Bu teoriyi kavramak için benim çok zordur.This theory is too difficult for me to comprehend.
Bu dikiş makinasını kavramak ne kadar sürer?How long does it take to get the hang of this sewing machine?
Kavramak gerçekten zor.It's really hard to comprehend.
Sami İslam konusunda her şeyi kavramak istiyordu.Sami wanted to understand everything about Islam.
Henri Bergson; metafiziği, kesinliği kavramak için sembollerle uygulanan bir bilim olarak tanımlar.Henri Bergson defined metaphysics as the science that dispenses with symbols to grasp the absolute.
Buda: Buda; uyanmak, kavramak, bilinçlenmek anlamındadır.Inner knowing: consciousness, creativity, insight, and intuition.
Sorunun biraz dışına çıktık, ama bunu kavramak bence önemli. -They're both maximum points. They tie for first place.
Bu, kavramak için çok fazla olacaktır.That would be a lot to take in.
Kavramak o kadar zor deđil, bir... bir... bir asteroid...It's not that hard to grasp, an as... an as... an asteroid is when...
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Looked at from this angle, theirs becomes a story about reading.
Bu yapılandırmayı kavramak kolay.The first configuration is easy to understand.
Üçüncü yapılandırmayı kavramak biraz daha güç.The third configuration is a little harder to understand.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.Also, to try to represent the texture of sound to capture its essential character through visuals.
Kavramak istediğim ilk şey elementler arasındaki gerilimin sabit olduğudur. -The first thing I want you to realize is that between elements that the voltage is always constant.
Stresin bu tarafını kavramak sizi nasıl daha sağlıklı yapacak?Okay, so how is knowing this side of stress going to make you healthier?
Ben aldım bunu. Eğilip o labutu çelik gibi pençem ile kavramak.I got that -- to reach down and grab that club in my grip of steel.
Buda: Buda; uyanmak, kavramak, bilinçlenmek anlamındadır.Budde: Heterogenität: Entstehung, Begriff, Abgrenzung.
Bir şeyi kavramak, onu bir ölçüde kavramsallaştırmak demektir.Comprendre quelque chose signifie l’avoir conceptualisée dans une certaine mesure.
Önemli olan bu gelişmenin sırrını kavramaktır.Ahí radica el secreto de su éxito.
El kitabını kavramak imkansız.Его почерк невозможно разобрать.
Buda: Buda; uyanmak, kavramak, bilinçlenmek anlamındadır.Пряме примордіальне значення: крупне досягнення, пробудження, розуміння.
Bir şeyi kavramak, onu bir ölçüde kavramsallaştırmak demektir.Egy dolgot megismerni, azt jelenti mint formáját értelemmel felfogni, megérteni.
Meditasyon yapmak ise Zihnin Özünün soğukkanlılığını içsel olarak kavramak anlamındadır.‘아소에 수반하는 것’이란 색은 자아의 속성 내지는 식이 자아의 속성임을 말하는 것이다.
Önemli olan bu gelişmenin sırrını kavramaktır.Verjetno je prav v tem skrivnost njegovega uspeha.
Analiz dersinde başarılı olmak veya yaptıklarımızın önemini kavramak için bu ispata ihtiyacınız yok.Pero la voy hacer posiblemente.
-aslında kavramak zor değil.잘 생각해보면 그닥 찾기 어려운 것도 아니지요.
-aslında kavramak zor değil.וזה לא קשה להבין, אם תחשבו על זה.
-aslında kavramak zor değil.وهو أمرٌ ليس صعب الفهم ان فكرنا به جيداً
-aslında kavramak zor değil.普段
Ben aldım bunu. Eğilip o labutu çelik gibi pençem ile kavramak.Ich hab's -- ...um die Keule da unten mit meinem Griff aus Stahl zu packen.
Ben aldım bunu. Eğilip o labutu çelik gibi pençem ile kavramak.Я понял... чтобы дотянуться и взять булаву моей стальной хваткой.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.Además, puede representar la textura de sonido; y captar su carácter esencial visualmente.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.Da mesma forma, a tentar representar a textura do som; captar a sua característica essencial através da visão.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.Használjuk a hang jellegének megjelenítésére, hogy vizuálisan ragadjuk meg a lényegi karakterét.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.또한 소리의 질감을 표상하고 핵심적 요인들을 잡아내기 위해 시각이 동원되죠.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.Også for at repræsentere lydes tekstlighed - at fange deres grundlæggende træk gennem det visuelle.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.Także do tego, by starać się oddać fakturę dźwięku, uchwycić jego esencję poprzez elementy wizualne.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.Zicht bepaalt ook het gevoel van geluid door de essentie te visualiseren.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.Изображение также помогает отобразить структуру звука, уловить его основную идею.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.וגם לנסות לייצג את המרקם של הצליל לייצג את המאפיין המרכזי שלו באמצעים חזותיים.
Bir de, görsel içinde sesin dokumunu teslim etmek, öz karakterini kavramak için.أيضا لمحاولة تقديم نوعية مادة الصوت للتعبير عن أساسياتها الشخصية عبر المرئيات.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Examinée sous cet angle, leur histoire devient une histoire sur la lecture.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.In questa prospettiva la loro è una storia sulla lettura.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Kiedy tak na to patrzymy, staje się to historią o sposobie odczytania.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Aus diesem Blickwinkel gesehen, wird ihre Geschichte zu einer über das Lesen.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Če pogledamo z druge strani njihva zgodba postane zgodba o branju.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Ebből a szemszögből nézve az ő történetük az értelmezésről szól.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.이러한 관점에서 보면, 그들의 사연은 읽혀질만한 이야기가 됩니다.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Nhìn từ góc độ này, câu chuyện của họ trở thành truyện để đọc.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Pohledem z tohoto úhlu se z jejich příběhu stává příběh o čtení.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Privită din acest unghi, povestea lor devine una de interpretare.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Vanuit deze hoek bekeken, gaat hun verhaal over lezen.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Vista deste ângulo, a história deles torna-se uma história sobre a leitura.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Visto desde esta perspectiva, su historia se convierte en una de interpretación.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Αν το δείτε από αυτή την οπτική γωνία, οι ίδιοι να γίνονται ιστορία για ανάγνωση.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.З такого ракурсу важливим було, як вони зможуть прочитати історію.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.Погледнато от този ъгъл, тяхната история е история за разчитането на страховете.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.С этой перспективы они уже не писатели, а читатели своих страхов.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.כשמסתכלים מהזווית הזו, הסיפור שלהם הופך לסיפור על קריאה.
Bu açıdan bakıldığında, onlarınki kavramak ile ilgili bir hikaye haline geliyor.ينظر إليها من هذه الزاوية، ويصبح لهم قصة عن القراءة.