Ben kaynanamla iyi geçiniyorum.I'm getting along with my mother-in-law very well.
Kayıp topu parkta buldum.I found the lost ball in the park.
Şemsiyemi parkta bir yerde kaybettim. Bir tane satın almak zorundayım.I have lost my umbrella somewhere in the park. I have to buy one.
Cüzdanımı kaybettim gibi geliyor.I seem to have lost my purse.
Cüzdanımı kaybetmiştim, bu yüzden kaseti satın alamadım.I had lost my purse, so I couldn't buy the cassette.
Dün saatimi kaybettim.I lost my watch yesterday.
Benim şemsiyemi kaybettim.I lost my umbrella.
Şemsiyemi kaybettim.I lost my umbrella.
İşimi kaybettim ve hiç param yok. Ne yapacağımı bilmiyorum.I lost my job and I have no money. I'm at my wit's end.
Onun adresini kağıda kaydettim.I put down his address on paper.
Saatimi kaybettim, bu yüzden bir tane almak zorundayım.I lost my watch, so I have to buy one.
Kol saatimi kaybettim.I have lost my watch.
Saatimi kaybettim.I have lost my watch.
Bir saat aldım ve ertesi gün onu kaybettim.I bought a watch and I lost it the next day.
Bazen patenle kayarım.I sometimes skate.
Bisikletimi kaybolmuş buldum.I found my bicycle gone.
İşime olan ilgimi kaybettim.I lost interest in my work.
Arkadaşlarımın görüntüsünü kaybettim.I lost sight of my friends.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmalıyım.I must work hard to make up for lost time.
Kaybolan zamanı telafi ettim.I made up for lost time.
Aracın köşede yavaş yavaş kaybolmasını izledim.I watched the car disappearing slowly around the corner.
Kazansamda kaybetsemde mutlu olacağım.I'll be happy whether I win or lose.
Yeni dolma kalemimi kaybettim.I have lost my new fountain pen.
Ben ormanda yolumu kaybettim.I lost my way in the woods.
Ormanda yolumu kaybettim.I lost my way in the forest.
Neredeyse seni kalabalıkta kaybediyordum.I all but lost you in the crowd.
Kalabalıkta kayboldum.I was lost in the crowd.
Onu kalabalığın içinde kaybettim.I lost him among the crowd.
Onu kalabalığın arasında kaybettim.I lost him among the crowd.
Kalabalıkta onun görüntüsünü kaybettim.I lost sight of her in the crowd.
Kalabalıkta gözümden kayboldu.I lost sight of her in the crowd.
Kayak yapmayı yüzmekten çok daha fazla severim.I like skiing much better than swimming.
Hayatımı kaybetme tehlikesi içindeydim.I was in danger of losing my life.
Biletimi kaybettim.I've lost my ticket.
Geçen hafta burada yolumu kaybettim.I lost my way here last week.
Bir gün önce aldığım saati kaybettim.I lost the watch I had bought the day before.
Yaklaşık on yıl önce oğlumu kaybettim.I lost my son about a decade ago.
Kaybı telafi etmek için çok çalıştım.I worked hard to compensate for the loss.
Kaybı telafi etmek zorundaydım.I had to make up for the loss.
Kayıp zamanı telafi etmek için acele ettim.I hurried to make up for the lost time.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmam gerekiyor.I must study hard to make up for lost time.
Öğle yemeği için biraz ekmek ve bir kaynamış yumurta yedim.I ate some bread and a boiled egg for lunch.
Hemen başladık, aksi halde onu kaybetmiş oluruz.We started at once, otherwise we would have missed him.
Yolda onu gözden kaybettim.I lost sight of him on the way.
Buzlu kaldırımda kayıp düştüm.I slipped and fell on the icy sidewalk.
Buzlu kaldırımda kaydım ve düştüm.I slipped and fell on the icy sidewalk.
Kayboldum ve işin daha da kötüsü, yağmur yağmaya başladı.I got lost, and to make matter worse, it began to rain.
Ben kayboldum ve otele geri dönüş yolumu bulmada zor bir zaman geçirdim.I got lost and had a hard time finding my way back to the hotel.
Kaybolup da otele geri dönmeye çalışırken epey zorlandım.I got lost and had a hard time finding my way back to the hotel.
Ben yerimi kaybettim.I have lost my place.
Onunla kayak yapmaya gitmek istiyorum.I'd like to go skiing with her.
Kayağa gitme konusunda onunla tartıştım.I argued her out of going skiing.
Buzda kaydım ve başımı yaraladım.I slipped on the ice and hurt my head.
Kendimi kaybetmeden babamla konuşamam.I can't talk with my father without losing my temper.
Ben iyi bir yön duyusuna sahibim, bu yüzden kaybolmam.I have a good sense of direction, so I don't get lost.
Benim kepimi kaybettim.I have lost my cap.
Dolma kalemimi kaybettim. Yarın bir tane satın almak zorundayım.I've lost my fountain pen. I have to buy one tomorrow.
Gelecek ay Zao'da kaymaya gidebilirim.I may go skiing at Zao next month.
Bir zamanlar bir yıldız kayması gördüm.I have seen a shooting star once.
Bir defasında bir yıldız kayması gördüm.I have seen a shooting star once.