kavuştu ile cümle

kavuştu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İsa dedi ki, ‹‹Bu ev bugün kurtuluşa kavuştu. Çünkü bu adam da İbrahimin oğludur.耶穌說 、 今天 救恩 到 了 這家 、 因為 他 也是 亞伯拉罕 的 子孫
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.A človek narástol veľký a prospieval viacej a viacej a rástol tak, až bol veľmi veliký.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Cet homme devint riche, et il alla s`enrichissant de plus en plus, jusqu`à ce qu`il devint fort riche.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.E engrandeceu-se o homem; e foi-se enriquecendo até que se tornou mui poderoso;
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.E l'uomo divenne ricco e crebbe tanto in ricchezze fino a divenire ricchissimo
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.És gyarapodék az a férfiú, és elébb-elébb megy vala a gyarapodásban, mígnem igen nagygyá lõn.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.In rastel je ta mož in napredoval neprestano, da je postal silno mogočen;
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.I rostl muž ten, a prospíval vždy více v zrostu, až i zrostl velmi.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.I zbogacił się on mąż, a im dalej, tem więcej wzmagał się, aż urósł wielce.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Ja hän rikastui ja hyötyi hyötymistään, kunnes hänestä tuli hyvin rikas.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Kekayaannya semakin bertambah dan ia menjadi kaya raya
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.그 사람이 창대하고 왕성하여 마침내 거부가 되어
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Người nên thạnh vượng , của_cải càng_ngày_càng thêm cho_đến đỗi người trở_nên rất lớn .
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Người nên thạnh vượng, của cải càng ngày càng thêm cho đến đỗi người trở nên rất lớn.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Och han blev en mäktig man; hans makt blev större och större, så att han till slut var mycket mäktig.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Og han blev en rik mann, og blev rikere og rikere, så han til sist var overmåte rik.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.så han blev en mægtig Mand og stadig gik frem, indtil han blev såre mægtig,
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Und er ward ein großer Mann und nahm immer mehr zu, bis er sehr groß ward,
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.y el hombre se enriqueció y continuó enriqueciéndose hasta llegar a ser muy rico
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Zo werd hij steeds rijker.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Και εμεγαλυνετο ο ανθρωπος και επροχωρει αυξανομενος, εωσου εγεινε μεγας σφοδρα
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.И стал великим человек сей и возвеличивался больше и больше до того, что стал весьма великим.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.Човекът се възвеличаваше и продължаваше да става велик, догдето стана твърде велик.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.ויגדל האיש וילך הלוך וגדל עד כי גדל מאד׃
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.فتعاظم الرجل وكان يتزايد في التعاظم حتى صار عظيما جدا.
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.他 就 昌 大 、 日 增 月 盛 、 成 了 大 富 戶
İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.他 就 昌大 、 日增 月盛 、 成了 大富戶
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.(Bylo pak života Izmaelova sto třidceti a sedm let, i skonal; a umřev, připojen jest k lidu svému.)
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.Ích - ma-ên hưởng_thọ được một_trăm ba_mươi bảy tuổi , rồi tắt_hơi mà qua_đời , được qui về nơi tổ_tông .
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.Ích-ma-ên hưởng thọ được một trăm ba mươi bảy tuổi, rồi tắt hơi mà qua đời, được qui về nơi tổ tông.
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.Ismael berumur 137 tahun ketika ia meninggal
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.Ismaels Leveår udgjorde 137; så udåndede han; han døde og samledes til sin Slægt.
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.Ismaels leveår var hundre og syv og tretti år; så opgav han ånden og døde og blev samlet til sine fedre.
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.Ismaël stierf tenslotte op 137-jarige leeftijd.
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.이스마엘은 향년이 일백 삼십 칠세에 기운이 진하여 죽어 자기 열조에게로 돌아갔고
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.La durata della vita di Ismaele fu di centotrentasette anni; poi morì e si riunì ai suoi antenati
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.Los años de la vida de Ismael fueron 137, y falleció y fue reunido a su pueblo
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.Лет же жизни Измаиловой было сто тридцать семь лет; и скончался он, и умер, и приложился к народу своему.
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.ואלה שני חיי ישמעאל מאת שנה ושלשים שנה ושבע שנים ויגוע וימת ויאסף אל עמיו׃
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.وهذه سنو حياة اسماعيل. مئة وسبع وثلاثون سنة. واسلم روحه ومات وانضمّ الى قومه.
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.以 實 瑪 利 享 壽 一 百 三 十 七 歲 、 氣 絕 而 死 、 歸 到 他 列 祖 〔 原 文 作 本 民 〕 那 裡
İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.以 實瑪 利 享壽 一百三十七 歲 、 氣絕 而 死 、 歸到 他 列祖 〔 原文 作本 民 〕 那裡
İşte bu ruhumu rahata kavuşturur.И легло на душу, как покой.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Antes de liberar a las mujeres, se libera ella misma.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Avant de libérer les femmes, elle s'est libérée elle même.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Bevor sie die Frauen befreite, hatte sie sich selbst befreit.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Før hun befriede kvinder, havde hun befriet sig selv.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Hän oli vapauttanut itsensä, ennen kuin vapautti muut naiset.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Înainte de a elibera femeile, s-a eliberat pe sine.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Innan hon frigjorde andra kvinnor hade hon redan frigjort sig själv.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.In preden je osvobodila ženske, je osvobodila sebe.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.여성들을 해방시키기 이전에 그녀는 자기 자신을 먼저 해방시켰습니다.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Mielõtt felszabadította a nõket, saját magával tette ugyanezt.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Předtím, než osvobodila ženy, osvobodila sebe.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Prima di liberare le donne, aveva liberato se stessa.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Trên cả việc giải phóng phụ nữ, cô đã giải phóng chính bản thân mình.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Voordat ze vrouwen bevrijdde, bevrijdde ze zichzelf.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Πριν απελευθερώσει τις γυναίκες, είχε απελευθερωθεί η ίδια.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Перш ніж звільнити жінок, вона звільнила себе.
Kadınları özgürlüklerine kavuşturmadan önce, kendisini özgürlüğe kavuşturdu.Преди да освободи жените, тя е освободила себе си.
İlgili Sayfalar