kaybı ile cümle

kaybı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Lakin kan kaybından onun hayatını kurtarmak mümkün olmadı.Hij kon de verleiding van hun bloed niet weerstaan.
80 dB üserindeki seslere uzun süre maruz kalmak işitme kaybına neden olabilir.Langdurige blootstelling aan geluidsniveaus van 80 dB(A) levert echter op termijn gehoorschade op.
Bir arkadaşına göre, "Eşinin kaybı onun için üzücü bir darbeydi.Jeden z przyjaciół powiedział o nim: „strata żony była dla niego bolesnym ciosem.
Bazıları ise Yahudileri bu talihsizlik ve genel olarak Suriye'nin kaybından sorumlu tuttu.Wielu winiło Żydów za te nieszczęścia i ogólnie za porażkę w Syrii.
Bizans altını da devamlı değer kaybına uğramaktaydı.Moneta bizantyńska stale traciła na wartości.
Hafıza kaybına uğramıştır.Stracił przytomność.
Can kaybı oldu.Zginęła głupota!
Bu, Birleşik Devletler'deki işgücü kaybının %40'na tekabül eder.Stanowi to tym samym 40% strat związanych z czasem pracy odnotowywanych w USA.
Adam hafıza kaybı geçirmiştir.Kobieta straciła przytomność.
Baltık Denizi'ne olan tek erişiminin kaybı, Litvanya ekonomisine büyük darbe vurdu.Utrata terytoriów w pobliżu Morza Bałtyckiego miała negatywny wpływ na rozwój litewskiej floty wojennej.
Adaptasyon, ya yeni bir özelliğin kazanılmasına ya da eski bir atasal özelliğin kaybına yol açar.Adaptacją może być zarówno wytworzenie się nowej cechy, jak też utrata cechy ancestralnej.
Fonksiyon kaybına yol açan mutasyonların çoğu buna rağmen seçilmişlerdir.Większość mutacji utraty funkcji podlega więc negatywnej selekcji.
Toplam gemi kaybı 63.516 tondur.Całkowita powierzchnia nadleśnictwa to 16 615,32 ha.
Sabaha karşı, Jürgen kan kaybından öldü.W skutek odniesionej rany zginął Jozjasz.
TL'nin dolara karşı toplam kaybı %27'ye ulaştı.W efekcie wycena kontraktów na WIG20 spadła o 7%.
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Jednakże w mózgu prawie nie ma regionów, które po uszkodzeniu nie prowadzą do utraty zdolności.
Bu olay havacılık tarihinde en çok can kaybı olan kazadır.Do dziś jest to największa katastrofa lotnicza pod względem liczby ofiar w historii Tadżykistanu.
Mayıs 2005 ve Haziran 2006 arasında işitme kaybı yaşadı.Jej nowelizacja nastąpiła w listopadzie 2005 r. i w czerwcu 2006 r.
Hesap ve kazanç kaybı yaşamazsınız.Rachunek zysków i strat jest jednoznaczny.
Yangında can kaybı olmadı.W pożarze nikt nie ucierpiał.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.Wskutek tego powstaje zbędna strata społeczna.
Bu savaşta, RAF 700 uçak kaybetmesine karşın, Luftwaffe'nin kaybı 3000 uçağı geçiyordu.Podczas wojny Amerykanie stracili 397 samolotów tego typu.
Günlük saç kaybı 100'e kadar çıkabilir.Strata plonu ziarna może wynosić nawet kilkadziesiąt procent.
Yarbay Mustafa Kemal'in kuvvetlerinin kaybı da ağırdır.Poważne straty poniosło również zgrupowanie płk. „Dubowa”.
Hannibal'ın kaybı 2.500 kişi ile daha sonradan savaş yaraları nedeniyle kaynaklanan ek ölümler oldu.Ponadto Meredith stwierdził, że 2500 kolejnych rannych ptaków paść miało w wyniku urazów, które poniosły.
Bu toprak kaybından sonra bölgede yaşayan birçok Fin, toprağını terk etti.W wyniku traktatu Finlandia utraciła część swojego terytorium.
Ordunun ise yavaş bir şekilde kan kaybı sürmektedir.Poza tym krew kapitana wylatuje dopiero po chwili i powoli.
Doğal ortam kaybı en büyük tehditdir.Niszczenie siedlisk jest jedynym zagrożeniem.
Osmanlı kaybı ise yaklaşık 2.500 idi.Razem ofiar było mniej niż 2500.
Kasırganın neden olduğu en büyük can kaybı ve maddi zarar, New Orleans'ta meydana geldi.Największe zniszczenia, huragan spowodował na Haiti.
Bu kaybı onu yine erken yaşta annesini kaybetmiş olan John Lennon ile bir araya getirmiştir.Detta förenade honom med John Lennon, vars mor också dog tidigt.
15 Ocak 1934'te Bihar'da meydana gelen bir deprem çok büyük yaşam kaybına ve zarara yol açtı.Den 15 januari 1934 drabbade en jordbävning Bihar och orsakade omfattande förödelse och många dödsoffer.
Türkler'in ise savaş gemisi kaybı yoktu.Tourville däremot förlorade inte ett enda fartyg.
Bir noktadan sonra Daniel'in kendi üzerinde de yaptığı deneyler karakterde kalıcı hafıza kaybına neden olur.Vid okänd tidpunkt gör Daniel ett experiment på sig själv som ger honom problem med sitt långtidsminne.
Bu, Birleşik Devletler'deki işgücü kaybının %40'na tekabül eder.Detta motsvarar i så fall 40 % av all förlorad arbetstid i USA.
Kilo kaybı sağlayan bir diyabet diyeti önemlidir.Diabetesdiet som främjar viktförlust är viktigt.
Beceri kaybı hızlı ya da yavaş olabilir ve öncesinde beceri ilerlemesi görülmeyen bir dönem görülebilir.Färdighetsförlusten kan ske snabbt, eller långsamt och föregå av en lång period framåtskridande färdigheter.
Ali de bu yüzden kan kaybından ölür.Slutligen dör djuret av blodförlust.
Egzersiz, kilo kaybı ve alkol alımının azaltılması da tansiyonu düşürmeye yardımcı olmaktadır.Träning, viktminskning och minskat intag av alkohol bidrar också till att sänka blodtrycket.
En ağır kaybı ise Almanlar yaşadı.Värst drabbade var Tyskland och de tyska städerna.
Laboratuvar testi, sıvı kaybının derecesini belirlemek açısından az bir klinik öneme sahiptir.Laboratorietester är till liten klinisk nytta för att fastställa graden av dehydrering.
Yangında can kaybı olmadı.Ingen människa omkom i branden.
STS-5, 1982 : Yüksek miktarda döşeme kaybına devam edildi.Bedriftsøkonomen nr 5 1984 Varför så många motståndare till förändring?
Bu muharebede Atina filosunun gemi kaybı yoktur.Tyvärr finns ingenting kvar av den skeppsbrutnes drapa.
318 can kaybının yaşandığı 2016 aynı zamanda intihar saldırıları sebebiyle en çok ölümün yaşandığı yıl oldu.2018 kom hans bok Allt jag förlorade genom att vinna.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.Av dessa har en volym gått förlorad.
Belçika'nın kaybına karşılık, Venedik Cumhuriyeti toprakları, Avusturya ile Fransa arasında bölüşüyordu.Den antika Republiken Venedig delades mellan Österrike och Frankrike.
Hannibal'ın kaybı 2.500 kişi ile daha sonradan savaş yaraları nedeniyle kaynaklanan ek ölümler oldu.Meredith hävdade att ytterligare 2 000 skadade fåglar hade dött till följd av skadorna de dragit på sig.
Erken semptomlardan biri hafıza kaybıdır.Det första symptomet är oftast minnesförlust.
Ayrıca euro karşısında da %5'lik değer kaybı yaşandı.Fysiska investeringar har ökat med ungefär fem procent på grund av euron.
Çok yüksek dozlar bilinç kaybı ve ölümle sonuçlanabilir.Tillräckligt höga doser leder till medvetslöshet och till slut döden.
Vücuttaki kan kaybı 1-1,5 litreyi geçerse kayıp kolay kolay geri döndürülemez.Om en person förlorar mer än 1,5 liter blod så är situationen livshotande.
"Depremde can ve mal kaybı var".Ett glömt och meningslöst slöseri med resurser och pengar”.
Oyunlara katılabilmek için, kulaklarında en azından 55 dBlik bir duyma kaybına sahip olmaları gerekmektedir.För att få vara med måste man höra sämre än 55 db på det öra med vilket man hör bäst.
Bu da başka görevler de yapmak zorunda olan programlar için zaman kaybı olurdu.Istället skulle det bli flera programledare som skulle ta över.
Öğrencinin geçmiş yıllarda dönem kaybı olup olmadığına.Under de senaste åren har skolan gjort minusresultat.
Tüm uyuşturucular zaman kaybıdır.Alla stopp som innebär väntetid är slöseri.
Baltık Denizi'ne olan tek erişiminin kaybı, Litvanya ekonomisine büyük darbe vurdu.Втрата єдиного доступу до Балтійського моря була серйозним ударом по економіці Литви.
Bu, Birleşik Devletler'deki işgücü kaybının %40'na tekabül eder.Це становить 40 % усіх втрат робочого часу в США.
Klaipėda'nın kaybından sonra, Litvanya özellikle ticaret açısından Alman etki alanına sürüklendi.Після втрати Клайпеди Литва сповзала в німецьку сферу впливу, особливо у плані торгівлі.
İlgili Sayfalar