kayınvalide ile cümle
kayınvalide kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Kayınvalidemden nefret ediyorum.I hate my mother-in-law.
Kayınvalidem benim tüylerimi ürpertiyor.My mother-in-law gives me the creeps.
Mary kayınvalidesini arayacak.Mary will call her mother-in-law.
O benim kayınvalidem.She is my mother-in-law.
Fadıl, o ve Dania arasına giren kayınvalidesinden bıkmıştı.Fadil was tired of his mother-in-law coming in between he and Dania.
Leyla kayınvalidesiyle geçinemiyordu.Layla didn't get along with her mother-in-law.
O benim eşimin annesidir, yani, benim kayınvalidemdir.She is my wife's mother, that is to say, my mother-in-law.
Kayınvalideniz ile iyi bir ilişkiniz var mı?Do you have a good relationship with your mother-in-law?
Kayınvalidenizle iyi geçiniyor musunuz?Do you get along well with your mother-in-law?
Mary benim kayınvalidem.Mary is my mother-in-law.
Kayınvalidemden hoşlanmıyorum.I don't like my mother-in-law.
Kayınvaliden kim?Who's your mother-in-law?
Tom'un kayınvalidesiyle tanıştın mı?Have you met Tom's mother-in-law?
Kayınvalidemin önemli bir işi var.My mother-in-law has an important job.
Onun kayınvalidesiyle arası iyi.She has a good relationship with her mother-in-law.
Kayınvalide Hoş geldin, safâ getirdin, hayırlı uğurlu ol inşallah der ve al duvağını açar.So when you enter houses, greet your people with a salutation from Allah, blessed (and) goodly.
Theodora'nın kendisi de kayınvalidesi Efrosini tarafından bir görücülük gösterisinde seçilmişti.Theodora herself had been picked in a bride-show by her mother-in-law Euphrosyne.
Ancak daha sonra kayınvâlidesinin zulmüne dayanamayarak boşanmış ve Türkiye'ye geri dönmüştür.So, his wife ran away from him before he could be subjected to return to his human form.
Oğulları kayınvalidesiyle birlikte koruyucu bakıma alındı.Their father raised his four sons with the help of housekeepers.
Hayır, şey...kayınvalidem iki yıl önce vefat etti.No, uh... my mother-in-law passed away two years ago.
Kayınvalidenizi ziyarete gidiyoranız eğer, o zaman sol şeritte kalmayı seçersiniz.If you're on the way to visit your mother in-law, you'd probably prefer to stay on the left.
İkinci kızı olduğunda, kayınvalidesi oğluna dedi ki,Well, when she had her second daughter, her mother in-law told her son,
Harika bir kadin olan kayinvalidem doktordur.So what happened after?
Kayinvalidem doktor oldugundan beni gormesi icin cagrildi.In the end I went for a surgery, they persuaded me, I had a very serious epileptic seizure.
Kayinvalideme o nobet yuzunden oyle sert vusmusum ki yaralanmisti.Since my mother in law is a doctor, she was called to see me.
Ondan sonra oyunu kullanmak için bekleyen kayınvalidesi Ajete, genel durum hakkında daha endişeli.Her mother in law, Ajete, waiting to vote after her, is more concerned about the overall situation.
Kayınvalidesi ve kayınpederiyle bir hafta boyunca konuşmazdı.She didn't speak to her mother-in-law and father-in-law for a week.
Carver, kayınvalidesine yakınlığı nedeniyle Kaliforniya'daki Paradise kasabasına taşındı.Carver moved to Paradise, California with his family to be close to his mother-in-law.[when?]
Daha sonra çocuk gelini Darecan'dan boşandı ve kayınvalidesi Tamar ile yasadışı bir şekilde evlendi.He then divorced his child-bride Darejan and illegally married his mother-in-law Tamar.
1681'de Giorgi, kayınvalidesi Kraliçe Tamar ile evlendi. [1]In 1681, Giorgi married his own mother-in-law Queen Tamar.[3]
Beş Hanım'da Buchanans, cehennemden gelen kayınvalideyi oynadı.In The Five Mrs. Buchanans, she played the mother-in-law from hell.
Kreon'un kız kardeşidir ve Haimon'un hem teyzesi hem de kayınvalidesidir.She was also sister of Creon and mother-in-law of Haimon.
1998'de, Kim'in şoförü BMW'yi geriye doğru sürerken kayınvalidesini öldürdü.In 1998, Kim's chauffeur-driven BMW shot backward, killing her mother-in-law.
Bu figür genç veya yaşlı bir kadın olarak görülebilir, bkz. Karım ve KayınvalidemThis figure can be seen as a young woman or an old woman, see My Wife and My Mother-in-Law
Kayınvalidemden nefret ediyorum.Ich hasse meine Schwiegermutter.
X, kayınvalidesini çok istediği halde Esmé'nin düğününe gitmesinin engeli olarak anar.Die Familie von Lisi kommt zu spät, um die Trauung zu verhindern.
Gazeteci Uğur Dündar'ın kayınvalidesidir.Das Kind segnet die Weisen aus dem Morgenland.
Kayınvalidemden nefret ediyorum.Je déteste ma belle-mère.
Kayınvalide Hoş geldin, safâ getirdin, hayırlı uğurlu ol inşallah der ve al duvağını açar.Craignez Allah et parlez avec droiture afin qu'il améliore vos actions et vous pardonne vos péchés.
Enver Paşa'nın kayınvalidesidir.Il est le beau-frère d'Enver Pacha.
Ancak daha sonra kayınvâlidesinin zulmüne dayanamayarak boşanmış ve Türkiye'ye geri dönmüştür.Il repousse alors sa compagne qui s'envole au loin, puis revient et l'embrasse.
43. Başkan George W. Bush'un annesi ve Laura Bush'un kayınvalidesidir.Elle est connue comme étant la ville d'origine de George W. Bush et Laura Bush.
Geçmişte kayınvalideye ‘nene’ denirken şimdi ‘anne’ denilmektedir.Actualmente se hace llamar "La Tía Botas" para el mundo infantil.
Enver Paşa'nın kayınvalidesidir.Forse è il vero erede di Pavese.
Büyükbaba'nın annesi ya da kayınvalidesidir.È la nuora o la figlia della Nonna, a seconda delle versioni.
Oğulları kayınvalidesiyle birlikte koruyucu bakıma alındı.Осиротевшего мальчика взяли под свою опеку его родные.
Kayınvalidesi Maria'nın evliliğin gerçekleştiği zaman hala kıdemli imparatoriçe olup olmadığı belirsizdir.Можно с уверенностью сказать, что без согласия императрицы брак не состоялся бы.
Bu mektuplardan birini karısı diğerini ise kayınvalidesi yazmıştır.واحد من الخطابين قد كتبته حماته أما الآخر فكتبته زوجته.
Kayınvalide ve kayınbaba ilk el öpüşte bağışta bulunurlar.Eva och bastardparen ber om nåd.
Oğulları kayınvalidesiyle birlikte koruyucu bakıma alındı.Завдяки своїм друзям був прийнятий до стану вершників.
Oğulları kayınvalidesiyle birlikte koruyucu bakıma alındı.O děti se společně se svým novým manželem postarala dobře.
Hanım veya eşi çocuklarını anne ve babaları kayınpeder ve kayınvalidelerinin yanında sevmekten ar ederler.Svou ženu, děti a matku svěřuje do péče Boží a Jiskrovy.
Oğulları kayınvalidesiyle birlikte koruyucu bakıma alındı.Természetesen szeretetteljes szülői gondoskodással vették körül gyermeküket.
X, kayınvalidesini çok istediği halde Esmé'nin düğününe gitmesinin engeli olarak anar.Hunt válasza, hogy mielőtt bármit is tenne, élvezni akarja Juliával a nászútját.
Adam karısı ve kayınvalidesine derinden bir bağlılık hissetmez.Όμως ο Ιασίτης δεν συμπεριφερόταν με σεβασμό στη σύζυγο και στην μητέρα της.
Anna'nın gelecekte kayınvalidesi tarafından yetiştirilmesi gerçekten, yaygın bir gelenekti.Trên thực tế việc Anna được mẹ chồng tương lai nuôi dạy khá phổ biến đối với truyền thống đương thời.
Büyükbaba'nın annesi ya da kayınvalidesidir.母方の祖父で、故人。
Gelinin kayınbabası ve kayınvâlidesi geline verecekleri hediyeleri ismen arzederler.新郎新婦が、それぞれの両親へ花束を贈呈する。
Enver Paşa'nın kayınvalidesidir.エンヴェル・パシャの義弟。
Ancak daha sonra kayınvâlidesinin zulmüne dayanamayarak boşanmış ve Türkiye'ye geri dönmüştür.及後發現關詠荷卻一直無微不至地照顧其家姐,重逢後復合。