kaybı ile cümle
kaybı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Onların kaybı bir milyon yene ulaştı.Ihr Verlust erreichte eine Million Yen.
O tamamen zaman kaybı.Das ist reine Zeitverschwendung.
Tüm uyuşturucular zaman kaybıdır.Freunde sind die reine Zeitverschwendung.
Aksi takdirde hareket kaybı veya israf vardır.Anderenfalls kommt es zu einem Wohlfahrtsverlust.
Doğal ortam kaybı en büyük tehditdir.Der Lebensraumverlust stellt mittlerweile die größere Bedrohung dar.
Güneş rüzgarları ile, Güneş'in %20'lik bir kütle kaybı oranından daha fazla değildir.Der Massenverlust beträgt nicht mehr als etwa 20 % des Massenverlusts der Sonne durch den Sonnenwind.
Böylece kan kaybı durdurulabilir veya azaltılabilir.Die Blutung wird dadurch verringert oder gestoppt.
Çatışmalardaki can kaybının %75'ten fazlası bu üç yerde yaşandı.Trotzdem machen mehr als 75 Prozent dieser Versicherungen Verluste.
Türkler'in ise savaş gemisi kaybı yoktu.Drake verlor kein einziges Schiff.
Bu patlama ile Minos uygarlığının ciddi bir nüfus kaybı yaşadığı düşünülüyor.Münzhorte belegen, dass wohl auch die Zivilbevölkerung große Verluste hinnehmen musste.
Denize dökülen yolcular kurtarıldı, can kaybı olmadı.Die verbliebene Restbesatzung konnte ohne Verlust an Menschenleben gerettet werden.
Türlerin hepsi habitat kaybından dolayı tehlikededir.Alle Arten gelten als durch Habitatverlust bedroht.
Fransa'nın Cezayir Savaşı'nın sona ermesinden bu yana en ağır askerî kaybıdır.Es waren die schwersten Terroranschläge in Beirut seit dem Ende des Libanesischen Bürgerkrieges.
Rusların ilk safları yarıldı fakat Osmanlı kaybı çok artmıştı ve Rusların gücü çok fazlaydı.Der Widerstand war stark, aber die Russen waren in der Überzahl.
Su kaybına karşı özel yapılar oluşturmuşlardır.Abdichtung von Bauwerken gegen Wasserbelastungen.
Kan kaybından dolayı kırmızı kan hücresi seviyesi düşebilir.Die Anzahl roter Blutkörperchen im Blut kann abnehmen.
STS-50, 1992 : Destek rampa kaybı meydana geldi.2007, S. 190. Preston: Wurden torpediert, schickt Hilfe.
Ağır can kaybı ile gemi hızlıca battı.Das Schiff begann schnell zu sinken.
Kasırganın neden olduğu en büyük can kaybı ve maddi zarar, New Orleans'ta meydana geldi.Die schwersten Verluste an Menschen und Besitz entstanden im westlichen Pennsylvania.
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Es gibt fast keinen Bereich des Gehirns, der bei Schädigungen keinen Verlust gewisser Fähigkeiten erfährt.
Kısa süre içerisinde kilo kaybı sağlamak.Dadurch soff der Schacht in kurzer Zeit ab.
Öğrencinin geçmiş yıllarda dönem kaybı olup olmadığına.Eine Studentengeschichte aus vergangenen Tagen.
Bu da başka görevler de yapmak zorunda olan programlar için zaman kaybı olurdu.Es gibt aber auch diverse zusätzliche Programme, die diese Aufgaben vereinfachen können.
Saç kaybına sebep olan diğer pek çok neden vardır, bunlar genetik ile karıştırılmamalıdır.Meist fehlen Zähne, da das Fehlen von Zähnen mit dem Fehlen von Haaren genetisch zusammenhängt.
TK: Top Kaybı.(PDF) In: Verloren slag.
Geceleyin de ısı kaybını engeller.Die Nacht, die keine Ende nahm.
Günlük saç kaybı 100'e kadar çıkabilir.Die Keimdauer kann über 100 Tage betragen.
Ali de bu yüzden kan kaybından ölür.Kurz danach stirbt er an seinem Blutverlust.
Bu olay havacılık tarihinde en çok can kaybı olan kazadır.Dieser Zwischenfall gilt bis heute als das schwerste Flugzeugunglück in der Geschichte der zivilen Luftfahrt.
Saatlerce süren ancak buna rağmen kaybın yaşanmadığı muharebeler olduğu bilinmektedir.Besonders in letzter Zeit scheint er nicht gerade vom Glück verfolgt zu sein.
Açılan ateş sonucunda gemilerde bir hasar oluşmadığı gibi, can kaybı ve yaralanmada olmadı.Zum Zeitpunkt des Feuerausbruchs befand sich niemand an Bord, es gab keine Verletzten.
En ağır kaybı ise Almanlar yaşadı.Die größten Verluste hatte aber die deutsche Bevölkerung zu beklagen.
O tamamen zaman kaybı.C'est une perte totale de temps.
Toplantı, kısacası, zaman kaybıydı.La réunion a été, en résumé, une perte de temps.
Bunun bir zaman kaybı olduğunu biliyordum.Je savais que c'était un gaspillage de temps.
Televizyon izlemeyi zaman kaybı olarak kabul ederim.Je considère que regarder la télévision est une perte de temps.
Aşk benim için zaman kaybı değildir.L’amour n’est pour moi qu’une perte de temps.
Kabilesinin bir üyesinin kaybı zaten yeterli değil mi?La perte d'un membre de la tribu n'est-elle pas déjà suffisante ?
Bir arkadaşına göre, "Eşinin kaybı onun için üzücü bir darbeydi.Un ami dit de lui : « La perte de son épouse fut un triste coup pour lui.
Bazıları ise Yahudileri bu talihsizlik ve genel olarak Suriye'nin kaybından sorumlu tuttu.Nombreux furent ceux qui blâmèrent les Juifs pour ce malheur et la perte de la Syrie.
15 Ocak 1934'te Bihar'da meydana gelen bir deprem çok büyük yaşam kaybına ve zarara yol açtı.Le 15 janvier 1934, un tremblement de terre toucha le Bihar et causa de nombreuses victimes et dégâts.
Bu da verimlilik kaybına dönüşebilir.Possible perte d’efficience.
Güç’ün içinden Yoda, galaksideki ani yaşam kaybını hissetti.Grâce à la Force, Yoda a senti la soudaine perte de vie à travers la galaxie.
Bir noktadan sonra Daniel'in kendi üzerinde de yaptığı deneyler karakterde kalıcı hafıza kaybına neden olur.Daniel avait également mené une expérience sur lui-même entraînant des dommages à long terme sur sa mémoire.
Mesembria'nın kaybına rağmen, Bizanslılar barış yapmakta isteksizlerdi.En dépit de la perte de Mesembria, les Byzantins se refusaient toujours à faire la paix.
Fakat bu enerji kaybı 1974 yılında PSR1913+16 isimli bir ikili pulsar tarafından gözlemlendi.Mais en 1974, cette perte d'énergie a été observée dans un pulsar binaire (PSR 1913+16).
Verimliliği hesaplarken, çevreye olan ısı kaybının sıfır olduğu kabul edilir.Lors du calcul de ce rendement, les pertes de chaleur dans l'environnement sont supposées être nulles.
1971 yılını izleyen dönemlerde OPEC bu değer kaybını telafi edebilmek için ağır hareket etmiştir.Après 1971, l'OPEP est lente à rajuster les prix pour tenir compte de cette dépréciation.
Çok yüksek dozlar bilinç kaybı ve ölümle sonuçlanabilir.Des taux d'exposition très élevés peuvent entraîner la perte de conscience voire la mort.
Lastikteki hava basıncı izleyicisi basınç kaybını algılar ve sürücüyü uyarır.Dans le cas du pneu, un détecteur surveille la perte de pression d'air et avertit le conducteur.
Can kaybı olmadı.Aucune perte.
O kadar ki Karadağ ordusunun kaybı, ordusunun %60ına kadar ulaşacaktır.Les pertes en personnel de Vatoutine sont considérables, atteignant dans une armée presque 60 %.
İlerleyen yıllarda Valens bu askerî insan gücü kaybını hissetmiştir.Au cours des années suivantes, Yohannes développe sa puissance militaire.
Bu da başka görevler de yapmak zorunda olan programlar için zaman kaybı olurdu.Cela permet de paralléliser fortement les tâches que le programme doit exécuter.
Fakat bunca hasara rağmen hiçbir can kaybı olmadı.Malgré ce contretemps, il n'y eut aucune défection.
Hızlı olmasa da gücüyle bu kaybını telafi eder.S'il ne le tient pas, il perd très vite de sa force.
İdeal performansın anlamı, hiçbir kaybın olmamasıdır.La rationalité signifie seulement que l’on ne fait rien sans raison.
Fakat bu zamana kadar paradaki değer kaybı uzun zamandır oldukça az oranda gerçekleşmişti.Toutefois, un an plus tard, les sommes effectivement versées seraient très faibles.
Bizim örneğimizde bir kerede gidecek biti üç kere gönderecek zaman kaybına yol açmıştır.Au cours de sa carrière, il sera détaché à trois reprises.
Mihail onları Antakya'nın kaybıyla suçlandı ve kendi ceplerini kamu paraları ile doldurmakla itham etti.Yunus déclare avoir eu honte de cette situation et prête la somme de sa propre poche.
İlgili Sayfalar