kayın ile cümle

kayın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Musaya şu haberi gönderdi: ‹‹Ben, kayınbaban Yitro, karın ve iki oğlunla birlikte sana geliyoruz.››и дал знать Моисею: я, тесть твой Иофор, иду к тебе, и жена твоя, и два сына ее с нею.
Musaya şu haberi gönderdi: ‹‹Ben, kayınbaban Yitro, karın ve iki oğlunla birlikte sana geliyoruz.››и извести на Моисея: Аз, тъстът ти Иотор, ида при тебе с жена ти и двата й сина с нея.
Musaya şu haberi gönderdi: ‹‹Ben, kayınbaban Yitro, karın ve iki oğlunla birlikte sana geliyoruz.››ויאמר אל משה אני חתנך יתרו בא אליך ואשתך ושני בניה עמה׃
Musaya şu haberi gönderdi: ‹‹Ben, kayınbaban Yitro, karın ve iki oğlunla birlikte sana geliyoruz.››فقال لموسى انا حموك يثرون آت اليك وامرأتك وابناها معها.
Musaya şu haberi gönderdi: ‹‹Ben, kayınbaban Yitro, karın ve iki oğlunla birlikte sana geliyoruz.››他 對 摩 西 說 、 我 是 你 岳 父 葉 忒 羅 、 帶 著 你 的 妻 子 和 兩 個 兒 子 、 來 到 你 這 裡
Musaya şu haberi gönderdi: ‹‹Ben, kayınbaban Yitro, karın ve iki oğlunla birlikte sana geliyoruz.››他 對 摩西說 、 我 是 你 岳父 葉忒羅 、 帶著 你 的 妻子 和 兩個兒子 、 來到 你 這裡
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.A odviedli ho najprv k Annášovi, pretože bol svokrom Kaifášovým, ktorý bol toho roku najvyšším kňazom.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.A vedli ho k Annášovi nejprve; nebo byl test Kaifášův, kterýž byl nejvyšším knězem toho léta.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.E conduziram-no primeiramente a Anás; pois era sogro de Caifás, sumo sacerdote naquele ano.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.e lo condussero prima da Anna: egli era infatti suocero di Caifa, che era sommo sacerdote in quell'anno
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.in peljejo ga najprej k Anu; bil je namreč tast Kajfov, ki je bil tisto leto veliki duhovnik.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.I wiedli go naprzód do Annasza; bo był świekier Kaifaszowy, który był najwyższym kapłanem roku onego.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.ja veivät ensin Hannaan luo, sillä hän oli Kaifaan appi, ja Kaifas oli sinä vuonna ylimmäisenä pappina.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.먼저 안나스에게로 끌고 가니 안나스는 그 해의 대제사장인 가야바의 장인이라
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.L-au dus întîi la Ana; căci el era socrul lui Caiafa, care era mare preot în anul acela.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.Luego le llevaron primero ante Anás, porque era el suegro de Caifás, el sumo sacerdote de aquel año
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.Mula-mula mereka membawa Yesus menghadap Hanas, bapak mertua Kayafas. Kayafas adalah imam agung pada tahun itu
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.og de førte ham først til Annas, for han var svigerfar til Kaifas, som var yppersteprest det år.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.Og de førte ham først til Annas; thi han var Svigerfader til Kajfas, som var Ypperstepræst i det År.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.Trước hết chúng giải Ngài đến An-ne; vì người nầy là ông gia Cai-phe làm thầy cả thượng phẩm đương niên.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.Trước_hết chúng giải Ngài đến An-ne ; vì người nầy là ông_gia Cai-phe làm thầy_cả thượng phẩm đương niên .
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.und führten ihn zuerst zu Hannas; der war des Kaiphas Schwiegervater, welcher des Jahres Hoherpriester war.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.vivék õt elõször Annáshoz; mert ipa vala [ez] Kajafásnak, a ki abban az esztendõben fõpap vala.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.Zij boeiden Hem en brachten Hem eerst bij Annas, de schoonvader van Kajafas, de hogepriester van dat jaar.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.και εφεραν αυτον εις τον Ανναν πρωτον διοτι ητο πενθερος του Καιαφα, οστις ητο αρχιερευς του ενιαυτου εκεινου.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.и отвели Его сперва к Анне, ибо он был тесть Каиафе, который был на тот год первосвященником.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.і повели Його перш до Анни, був бо тестем Каяфі, що був архиєреем того року.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.ויוליכהו בראשונה אל חנן והוא חתן קיפא אשר שמש בכהנה גדולה בשנה ההיא׃
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.ومضوا به الى حنان اولا لانه كان حما قيافا الذي كان رئيسا للكهنة في تلك السنة.
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.先 帶 到 亞 那 面 前 . 因 為 亞 那 是 本 年 作 大 祭 司 該 亞 法 的 岳 父
Onu önce, o yıl başkâhin olan Kayafanın kayınbabası Hanana götürdüler.先帶 到 亞那 面前 . 因 為亞 那 是 本年 作大 祭司 該亞 法 的 岳父
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Il rettore di un'università, ad esempio, non è molto meglio di una qualunque suocera.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Na przykład dziekan mojego wydziału nie jest lepszy niż te teściowe.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Par exemple, un de nos doyens de faculté ne vaut pas mieux que ces belles-mères.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Por ejemplo, un decano de nuestra facultad no es mejor que ninguna suegra.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Por exemplo, a diretora da nossa faculdade não é melhor do que nenhuma outra sogra.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Например, декан нашего факультета ничем не лучше такой свекрови.
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?A Hospodin riekol Kainovi: Prečo si sa rozpálil hnevom, a prečo opadla tvoja tvár?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Da sagde HERREN til Kain: "Hvorfor er du vred, og hvorfor går du med sænket Hoved?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Da sprach der HERR zu Kain: Warum ergrimmst du? und warum verstellt sich deine Gebärde?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Ðức Giê-hô-va phán hỏi Ca-in rằng: Cớ sao ngươi giận, và cớ sao nét mặt ngươi gằm xuống?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Ðức_Giê - hô-va phán hỏi Ca-in rằng : Cớ_sao ngươi giận , và cớ_sao nét_mặt ngươi gằm xuống ?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Então o Senhor perguntou a Caim: Por que te iraste? e por que está descaído o teu semblante?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Entonces Jehovah dijo a Caín: --¿Por qué te has enfurecido? ¿Por qué ha decaído tu semblante
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?És monda az Úr Kainnak: Miért gerjedtél haragra? és miért csüggesztéd le fejedet?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Et l`Éternel dit à Caïn: Pourquoi es-tu irrité, et pourquoi ton visage est-il abattu?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Il Signore disse allora a Caino: «Perché sei irritato e perché è abbattuto il tuo volto
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?I řekl Hospodin Kainovi: Proč jsi se tak rozpálil hněvem? A proč jest opadla tvář tvá?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Ja Herra sanoi Kainille: "Miksi olet vihastunut, ja miksi hahmosi synkistyy?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?여호와께서 가인에게 이르시되 네가 분하여 함은 어찜이며 안색이 변함은 어찜이뇨
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Maka berkatalah TUHAN kepada Kain, "Mengapa engkau marah? Mengapa mukamu geram
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Och HERREN sade till Kain: »Varför är du vred, och varför är din blick så mörk?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Og Herren sa til Kain: Hvorfor er du vred, og hvorfor stirrer du ned for dig?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Şi Domnul a zis lui Cain: ,,Pentruce te-ai mîniat, şi pentruce ţi s'a posomorît faţa?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Tedaj reče GOSPOD Kajnu: Zakaj si se raztogotil in zakaj je upadlo obličje tvoje?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Tedy rzekł Pan do Kaina: Przeczżeś się zapalił gniewem a czemu spadła twarz twoja?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?"Waarom ben je boos?" vroeg de HERE hem. "Waarom trek je zo'n kwaad gezicht?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Και ειπε Κυριος προς τον Καιν, Δια τι ηγανακτησας; και δια τι εκατηφιασε το προσωπον σου;
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?И Господ рече на Каина: Защо си се разсърдил? и защо е помрачено лицето ти?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?И сказал Господь Каину: почему ты огорчился? и отчего поникло лице твое?
İlgili Sayfalar