişir.Insuficiența renală cronică se dezvoltă pe parcursul mai multor ani.
Havacılık tarihinde tek uçakla meydana gelen kazalarda en çok can kaybı olan olaydır.Astfel, pierderile Luftwaffe au fost cele mai grele înregistrate într-o singură zi.
Ancak koalisyon'un en büyük ortağı CDU büyük oy kaybına uğradı.Divorțul său a contribuit totuși cel mai mult la ruina financiară a lui Coty.
Hatta bazıları epilepsi ve kısa süreli bilinç kaybına bile uğradı.Ar fi fost și cazuri de vindecări spontane și simultane.
Ana madde: Saç kaybı Kellik irsî bir neden olup yeniden çıkmayacak şekilde saçları döker.Pleșuvul : câte fire de păr trebuie să lipsească unui cap pentru a fi numit pleșuv?
Çok yüksek dozlar bilinç kaybı ve ölümle sonuçlanabilir.Expunerea la un nivel mai ridicat decât cel admis poate duce la pierderea cunoștinței și la moarte.
İlgili Sayfalar